Pusula’da Bugün: Boşanma

Bir evliliğin bitmesi için çok geçerli sebepler vardır: Çekilmez hala gelen tartışmalar, şiddet, derin kişilik farklılıkları, evlendikten sonra çok değişen bir eş gibi… Bazen bunlara göre daha az geçerli ama hala haklı sebepler de olur: Aynı şeylerden zevk almamaya başlamak, hayatın monotonlaşması, maddi sıkıntılar… Maksat bahane olsun, her sabah kahvaltıda aynı şeyleri yemek bile bazen bir sebeptir! Malumunuz İngilizler de 23 Haziran’da, AB ile olan “evliliklerini” bitirme kararı aldılar. Ayrılık yanlısı kampın söylemi aslında “daha az geçerli sebepler” kategorisine giriyor gibi. Öyle ya da böyle, artık nedenini nasılını tartışmak yerine bundan sonra ne olacağına odaklanma zamanı.

19 yüzyılın başlarında İngiltere’de evlilik müessesesi oldukça karışık bir hal almıştı. Kadınların kocalarından “kurtulmak” için onları arsenik ile zehirlemeleri oldukça yaygındı. Zehirlenme resmi olarak kanıtlanamıyordu, zira her gün içkiye bir damla zehir katmak, tek kalemde içilen zehrin saatler sonra etki etmesi gibi sebepler, doktorların ve adli güçlerin elini kolunu bağlıyordu. Lordlar Kamarası sonunda buna bir çözüm buldu: 1851’de kabul edilen bir yasayla kadınlara arsenik satışı yasaklandı! Sonrasında ise boşanma yasallaştırıldı.

Piyasalarda son yıllarda yaşadıklarımıza bakınca sanırım rahatlıkla iddia edebiliriz: Şanslı bir nesiliz. Hemen hemen her yıl tarihe tanıklık ediyoruz, bu kolay rastlayacağınız bir şey değil. Hadi biz yıllarca kendi krizlerimiz nedeniyle artık birçok olaya karşı çok daha hızlı tepki verebiliyoruz, alışığız ama mesela ortalama bir İsviçreli bankacı için son 10 yıl oldukça heyecan verici oldu. Düşünürseniz kendi ülkenizde pek heyecan verici bir olay yok, sadece dış piyasaları izliyorsunuz ve bu bile yerel piyasalarınıza süzülerek geliyor. İşte böyle bir bankacının hayatındaki en önemli ve de anlamlı hikâyesi 2015 başında İsviçre Merkez Bankası’nın EURCHF paritesinde taban uygulamasından bir anda vazgeçmesi ve akabinde CHF paritelerinde yaşanan müthiş oynaklık olabilir. Tamam, az buz bir olay değildi, mamafih bunun dışında ileride torununuza anlatacak bir hikâyeniz yok:

- Simon dede, bana bir hikâye anlatır mısın lütfen?

- Tabi Julien anlatayım. Bir gün sabah işe bir geldim, merkez bankası frank paritesini…

- Of ama dede, hep aynı hikâye, başka bir şey anlatsan olmaz mı?

- Eee, ııı, tamam, buldum! Bir gün bilgisayarımı tam açıyorum, ekran mavi… Meğer bizim IT bana haber vermeden güncelleme yapmış, açık olan tüm dosyalarım uçmuş, ben nasıl sinirlendim var ya.

- …

- Ne oldu Julien?

- Boşver dede, hadi sen bana gene İsviçre Merkez Bankası’nı anlat.

Simon dede sanırım artık anılarının arasına İngiltere’nin AB’den “boşanma” kararını da ekleyebilir. Çok net bir şekilde bu da tarihteki yerini alacak olaylardan biri ve istisnasız bu kez tüm piyasaları etkiliyor, etkilemeye devam edecek. İşlerin nereye varacağı üzerine bir çok senaryo üretmemiz mümkün, ki zaman içinde sular biraz duruldukça olayların yönü netleşecek ve biz de piyasalarda yeniden uzun vadeli tahminler yapabileceğiz. Kısa vadede ise, iyi yönden bakarsak, yapılabilecek bir çok şey var. Piyasalarda oynaklığın artmasını çoğu zaman kötü bir gelişme olarak algılarız. Bunun sebebi, oynaklığın uzun vadeli öngörü yapmayı zorlaştırmasıdır. Kısa vadede ise oynaklığın artması al-sat yapanları mutlu eder. İşte bu noktada ne zaman uzun vadeli, ne zaman kısa vadeli yatırımcı olacağınıza iyi karar vermeniz gerekir.

Brexit sonrasında Cuma günü, piyasalarda oynaklık, panik havasının da etkisiyle hakikaten çok yüksek oldu. Böyle zamanlarda uzun uzun analizler yapmak yerine sürü psikolojisini izlemek, “sürü” ile yön değiştirmek de bir stratejidir. Ancak bu stratejinin risk/getiri oranı çok kötü olabilir, ki Cuma günü ve bu hafta açılışında olan da bu. Zira bunun gibi tarihte ilk kez olan bir olayı fiyatlamak zor. Yine de piyasalardaki bu satış eğilimi alım fırsatı olarak gören bir kitle var. Bu kitlenin argümanı fiyatların zaten ucuz olduğu ve düşüşün de alım fırsatı yaratmış olduğu. Brexit de bu anlamda bu kitleyi pek rahatsız etmiyor. Brexit’i alım fırsatı olarak gören yatırımcılar, olayın çok ciddi bir yere varmayacağını ileri sürüyorlar. Bu varsayımın altında yatan bazı savlar ve yorumlarım şöyle:

Kaynak: Bloomberg

*Referandum bağlayıcı değil, Lordlar Kamarası’nda veto edilebilir, hükümet kararı uygulamayabilir (Ortadoğu coğrafyasında yaşayan bizlere tuhaf gelmiyor ama geleneklerine son derece bağlı, demokrasi kültürünü özümsemiş bir ülkedenbahsediyoruz, unutmayalım)

*3 milyon kişi imza toplayarak, oylamanın tekrarını istediler (34 mn kişi oy kullandı, yenilen pehlivan güreşe doymaz misali sürekli oylama mı olacak? Soğuk su içiniz, iyi gelir)

*AB ile ikili anlaşmalar ile eski sistemde sürer (Almanya Maliye Bakanı Schauble, diğerlerine emsal teşkil etmesi için “esir almak yok” stratejisinin uygulanmasını istiyor)

*AB’den çıkmak isteyenler çıkarsa, kalan AB daha sorunsuz, sağlıklı bir yapıya kavuşur (Mali birlik sağlanmadan ne yaparsanız yapın boş. Ya da “iki vitesli Avrupa” projesi gerçekleşmeli. Hem ayrıca bakınız yandaki tablo. AB’de kimse kalmayacak neredeyse!)

Tüm bunlar kısa vadede iyimserlik yaratacak konular değil, kısa vadeli iyimserlik arıyorsak gözümüzü merkez bankalarına çevirmeliyiz. Kabul etmek lazım ki merkez bankaları Brexit’e iyi hazırlanmışlar, hiç duraksama olmadan Avrupa piyasalarının açılması ile birlikte destek mesajlarının gelmeye başladığını gördük. Kısa vadeli önlemler bir yana, bu kadar ciddi belirsizlik barındıran bir konu varken, Fed’in faiz artırımı konusunu da 2016 için artık rafa kaldırabiliriz. Peki, bu durumda, piyasalarda en kötüsü geride mi kaldı? Keşke bu kadar kolay olsaydı… Zaman içinde ne olacağını göreceğimiz bir döneme girdik. Böyle dönemlerde iddialı tek taraflı yatırımlardan ziyade, performans farklarına dayalı işlemler (pair trade) ya da opsiyon üzerinden yatırımlar çok daha mantıklı.

Türkiye de kuşkusuz bu ortamdan etkilenecek. Cuma günü tüm dünyada olduğu gibi bizde de yurtiçi piyasalarda satış baskısı ağır bastı. Yine de özellikle TL’de gördüğümüz müthiş geri dönüş ($/TL 3.0 gördükten sonra yüklü yerli yatırımcı satışları ile 2.91’lere geriledi), piyasalarımızı iyi kötü destekledi. İlk darbeyi finansal piyasalar üzerinden karşıladık, ancak ilk başta çok dikkat etmediğimiz bazı noktaları unutmayalım: İlerleyen dönemde bu gelişmeler ekonomimizi de etkileyecek. Mal ticareti, doğrudan yatırımlar, finansal bağlar ve küresel riskten kaçınma eğilimi bir araya gelip makro verilerimize yansıyacak.

İngiltere bizim en büyük ihracat pazarlarımızdan biri. İngiltere’ye motorlu taşıt, tekstil ve elektrik-elektronik ürünleri satıyoruz. Bunlar bizim toplam ihracatımızın yaklaşık %7.6’sını oluşturuyor. Ayrıca Türkiye’ye gelen tüm turistlerin de %7’si İngiliz. Brexit nedeniyle bunların bıçak gibi kesileceğini, artık orada televizyon, otomobil satamayacağımızı iddia edecek değiliz ama zaten sorunlu giden ihracat pazarlarımızı (Rusya, Irak) ve azalan turizm gelirlerimizi düşündüğümüzde bir darbeyi daha kaldıracak durumda değiliz. Bu yüzden önümüzdeki günlerde TL cinsi varlıklarda risk priminin normalden daha yüksek seyredeceğini iddia etmek hiç zor değil.

İngilizlerin uzun vadeli ilişki yaşamakta bir sorunları olduğu açık, fakat akıllarına koydularsa da konuyu uzatmıyorlar. İngiltere Kralı 8. Henry, Aragonlu Catherine’den boşanarak Anne Boleyn ile evlenmek için Anglikan Kilisesi’ni kurup, kendisini kilisenin başı ilan etmiş ve bu sayede ilk evliliğini geçersiz ilan etmişti. Tabi, bir anda tüm ülkenin mezhebi değişmiş oldu ama Kral istediğini aldı mı aldı… Bu kez de böyle olacak. İngiltere ile Avrupa Birliği’nin boşanması zor bir süreç olabilir, ama ok yaydan çıktı bir kez…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "İzlemeniz Gereken 10 Film"

 29.05.2017 11:51

Piyasalarda bir süredir devam eden olumlu havada bariz bir değişim yok. Yine rekor seviyelerde dolaşan ABD borsaları, henüz yüksel(e)meyen tahvil faizleri derken küresel piyasalardaki hikayeler bize farklı bir yön sunmaktan uzak. Bugün önde gelen piyasaların kapalı olması nedeniyle piyasalar sakin olacaktır. Bundan faydalanarak bugün sizinle bir liste paylaşacağım: Her yatırımcının izlemesi gereken finansal filmler!

 

Pusula’da Bugün: "Hipnotizma ve Hayatın Gerçekleri"

 25.05.2017 11:08

Rekor üstüne rekor kıran BIST100 endeksi ve blok hisse satışları bazı yatırımcılarda “endeks artık çok pahalı” algısı yaratmış olabilir. Doğru, TL bazında tarihi zirvedeyiz, sene başına göre %25 prim yaptık, Aralık ayındaki dibinden bakarsanız da %36 gibi bir yükselişten bahsediyoruz. Üstelik sadece bizde değil, küresel borsalarda da benzer bir tablo söz konusu. Buna rağmen piyasada “tamam, buraya kadar” diyen de pek yok. Adeta toplu bir hipnotizma seansı yaşıyoruz. Mesele şu ki, temel senaryo ile bu “seans” örtüşüyor…

Pusula’da Bugün: "Oyun Planı"

 22.05.2017 11:49

Geçen hafta sonuna doğru bazı gelişmeler piyasalarımızı olumsuz etkiledi. Genel olarak piyasalar bu haftaya hızla toparlanarak başlıyorlar diyebiliriz. Yine de bu hızlı hareket bize gösteriyor ki, sebep ne olursa olsun, ara ara durup nasıl bir dünyada olduğumuzu hatırlamakta fayda var.