Pusula’da Bugün: "Çivisi Çıkmış Dünya"

“Ya bu yüzyılda herkesin kendisiyle özdeşleştirebileceği, aynı evrensel değerlerle bütün haline getirilen, insanlık serüveninde güçlü bir inancın rehberlik ettiği ve bütün kültürel çeşitliliklerimizle zenginleşecek bir uygarlık kurmayı başarırız, ya da ortaklaşa bir barbarlığın içinde yok olup gideriz.”

En sevdiğim yazarlardan olan, daha çok tarihi romanlarıyla tanınan Amin Maalouf*, “Çivisi Çıkmış Dünya” isimli kitabında “yanlış ve çıkarcı politikaların doğurduğu ekonomik ve siyasal krizlerle mücadele eden insanlık için bir yol haritası” sunar. Kitabın satır aralarında Amerikan politikaları, Avrupa Birliği, 20. yüzyıl Arap siyasi tarihi ve Türkiye’den de bahsedilir. Maalouf, coğrafyamızda ortaya çıkan siyasi, ideolojik oluşumları, Batı dünyasının çıkmazlarını, “dünyanın çivisi çıkma durumunu” tespit ederek, yakın tarihten, bolca da Atatürk’ten bahseder.

“Çivisi çıkmış dünya” deyince bulunduğumuz coğrafyanın akla gelmesi doğal, zira on yıllardır oturmayan devletler, uluslar, inanç farklılıkları ve bunların yol açtığı vahşetten bahsediyoruz. Normalde her şeye at gözlüğü ile bakan piyasalarda yukarıdakiler o kadar da önemli değildir, insanlık dramlarına şöyle bir üzülürmüş gibi yapılır, sonra herkes yine piyasaya döner. Zaman zaman bu büyük satranç tahtasındaki hamlelerin piyasalarda önemli yansımaları olur. İşte küresel piyasalarda hafta sonundan bu yana gördüğümüz hareketlerin temelinde ekonomik gerekçeler değil, jeopolitik risklerin fiyatlanması etkili. Yatırımcılar güvenli liman kabul edilen enstrüman ve para birimlerine yönelmiş durumda.

Donald Trump uzun süredir görmediğimiz kadar hırçın bir ABD Başkanı olacağını daha seçim kampanyası sırasında belli etmişti. Bugün dünyadaki sorunların hiç biri yeni değil, ama Trump’ın yönetimi altında ABD dış politikasının sertleşmesi, ABD’nin meselelerde doğrudan taraf olması ve bir süre daha pek bir sorun yaşanmaz diye düşünülen bazı coğrafyalara ABD’nin arı kovanına çomak sokar gibi dalma niyeti ortalığı belli ki karıştırmaya devam edecek. Finansal piyasaların da kendilerini buna hazırlaması hiç şaşırtıcı değil. Peki, acaba şu ana dek gördüğümüz bu güvenli liman talebi devam edecek mi? Bu sorunun yanıtı için hızlıca bir durum değerlendirmesi yapalım:

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson dün Rusya’ya gitti, bugün Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşecek. Devlet Başkanı Putin ile görüşme olup olmayacağı henüz bilinmiyor. Rus basınına göre, Tillerson’ın ziyareti soğuk savaş sonrasındaki en zor dönemde gerçekleşiyor. Hükümetin resmi yayın organı Rossiskaya Gazeta, Trump’ı gerçekler ve hukuka kayıtsız kalmakla, insan yaşamını hiçe saymakla suçluyor.

G7, İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın, Suriye’de rejimin kimyasal saldırısına destek verdiği iddiasıyla Rusya’ya yeni yaptırımlar uygulanması önerisini reddetti. Kanada yaptırımları desteklerken, İtalya yaptırımların reddi konusunda en net tutumu takınan ülke oldu. İtalya-Rusya ilişkileri son dönemde gayet sıcak seyrediyor, hatta İtalyan şirketlerinin Rusya’da üretim yapması için görüşmeler sürüyor.

G7, saldırıyı BM’nin araştırmasını istedi, ki Rusya ve İran’ın talepleri de bu yönde. Putin kimyasal saldırı iddialarını “düzmece” olarak nitelendiriyor. Hatta dün “ABD’nin Şam’a kimyasal saldırı hazırlığında olduğunu, bunu yine Suriye rejiminin üzerine atacağını” iddia etti. Suriye Dışişleri Bakanı El-Muallim Perşembe günü Rusya’ya gidecek. İran’ın da bu ziyarete katılması söz konusu olabilir.

Şu ana dek bölgenin önemli aktörlerinden İran görece sessiz kaldı denebilir. İran’ın Rus uçaklarına kendi üslerini kullanma izni vermesi ise dengeleri değiştirecek bir hamle olur. Bu durumda Rusların ateş gücü ve manevra kabiliyeti artacağından, ABD ve diğer ülkelere ait uçaklar açısından tehlikeli bir durum ortaya çıkacak.

ABD, kimyasal saldırıyı rejimin yaptığı konusunda emin, rejimi durdurmak için askeri müdahalelere devam edileceği, Rusların da buna destek vermekten kaçınmaları gerektiği artık yüksek sesle ifade ediliyor. Uçuşa yasak bölge uygulaması da öneriler arasında. Trump ise bugün NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile ortak basın konferansı düzenleyecek

Yukarıda okuduklarınız ana akım medyada yer alan, kamuya açık haberler. Daha spekülatif haber sitelerine, yorumlara bakarsanız ruhunuz sıkılacak. Komplo teorilerine girmeden bile şurası kesin ki bölgemizde işler göründüğünden çok daha karışık. Yukarıda Türkiye ile ilgili bir şeyin yer almadığını fark ettiniz elbette. Bu konuda yine bir çok spekülasyon var, ancak ABD’nin stratejisi netleştikten sonra bunlara eğilmek daha doğru olur. ABD ne yapacak derseniz, işte o da Rusya’ya bağlı. Bir ABD saldırısında Rus askerinin vurulması bizi bambaşka senaryolara götürecek ki, bu durumda artık “bölgesel” değil, “küresel” riskler söz konusu olacak, “piyasalarda ne oluyor” sorusu da sanırım en son duymak istediğimiz şey olacak.

Kapımızdaki bu risklere ek olarak Kuzey Kore meselesini de unutmayalım. Trump bir süredir olduğu gibi Kuzey Kore’yi tehdit etmeye devam ederken, Çin üzerindeki baskıyı da artırıyor. Kuzey Kore ise “ABD provokasyona devam ederse nükleer silah kullanmaktan çekinmeyeceği” tehdidini yineledi. Bu açıklamanın, ABD’nin geçen hafta Carl Vinson uçak gemisi ve ona eşlik eden filoyu Kore Yarımadasına göndereceğini açıklamasısonrasında yapıldığını not edelim. Güney Çin Denizi konusunda da bir ilerleme olmadığı gibi, tersine bölgedeki gerginlik artıyor. Filipinler, üzerinde insan yaşamayan adalara savunma amaçlı silah sistemleri kuracağını açıkladı. Özetle dünya bir barut fıçısı, her şey bir kıvılcıma bakar. Yukarıdaki sorunun yanıtı da bu: Gerginlik henüz azalma işaretleri vermediği gibi, tam tersine artıyor. Bu durumda piyasalarda da güvenli liman talebi, en azından bir süre daha devam etmeli.

Bu kadar gerginliğin rakamlara yansıması kaçınılmaz. Nitekim ABD tahvil faizi %2,27’ye kadar düştü, altın fiyatı $1.280’e çıktı, USDJPY 110 seviyesinin altında. Bu gerginliğin (OPEC’in arz kesintisini 6 ay daha uzatacağı beklentisinin de payı olmakla birlikte) petrol fiyatına da yansıdığını söyleyebiliriz. Ancak, alışık olduğumuzdan farklı olarak bu kez USD değerlenmiyor. Bunu tüm gerginliğin ABD etrafında dönüyor olmasına da bağlayabiliriz, ama tahvil faizlerinin gerilemesi elbette bir çelişki. Şimdilik piyasalar arasındaki bağın kopması olarak yorumlayabileceğimiz bu durum, gelişen ülke para birimlerinde korkutucu bir tabloya yol açmadığı gibi, tersine, değer kazançları görüyoruz. Bu durum anlamlı mı derseniz, çok değil aslında. Gelişen ülkeler artan jeopolitik risklerde ilk terk edilecek piyasalardır, bunu unutmayalım.

Yine de Türkiye ve TL özelinde farklı bir durum söz konusu. Bu hafta sonu yapılacak halk oylaması öncesinde piyasalarımızda görece iyimser bir fiyatlama hakim. Bunu, yatırımcıların halk oylaması sonrasında görülmesi olası prim potansiyelinden şimdiden yararlanmak istemelerine bağlıyoruz. Öte yandan bu iştah olası prim potansiyelini de sınırlayabileceğinden hesapların dikkatli yapılmasında fayda var.

  • Amin Maalouf kitapları için buraya bakabilirsiniz.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "İzlemeniz Gereken 10 Film"

 29.05.2017 11:51

Piyasalarda bir süredir devam eden olumlu havada bariz bir değişim yok. Yine rekor seviyelerde dolaşan ABD borsaları, henüz yüksel(e)meyen tahvil faizleri derken küresel piyasalardaki hikayeler bize farklı bir yön sunmaktan uzak. Bugün önde gelen piyasaların kapalı olması nedeniyle piyasalar sakin olacaktır. Bundan faydalanarak bugün sizinle bir liste paylaşacağım: Her yatırımcının izlemesi gereken finansal filmler!

 

Pusula’da Bugün: "Hipnotizma ve Hayatın Gerçekleri"

 25.05.2017 11:08

Rekor üstüne rekor kıran BIST100 endeksi ve blok hisse satışları bazı yatırımcılarda “endeks artık çok pahalı” algısı yaratmış olabilir. Doğru, TL bazında tarihi zirvedeyiz, sene başına göre %25 prim yaptık, Aralık ayındaki dibinden bakarsanız da %36 gibi bir yükselişten bahsediyoruz. Üstelik sadece bizde değil, küresel borsalarda da benzer bir tablo söz konusu. Buna rağmen piyasada “tamam, buraya kadar” diyen de pek yok. Adeta toplu bir hipnotizma seansı yaşıyoruz. Mesele şu ki, temel senaryo ile bu “seans” örtüşüyor…

Pusula’da Bugün: "Oyun Planı"

 22.05.2017 11:49

Geçen hafta sonuna doğru bazı gelişmeler piyasalarımızı olumsuz etkiledi. Genel olarak piyasalar bu haftaya hızla toparlanarak başlıyorlar diyebiliriz. Yine de bu hızlı hareket bize gösteriyor ki, sebep ne olursa olsun, ara ara durup nasıl bir dünyada olduğumuzu hatırlamakta fayda var.