Pusula’da Bugün: İstihdam Verileri Sonrası

Brexit konusunun öne çıktığı, GBP’de sert değer kaybının yaşandığı bir haftayı geride bıraktık. Haftanın piyasa açısından en önemli olayı olan ABD istihdam verileri ise beklenen heyecanı sağlayamadı. Bu haftaya ise ABD piyasalarının kapalı olması nedeniyle sakin bir başlangıç yapıyoruz, ancak hafta boyunca yaşanacak gelişmeler bu sakinliğin sorgulanmasına yol açabilir.

Her ayın ilk Cuma günü açıklanan ABD istihdam verileri piyasanın üzerinde spekülasyon yapmayı belki de en sevdiği veridir.

Son yıllarda Fed’in faiz politikasını, belki gereğinden fazla bir önem vererek bu verilere endekslemesi de kuşkusuz piyasanın ekmeğine yağ sürdü. Evet, istihdam ekonominin gidişatını göstermesi açısından gayet önemli, ancak öyle zamanlardayız ki tek bir değişken artık bize bir şey ifade etmiyor.

Cuma günü açıklanan verilere göre Eylül ayında ABD’de istihdam 156 bin kişi ile 170 bin kişi olan beklentilerin altında artış gösterdi.

Bu veri Kasım ayını Fed faiz artırımı açısından denklemden çıkarmamız için yeterli, ancak Aralık ayı için bize net bir şey söylemiyor. 14 Aralık’taki FOMC toplantısı öncesinde iki adet istihdam verisi daha göreceğiz. Mevcut söylemden hareketle, faiz artışının ötelenmesi için bu verilerin ancak beklentilerin çok altında kalması gerekir, bunun dışındaki durumlarda ise artık faiz artışına kesin diye bakmamız lazım. Hoş, Trump’a bakarsanız veri “Obama-Clinton ekonomisinin başarısızlığını” gösteriyor. Düşük faiz ile dahi parlak bir performans gösteremeyen ekonominin, Trump’ın da savunduğu gibi faiz artışı sonrasında ne yapacağını göreceğiz. Aslında, düşük faiz politikası istihdamın toparlanmasına çok ciddi fayda sağladıysa da büyüme tarafına olan katkısı tartışılır. Bu anlamda insanların kafalarının en az Trump kadar karışık olduğunu iddia edebiliriz.

Veriler bize Fed konusunda çok net bir şey söylüyor değil. Halen piyasanın Aralık ayı için tanıdığı olasılık %64 civarında.

Kaynak: Bloomberg

Bu noktada tekrar geçen yılın Aralık ayına dönelim: Fed’in faiz artırdığı bu dönemde, Fed üyelerinin 2016’da 4 kez faiz artışı öngördüklerini hatırlayalım. İşte bu dönemde piyasalarda doların çok güçleneceği algısı artmış, EURUSD paritesi için beklentiler hızla 1.0 seviyesinin altına gelmeye başlamıştı. Ancak kısa bir süre sonra Çin kaynaklı kaygılar piyasalarda satışlara yol açmış, bunun sonucunda büyüme ve enflasyon beklentileri gerilemiş, tahvil verim eğrisi yataylaşmıştı. Nihayetinde dolar değer kazanamadı, tahvil faizleri de artmadı.

Hadi geçen sefer ABD dışı gelişmeler Fed kararlarında ve piyasalarda etkili olmuştu, ya şimdi?

Elbette ki ABD ekonomisini dünyadan bağımsız düşünemeyiz ama bir an için öyle varsayalım. FOMC üyelerinin 2017 için tahmini iki kez faiz artışı olacağı yönünde. Bu, piyasa beklentisine çok yakın. Uzun bir aradan sonra nihayet piyasa ile Fed’in beklentilerinin birbirine uyduğunu görmemiz önemli. Ancak sorun şu ki, bu noktaya Fed’in ikna gücüyle değil, piyasanın ısrarcılığıyla geldik. Sonuçta Fed verilere olduğu kadar piyasalara da bakıyor. Piyasalar ısrarlı şekilde hızlı bir faiz artışı olmayacağını fiyatlarsa, Fed’in inatlaşma şansı pek kalmaz. Bu nedenle gelişmelerin Fed’in elini güçlendirmesi ve piyasanın da bu konuda ikna olması gerekir. Özetle her şey uzlaşmaya bakar.

Fed’i yine öne çıkarmamızın nedeni, konunun bu hafta birkaç kez önümüze çıkacak olması.

Öncelikle bu hafta yayımlanacak Eylül ayı toplantı tutanaklarında, üyelerin neden faiz artışı için biraz daha beklemeyi uygun gördüklerini, karara şerh koyan 3 üyenin argümanlarının ne derece sağlam olduğunu göreceğiz. Bunlar bize 2017’deki FOMC toplantılarında nasıl bir hava oluşacağını, toplantıların adeta ne derece kanlı geçeceğini gösterecek. Ayrıca bu hafta hem Fed Başkanı Yellen’ın hem de üyelerin konuşmaları olacak. Bu konuşmalarda verilecek şahin mesajlar da piyasalarda dalgalanmaya yol açacaktır.

Yurt dışında Fed haricinde başka gelişmeler de olmakla birlikte, Türkiye açısından da önemli bir haftaya girdik.

Kaynak: Bloomberg

Dünya Enerji Kongresi dün İstanbul’da başladı. Zirvede petrol fiyatları ile ilgili bir karar çıkması beklenmiyor, ancak yine bu yönde yapılacak açıklamalar petrol fiyatlarını etkileyebilir. Yılbaşından bu yana %37 artmış olan petrol fiyatının etkisini gözden kaçırmayalım: Kısa vadede küresel piyasalarda artan risk iştahı bizi de olumlu etkileyecek ama bu denli yüksek bir fiyat artışı eninde sonunda makro dengelerimizi olumsuz etkileyecek. Petrol düşerken dahi iyimserlikten istediğimiz kadar faydalanamamışken, şimdi beklentilerin daha da bozulduğu bir ortama gidebiliriz. İç talebi canlandırma yönünde atılan adımlar ile birlikte düşünüldüğünde, enerji faturasının da artması, cari açığı artıracak. Bu da zaten kırılgan bir konumda görülen TL’de zaman içinde daha fazla değer kaybı demek. Her ne kadar Cuma gününün ardından TL’de hafif bir toparlanma beklesek de bunun kalıcılığı konusunda şüpheliyiz.

Öte yandan Dünya Enerji Zirvesi bize farklı bir açıdan bazı fırsatlar sunabilir. Zirve münasebetiyle, geçen yıl Kasım ayında düşürülen Rus uçağının ardından Rusya Devlet Başkanı Putin ilk kez Türkiye’yi ziyaret edecek. Toplantılarda, iki ülke arasında kriz sonrasında durma noktasına gelen ticaret, turizm ve yatırım konularının görüşülmesi bekleniyor. Oldukça zor bir yıl geçiren ilgili sektörlerimizin bu konularda atılacak her adımdan olumlu etkileneceği açık. Ayrıca, bu görüşmenin bizim için önemli bir yanı daha var: Rus doğalgazını doğrudan Türkiye’ye ve belki de Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşıyacak Türk Akımı projesi konusunda ilerleme kaydedilebilir. Petrol fiyatlarının arttığı bir dönemde, bu proje ile fiyatlarda sağlayacağımız bir avantaj yukarıda bahsettiğimiz kaygıları azaltabilir. Görüşmelerde Suriye konusu da kuşkusuz gündemde olacak, ki bu noktada çıkarları aynı noktada olmayan Türkiye ve Rusya’nın bir uzlaşıya varmaları bir çok açıdan ferahlatıcı olacaktır.

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

Tufan Cömert

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Oyun Planı"

 22.05.2017 11:49

Geçen hafta sonuna doğru bazı gelişmeler piyasalarımızı olumsuz etkiledi. Genel olarak piyasalar bu haftaya hızla toparlanarak başlıyorlar diyebiliriz. Yine de bu hızlı hareket bize gösteriyor ki, sebep ne olursa olsun, ara ara durup nasıl bir dünyada olduğumuzu hatırlamakta fayda var.

Pusula’da Bugün: "Şüyuu Vukuundan Beter"

 18.05.2017 10:10

Göreve geldiğinden bu yana tutarsız açıklamaları ile pek de güven telkin etmeyen ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump, gelişiyle piyasaları sarsmıştı. Görünen o ki piyasa şimdi de Trump’ın görevden alınması olasılığı ile bir kez daha sarsılıyor. Aslına bakarsanız şu anda herkesin ilk gündem maddesi olan Trump’ın azli konusu, “şüyuu vukuundan beter” deyimine çok uygun…

Pusula’da Bugün: "Bakış Açısı"

 16.05.2017 11:22

Dün Picasso’nun Oturan Kadın isimli tablosu New York’ta düzenlenen bir müzayedede $45 milyona satıldı.  II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafında kaçırılan bu tablo, Fransız direnişçiler tarafından son anda kurtarılmıştı. 6 yıl önce de müzayedeye çıkan tablo, $26 milyondan satılmıştı. 6 yılda dolar bazında %73 getiri… Hiç fena değil, ama finansal piyasalarda yeterince uzun süre beklerseniz daha da cazip getiriler söz konusu…