Pusula’da Bugün: Kavak Yellerinin Sonu

Ülkemizde neredeyse her yerde yetişen kavak ağacı, her bölgenin doğal koşullarına bağlı olarak çeşitlilik gösterir. Kavak yaprakları en esintisiz, en yaprak kımıldamaz havada bile dalgalanır, tatlı bir ses yapar, adeta kendi dünyasını yaratır. İşte kendinden başka kimsenin farkında olmadığı, hissetmediği düşüncelere, hislere kapılanlar için “başında kavak yelleri esmek” deyiminin yakıştırılması da bundandır. Deyim, özellikle sorumluluk duygusundan uzak gençleri tanımlamada kullanılır. Peki, sizce (bu anlamıyla olmasa bile) Fed’i de bu çerçevede değerlendirebilir miyiz?

Bu sorunun yanıtı olaylara hangi cepheden baktığınıza bağlı olarak değişebilir. Kuşkusuz piyasanın bakışı ile bir merkez bankasının olaylara bakışı, tahmin yöntemleri birbirinden çok farklı… Piyasa oyuncuları, kendilerine para kazandıracak her türlü hareketi değerlendirmeyi isterler. Merkez bankaları ise orta-uzun vadeli eğilimlere göre, çoğu zaman bu eğilimler yön değiştirmeden müdahale etmek zorundalar. İşte bu noktada Fed ile piyasa arasındaki çekişme dün bir kez daha piyasa lehine sonuçlanmış gibi görünüyor.

Dünyanın en ciddi finansal oyuncusu diyebileceğimiz Fed, kısa süre öncesine dek orta vadeli makroekonomik tahminleri çerçevesinde piyasaları faiz artışına hazırlıyordu. Piyasa ise buna pek ikna olmuyordu, zira gelen veriler, küresel piyasalardaki riskler, faiz artışının ne işe yarayacağı konusunda piyasadaki şüpheleri bir türlü gideremiyordu. Bu anlamda, Fed’in de yukarıdaki gibi kavak yapraklarının hışırtısına dalmış, diğer olaylara piyasa kadar risk atfetmediği bir dönem yaşadık. Burada müsaadenizle “yaşandı ve bitti” diye büyük bir laf etmek istiyorum. Zira dünden sonra iş değişti…

Dün sonuçlanan Fed FOMC toplantısı piyasa açısından belki bir sürpriz üretmiş değil. Ancak toplantı sonrası yayınlanan açıklama metni ve Başkan Yellen’ın basın konferansında sorulara verdiği yanıtlar, Fed’in artık piyasa gerçeklerine yaklaştığını işaret ediyor. Daha önce de tartıştığımız üzere, piyasa bir kez daha Fed’in ne yapacağı konusunda Fed üyelerine göre daha doğru karar vermiş gibi görünüyor.

Peki, dün ne oldu? Fed beklendiği gibi faizlerde bir değişikliğe gitmedi ve faiz artırımı için bir süre daha beklemede kalacağı sinyali verdi.Özetle Fed, istihdam piyasasındaki ivme kaybına rağmen ekonomik aktivitenin toparlandığını söylerken, toplantı sonrasında yayınlanan ekonomik tahminlerde hafif aşağı yönde güncellemeler yapıldı. Üyelerin istihdam piyasasından kaygılı olduklarını da net bir şekilde görüyoruz.

Açıklama metni ve tahminler piyasanın düşündüğünden kesinlikle daha yumuşak. Öncelikle 2016’da tek bir faiz artırımı bekleyen üye sayısı Mart ayında sadece 1 adet iken, şimdi 6. İkinci olarak, üyelerin 2017–2018 için faiz beklentileri de düşmüş: 2017 faiz beklentisi 25 baz puan düşüşle %1.60, 2018 ise tam 63 baz puan düşüşle %2.4. Ayrıca Fed enflasyondan da memnun değil: Enflasyon beklentilerini yansıtan piyasa göstergelerinin gerilediği belirtilmiş. Son olarak FOMC’nin şahin kanadından George bu kez faizin artırılmaması, sabit tutulması yönünde oy kullanmış. FOMC açısından küçük, şahingillerden Esther George için büyük bir adım…

Piyasanın bir süredir fena korktuğu Brexit konusu da nihayet Fed üyelerini rahatsız eden konular arasında kendine yer bulmuş. Yellen, İngilizlerin alacağı ayrılma yönündeki bir kararın ABD ekonomisini de etkileyeceğini söyledi, ki bu aslında kibar bir ifade. Zira İngilizlerin Avrupa Birliği’nden ayrılmaları ilk aşamada finansal piyasalarda şok dalgası yaratacak, ardından ekonomileri etkileyecek, nihayetinde de zaman içinde siyasette daha radikal akımların önünü açacak. Dünyanın sonu demiyoruz elbette, ancak finansal piyasaların risk algılamasını kalıcı olarak değiştirme potansiyeline sahip bir olaydan bahsediyoruz. Böyle bir ortamda kim niye faiz artırsın? Tersine QE4, helikopterle para dağıtma vs aklınıza gelen tüm parasal genişleme yöntemlerinin devreye gireceği bir dönemden bahsediyoruz. Zaten ECB’nin dün yaptığı açıklama da bu yönde: Gerekirse piyasalara ekstra likidite desteği sağlanacak…

Tüm bu risklerin yarattığı yumuşama işaretlerine rağmen, Fed üyelerinin faiz tahminleri hala ve hala piyasadaki fiyatlamalara göre çok daha yukarıda kalıyor. Yine de artık Fed ile ekonomist beklentilerinin birbirine daha yakın olduğunu not etmekte fayda var. Buna göre Fed ve ekonomistler 2016’da bir adet faiz artışı geleceğini düşünmeye devam ediyorlar. Fakat piyasa fiyatlaması bize çok daha net bir mesaj veriyor: “2016’da faiz artışını unutun. 2017’de faiz artışının olacağı bile belli değil”. Brexit konusunu bir tarafa bırakıyorum, ancak ABD’de veriler bir ay daha zayıf gelmeye devam ederse, 2016’da neden faiz artırımı yapılması gerektiğini Fed üyeleri nasıl savunacaklar gerçekten merak ediyorum.

Fed’in ardından piyasalarda çeşitli tepkiler görüyoruz, fakat bunun ilk kurbanı kesinlikle Japonya. Faiz beklentilerinin düşmesi ile Japon tahvil faizleri daha da eksi faizle işlem görmeye başlarken Yen de değer kazandı. ABD 10 yıllık tahvil faizi %1.54’e Alman 10 yıllık tahvil faizi ise -%0.03 geriledi. Yanda yer alan grafikte, gelişmiş ülkelerin tahvil faizlerini gösteren küresel endeksi beyaz, ABD 3 aylık Hazine bonosu faizini ise mavi ile görüyoruz. Küresel çapta faizler düşmeye devam ediyor, bunu zaten biliyoruz. Üstelik bu Fed’in “faiz artıracağım” söylemi nedeniyle yükselen kısa vadeli ABD bono faizlerine rağmen oluyor. Şimdi faizler daha da düşecek mi derseniz, öyle görünüyor.

Kaynak: Bloomberg

Bu ortam diğer piyasaları da etkileyecek. Düşen faizler öncelikle hisse piyasaları için olumlu. Elbette ciddi bir riskin fiyatlanmadığı, değerlemelerin daha düşük faizlerle yapılacağı bir ortamdan bahsediyoruz. Risk dediniz mi fiyatlamaların sağlığı zaten pek tartışma konusu bile değil. Altın ise hem Fed’in görünür gelecekte faiz artıramayacağı, hem de Brexit konusu nedeniyle bir kez daha $1300 üzerinde. Gelişen ülke para birimleri ise normal şartlar altında Fed sonrası değerlenmelilerdi, ancak yine Brexit kaygılarının şu anda daha baskın olduğunu görüyoruz. Bu da neden Avrupa borsalarının bu sabaha bu kadar tatsız başladığının, risk iştahının neden bu kadar zayıf olduğunun, yatırımcıların neden ellerini taşın altına sokmadıklarının açıklaması.

Bazen merkez bankalarının, ekonomik eğilimleri önceden yönlendirmek yerine, olaylar olup bittikten sonra tepki vermeleri de gerekir. Haftaya birlikte yaşayıp göreceğiz.

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Oyun Planı"

 22.05.2017 11:49

Geçen hafta sonuna doğru bazı gelişmeler piyasalarımızı olumsuz etkiledi. Genel olarak piyasalar bu haftaya hızla toparlanarak başlıyorlar diyebiliriz. Yine de bu hızlı hareket bize gösteriyor ki, sebep ne olursa olsun, ara ara durup nasıl bir dünyada olduğumuzu hatırlamakta fayda var.

Pusula’da Bugün: "Şüyuu Vukuundan Beter"

 18.05.2017 10:10

Göreve geldiğinden bu yana tutarsız açıklamaları ile pek de güven telkin etmeyen ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump, gelişiyle piyasaları sarsmıştı. Görünen o ki piyasa şimdi de Trump’ın görevden alınması olasılığı ile bir kez daha sarsılıyor. Aslına bakarsanız şu anda herkesin ilk gündem maddesi olan Trump’ın azli konusu, “şüyuu vukuundan beter” deyimine çok uygun…

Pusula’da Bugün: "Bakış Açısı"

 16.05.2017 11:22

Dün Picasso’nun Oturan Kadın isimli tablosu New York’ta düzenlenen bir müzayedede $45 milyona satıldı.  II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafında kaçırılan bu tablo, Fransız direnişçiler tarafından son anda kurtarılmıştı. 6 yıl önce de müzayedeye çıkan tablo, $26 milyondan satılmıştı. 6 yılda dolar bazında %73 getiri… Hiç fena değil, ama finansal piyasalarda yeterince uzun süre beklerseniz daha da cazip getiriler söz konusu…