ABD Başkanlık Seçimleri

ABD Başkanlık Seçimleri

ABD başkanlık seçimleri sonucu, 45. ABD Başkanı Donald Trump oldu. Sonuçların ardından piyasalarda ciddi dalgalanmalar görüyoruz. Kısa vadeli etkiler bir yana, piyasalarda gördüğümüz huzursuzluğun temelinde yatan, siyasi düzlemde yaşanması muhtemel büyük bir değişimin eşiğinde olduğumuz düşüncesi. Bu da orta-uzun vadede ekonomiler ve piyasalar açısından çok daha farklı fiyatlamaları beraberinde getirebilir.

Trump’ın ekonomik vaatleri nelerdi?
 ABD siyasetinde Trump’ın başkanlığının kesinleşmesi sonrasında, mevcut ekonomi politikasında bazı önemli değişimler olacak. İki aday vergi reformu, asgari ücret ve finansal regülasyonlar başlıklarında birbirinden ayrılırken, ticaret konusunda farklı tonda ama benzer politikalar öneriyorlardı.

  • ABD’de mevcut gelir vergisi oranları, yüzde 10’dan başlayarak yüzde 15, yüzde 25, yüzde 28, yüzde 33, yüzde 35 ve yüzde 39,6’a kadar yükseliyor. Trump’ın vaatleri arasında, gelir vergisi dilimlerinin ve bunlara karşılık gelen vergi oranlarının yediden üçe indirilmesi vardı. Trump ayrıca şu an yüzde 35 olan kurumlar vergisinin ise yüzde 15’e çekilmesini önerirken, veraset vergisinin tamamen kaldırılması ve çocuk bakımı için verilen vergi kredilerinin vergilendirilmesi gibi planlardan bahsetmişti.
  • Yapılan hesaplamalara göre Trump’ın vergi reformu 9,6 trilyon dolarlık gelir kaybına yol açacak. Trump, söz konusu kaybın ekonomik büyüme ile dengeleneceğini öne sürüyor ancak vergi uzmanları bunun mümkün olmadığını düşünüyor.
  • Trump’ın ücretler konusunda net olmayan bir görüşü var: Daha önce asgari ücretin çok yüksek olduğunu belirten Trump, sonrasında bu rakamla geçinmenin mümkün olmadığını belirtmişti. Ancak ücret artışının eyaletlere bırakılması orta yol çözüm olarak da sunulmuştu.
  • Dodd-Frank yasası gibi bazı düzenlemelerin ekonomiyi yavaşlattığını düşünen Trump regülasyonları olabildiğince azaltmak istiyor.
  • Dış ticaret konusunda ise Trump oldukça keskin: Hem Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP), hem de Avrupa Birliği ile müzakere edilen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’na (TTIP) karşı çıkıyor. Trump’ın, Çin’den ithal edilen mallara yüzde 45 tarife uygulanması gibi oldukça sert de bir düşüncesi var. Bu, ABD-Çin arasında bir ticaret savaşına yol açabilir.
  • Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) ABD’yi yok ettiğini söyleyen Trump, anlaşmayı gözden geçireceğini ya da tamamen iptal edeceğini söylüyor.
  • İran ile Batı arasında son dönemde görülen yumuşama ve kaldırılan ekonomik yaptırımlar konusunda da Trump mutsuz: Başkanlık görevine seçilmesi halinde ilk iş olarak İran’la varılan nükleer program anlaşmasını feshetmek olacağını söyledi.
  • Trump, Fed’in Obama yönetimine destek olmak için faizleri kasten düşük tuttuğunu belirtmiş, istatistiklerin de bu amaçla çarpıtıldığını söylemişti. Trump, görev süresi Şubat 2018’de bitecek olan Yellen’ı tekrar atamayacağını da belirtmişti.

Bu vaatlerin gerçekleşmesi durumunda halen sorunlu giden dünya ekonomik büyümesinin daha da yavaşlaması, ticarette korumacılığın ön plana çıkması mümkün görünüyor. Kuşkusuz bu ekonomik vaatlerin bazı ciddi siyasi yansımaları olacağını, dünya siyasetinin de bunlara uygun olarak yeniden şekilleneceğini söyleyebiliriz. Bu da küresel ve bölgesel gerginliklerin artmasına yol açabilir.

Piyasalarda ne beklemeli? 
Piyasalar açısından tüm bunlar, ilk aşamada fiyatlaması oldukça zor belirsizlikler demek.

  • Hızla fiyatlanan ilk konu, Fed’in böyle bir dünyada faiz artırımı konusunda yine ısrarcı olup olmayacağı. Hafta sonunda 14 Aralık toplantısında Fed’in faiz artırmasına %80 olasılık tanıyan piyasalarda, bu olasılık bu sabah %52’ye dek düştü. Bu normal şartlarda gelişen ülke piyasaları açısından olumlu olabilirdi, ancak bir süre daha genel risk azaltma eğilimi çerçevesinde hem küresel, hem de yurt içi piyasalarda satış eğiliminin süreceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede bir süredir paylaştığımız, piyasalarda ilk tepkinin ne yönde olacağı temalı tablomuzu aşağıda tekrar görebilirsiniz.
  • Orta vadede ise piyasalarda farklı fiyatlamalar ortaya çıkacak. Fed’in ne yapacağı artık veriler kadar Yellen-Trump ilişkisinin ne yöne evrileceği ile birlikte değerlendirilecek. Bu nedenle fiyatlamalar düşünülenden çok daha uzun bir süre dalgalanma gösterebilir ve güvenli limanlara kaçış eğilimi 2017 ilk aylarına dahi sarkabilir. Bu dönemde öne çıkacak enstrümanlar da hemen hemen belli: Dolar, Fed’e rağmen ABD hazine tahvilleri ve altın. Bunlara dönem dönem JPY, CHF gibi para birimlerini de ekleyebiliriz.
  • Daha uzun vadede ise Trump’ın vaatlerinin borsa açısından oldukça destekleyici olduğunu göz önünde bulundurmamız gerek. Bu da ilk satış dalgasının ardından, borsalardaki fiyatlamanın diğerlerine göre daha iyi olabileceğini işaret ediyor.

Yurt içi piyasalar açısından baktığımızda ise durum biraz daha karışık.Halen hem ekonomik hem de jeopolitik gelişmeler nedeniyle olumsuz bir fiyatlamanın hâkim olduğu piyasalarımızda, önümüzdeki dönemde baskının daha da arttığını görebiliriz:

  • Bu kapsamda henüz orta/uzun vadeli USD/TL tahminlerimizi değiştirmemiş olsak da, çok kısa bir süre içinde böyle bir ayarlamaya gideceğiz. Bugün ise 3,1850 seviyesi altına inilmesine düşük olasılık veriyoruz.
  • Faizlerde ise hem TCMB’nin faiz indiriminde artık elinin hiç rahat olmayacağı, hem de TL’deki değer kaybı nedeniyle enflasyonun düşmekte zorlanacağı beklentisinden hareketle özellikle uzun vadeli tahvillerde çift haneli faizlerin kalıcı olacağını düşünüyoruz.
  • BIST100’de ise Asya işlemlerinde yükselen volatilite ve hisse piyasalarındaki sert geri çekilmeler BİST’te ilk aşamadaki etkinin negatif yönde olacağına işaret ediyor. Bu paralelde açılış sonrasında 73,500–72,500 aralığının ön plana çıkmasını bekliyoruz. ABD kaynaklı gelişmeler hisse piyasaları açısından günün ilk işlemlerinde sert baskıya neden olsa da, FED’e yönelik faiz artırım beklentilerinin de eş zamanlı olarak ötelenmesine neden olması paralelinde endekslerde belli bir noktada dengelenmeyi gündeme getirecektir. Bu açıdan ilk olumsuz etki sonrasında 73,500 bölgesinde dengelenme ve tepki alımları görebilirsek de, seçim sürecine ilişkin haber akışının önemini koruyor olması nedeniyle volatil eğilim gündemde kalacaktır. Seçim öncesi kısa vadeli görünümde dengelenme adına öngördüğümüz 73,000–70,000 bandının bu eğilim içerisinde geçerliliğini koruyabileceğini düşünüyoruz.

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr