Pusula’da Bugün: Azim

Piyasalar açısından kritik bir gündeyiz. Bunların sonuçları belki piyasalarda satışlara yol açacak, belki de tam tersi bir rahatlamaya. Ancak ne olursa olsun, önemli olan hedefe kilitlenmek, engellerin bizi yolumuzdan döndürmesine izin vermemek. 18 yaşındaki Yusra’nın hikâyesine bakalım mı?

Şam’daki Daraya bölgesinde yaşayan Yusra Mardini, yüzme hocası olan babasının etkisiyle 3 yaşında yüzmeye başladı. Zaman içinde yeteneğini kanıtladı ve Suriye milli takımına girmeyi başardı. 2011 yılında, Yusra 13 yaşında iken herşey değişti: Suriye’de iç savaş başlamıştı. Okullar kapatıldı, antrenmanlar iptal oldu, sokağa çıkmak dahi giderek zorlaştı. 2012’de yaşadıkları evin de olduğu bölge bombalandı, Yusra’nın yüzme takımından arkadaşları öldü. Ailenin yaşamak için göç etmekten başka çaresi kalmamıştı. Ancak çeşitli sebeplerle Yusra’nın ailesi Suriye’den ayrılamıyordu. Çaresiz kalan aile, iki kızlarını güvendikleri akrabalarıyla Almanya’ya göndermeye karar verdiler.

Suriye’deki iç savaştan kaçan binlerce mülteci gibi, Yusra Mardini ve kızkardeşi Sarah’nın yolları da geçen yıl Ağustos ayında Türkiye’den geçti. Niyetleri, Suriye’den sonra Lübnan üzerinden Türkiye’ye, oradan botla Yunanistan’a, Balkanlar üzerinden Orta Avrupa ve nihayetinde Almanya’ya ulaşmaktı. Artık her gün görmeye alıştığımız, acı dolu mülteci hikâyelerinden hiç farklı olmayan bu hikâye, Türkiye’den Yunanistan’a geçerken neredeyse son buluyordu. 20 kişi olarak bindikleri, ama aslında 6 kişilik olan botun motoru durdu, bot su almaya başladı. Yusra ve kardeşine ek olarak aralarında yüzme bilen iki erkek vardı sadece, çaresiz hepsi bottan atladılar, botun daha fazla su almasını engellediler. Akşam 7 idi, rüzgâr esmeye, su soğumaya başlamıştı. 3.5 saat boyunca botu yönlendirmeye çalıştılar. İki erkek tükenmişlerdi, sadece bota asılabilecek kadar güçleri kalmıştı artık. Yusra ve kardeşi botu itmeye devam ettiler. Şans yüzlerine güldü, nihayet Yunanistan’ın Lesbos adasına ulaştılar. Yolculuğun sonrası da kolay olmadı, her yerde aşağılandılar, kah yürüyerek, kah otobüsle ulaştıkları Macaristan göçmenlere sınırlarını kapattığında günlerce açık arazide beklediler. Korkunç paralar harcayarak bulabildikleri tren biletleriyle nihayet Almanya’ya ulaştılar, bir mülteci kampına yerleştiler. Yeni yaşamı da hiç kolay olmayan Yusra yüzmek istiyordu. Uğraştı, didindi, bir süre sonra, bir tercüman aracılığıyla kampın yakınlarındaki bir yüzme kulübünün antrenörüne ulaştı, kendini kabul ettirdi.

Yusra’nın hayata tutunması, asla vazgeçmemesi karşılığını buldu. Bugün Rio’da başlayacak olan olimpiyatlarda Yusra, mültecilerden oluşmuş 10 kişilik bir takımda yarışacak. Yusra’nın madalya kazanma şansı çok düşük, zira en iyi derecesiyle dahi eleme turlarını geçmesi mümkün görünmüyor. Amacı kişisel olarak en iyi derecesini yapmak, çocukluk idolü olan Michael Phelps ile tanışmak ve kamuoyunun dikkatini mülteci dramına çekmek. Yusra diyor ki “her şeyi hatırlıyorum, asla unutmayacağım. İşte bu yüzden elimden gelenin daha fazlasını yapmam gerekiyor. Bir köşeye çekilip ağlamak bana göre değil”.

Yusra’nın hikayesi kesinlikle insana ilham veren cinsten, buna bir şüphe yok. Bazen piyasalarda da Yusra gibi azimli davranmak, zorluklar karşısında yılmamak yatırımcıları ödüllendirir. 15 Temmuz’un ardından piyasalarımızda ilk yaşadıklarımız gerçekten hiç hoş değildi. Oluşan rakamlar, yatırımcıların paniklemesi, yabancı yatırımcıların süratle piyasalardan çıkmaya çalışmaları… Bu dönemde yerli yatırımcıların yabancılara göre çok daha dirayetli ve soğukkanlı davrandıklarını, her şeyin düzeleceğine inanmaktan vazgeçmediklerini söyleyebiliriz. Dün açıklanan verilerden de gördük ki yerli yatırımcıların 15–29 Temmuz arasındaki döviz satışları $10 milyara ulaşmış. Bu esnada faizler de 15 Temmuz’un hemen akabinde gördüğü seviyeden geriledi, borsa toparladı. TL’deki değer kaybında paniklemeyen, piyasaların normale döneceğine inanan yatırımcılar kesinlikle çok doğru bir hareket yaptılar.

Kısa vadede yatırımcıların bu güvenlerinin daha fazla kar getirip getirmeyeceğini göreceğimiz kritik bir gündeyiz. Günün ilk kritik verisi ABD’de açıklanacak istihdam verileri olacak. Piyasa beklentisi istihdamın Temmuz ayında 180 bin kişi arttığı yönünde. Bunun çok altında ya da çok üstünde bir veri beklentileri değiştirebilir demek isterdim, ancak iş bu kadar basit değil. Yüksek bir istihdam artışı, zayıf bir saatlik ücret artışı ile bir araya geldiğinde piyasa açısından pek bir şey ifade etmeyebilir. Halen 2017 Eylül ayını faiz artırımı için ideal zaman olarak fiyatlayan piyasanın, bu beklentiyi öne çekmesi için 200 binin oldukça üzerinde istihdam artışı ve aylık %0.2’den çok daha yüksek bir ücret artış hızı görmemiz lazım. Üstelik böyle bir veri setiyle dahi beklentilerin öne çekileceği tarihler gene 2017 ortaları olacaktır. Bu da piyasalarda fiyatlamalarda göreceğimiz dalgalanmanın, rüzgârda yavaşça salınan bir yapraktan çok farklı olmaması demek.

Şimdi tersini düşünelim: ABD’de istihdam artışı çok zayıf geldi, saatlik ücretler de artmamış. Bu kez piyasa faiz artırım beklentisini daha da ileriye öteleyecek. Bu bizim gibi gelişen ülkeler açısından olumlu gibi görünmekle birlikte, maalesef artık bu da bu kadar kolay değil. Piyasanın istediği aslında basit: Dünyanın en büyük ekonomisi sorunsuz büyümeye devam etsin, ama enflasyon kimseyi rahatsız etmesin, faiz de artmasın. İmkânsız değil hiç, şu ana kadar ABD ekonomisinin toparlanması tam olarak böyle oldu. Arada Fed 2015 Aralık’ta bir faiz artırdı sadece, ama hiç usanmadan yazacağım gibi bu ekonomik açıdan gereksiz, sadece piyasalara sopa gösterme amaçlı, hiç lüzumu olmayan bir faiz artırımı idi. Şu anda yapılacak bir faiz artırımı da aynı şekilde olacak. Piyasa da artık bunu gördüğü için, iyi veri-kötü veri arasında yaşayacağımız dalgalanma da uzun süreli olmayacaktır. Özetle, ABD verisi kısa vadeli hareket yaratır her zaman olduğu gibi, ama bu verinin ömrünün bir günden uzun olması olasılığı düşük.

Daha önemli ve uzun süreli etki arıyorsak, günün bizim için önemli olan gelişmesine bakmamız lazım: Bu akşam piyasa kapanışı sonrasında Moody’s Türkiye’nin kredi notuna dair gözden geçirme kararını yayınlayacak, ya da yayınlamayacak. 18 Temmuz’da zaten notumuzu negatif izlemeye aldığını açıklayan Moody’s, bu kadar kısa zaman içinde gerekli incelemelerini büyük olasılıkla tamamlayamayacağı için, notumuz ile ilgili bir tasarrufta bulunmayabilir. Böyle durumlarda kredi derecelendirme kurumları hiçbir açıklama dahi yayınlamıyorlar. Dolayısıyla saat 18:00 sonrasında bir açıklama duymuyorsak önümüze bakacağız, piyasalarımız da haftaya rahatlamış olarak başlayacak. Ancak notumuzun indirilme tehlikesi bertaraf edilmiş olmayacak, bunu unutmayalım. 3 ay içinde, not kriterlerimizde değişiklikler olursa böyle bir karar gelebilir. Yani bugün bitince tehlike geçti demeyeceğiz.

O zaman kötü senaryodan da bahsedelim: Oldu da Moody’s bugün Türkiye’nin notunu yatırım yapılamaz statüye indirdi. Piyasalarda genel bir satış dalgası göreceğimiz muhakkak ve bunu en yoğun göreceğimiz piyasa da tahvil/Eurobond piyasaları olacak. Hisse piyasasında ise yanda gördüğünüz grafik bize 15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin (kırmızı çizgi) diğer gelişen ülkelere göre ne kadar kötü performans gösterdiğini, son bir yıldaki primini nasıl geri verdiğini gösteriyor. “Türkiye zaten ucuz” tezinin antitezi “her zaman daha ucuzu vardır”… Kötü senaryoda, bu yüzden bir miktar ucuzlama daha beklemek gerekir. Yine de hala getiri arayışının had safhada olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve her malın bir fiyatı vardır. Yatırımcıların, Türkiye’nin yeterince ucuzladığını düşündükleri noktada, sebebi ne olursa olsun Türkiye yeniden fon çekmeye devam eder. Özetle, karar ne olursa olsun, enseyi karatmaya lüzum yok. Her durumda yeni bir denge oluşacak, ona göre yön bulacağız, uyum sağlayacağız.

Çağdaş olimpiyatların kurucusu Baron Pierre de Coubertin, olimpiyatların felsefesini “kazanmak değil, mücadele etmek önemlidir” diye belirlemişti. Hikayesini paylaştığım Yusra bu felsefenin canlı kanıtı. Ondan alacağımız çok ders var.

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle…

Tufan Cömert

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr