Pusula’da Bugün: Kısa Vade-Uzun Vade

Geçen haftaki ABD verileri ve Fed Başkanı Yellen’ın görece yumuşak açıklamaları sonrasında küresel piyasalarda gördüğümüz iyimserliğe ara vermiş gibi görünüyoruz. Dün gördüğümüz satışlar yatırımcıları tedirgin etti, ancak gelin vademizi birkaç günden biraz daha uzun tutalım…

 

Geçen haftaki ABD verileri ve Fed Başkanı Yellen’ın görece yumuşak açıklamaları sonrasında küresel piyasalarda gördüğümüz iyimserliğe ara vermiş gibi görünüyoruz. Dün gördüğümüz satışlar yatırımcıları tedirgin etti, ancak gelin vademizi birkaç günden biraz daha uzun tutalım…

Daha önce, Fed sonrası oluşan iyimserliğin, arada düzeltmeler olsa dahi en azından yaz aylarında sürmesini beklediğimizi paylaşmıştık. Son günlerde karşımıza çıkan başka bazı gelişmeler var ki bunlar iyimser piyasa görüşümüzü destekliyor. Öte yandan bunların uzun vadede bizi götüreceği yer biraz sorunlu.

Dikkatimizi çeken gelişmelerden ilki Japonya’dan bir haber: Japonya’da çelik kasa satışlarında müthiş bir artış yaşanıyor. Çelik kasa satışları bir yıl önceye kıyasla 2,5 kat artarken, bazı modellerin stokları tükendi. Bunun sebebi şu: Ülkede artık faizlerin eksi olması, bankada para tutmayı anlamsız hale getiriyor. Zira bankada yatan paranıza faiz alamadığınız gibi, üzerine bir de para veriyorsunuz. Bu yüzden de özellikle yaşlıların paralarını “yastık altında” tutmak için bu yola başvurdukları söyleniyor.

Japon kültürünü az biraz takip ediyorsanız, yukarıda okuduğunuz şeyin hiç garip olmadığını biliyorsunuzdur. Peki, bunu Almanlar yapsaydı tuhaf gelir miydi? Yanıtınızın “hayır” olmasında fayda var, çünkü önceki gün Almanya’nın büyük bankalarından Commerzbank da ECB’de mevduat tutmak yerine elindeki fazla likiditeyi kasalarda saklamayı planladığını açıkladı… Önümüzdeki dönem satış patlaması yapacak sektör, şirket arıyorsanız bu konuyu bir değerlendirin derim…

Kasa konusunun piyasalardaki iyimserlikle ne alakası var diyebilirsiniz. Aslında kısa vade için çok alakası var, zira bu, dünyada hem hane halkının hem de finansal aktörlerin uzun bir süre daha faizlerin artmayacağı beklentisini yansıtıyor. Biz sürekli “Fed ne yapar, ne eder” diye tartışıyoruz ama bunun küresel finansal sistemin sadece bir parçası olduğunu gözden kaçırmamamız gerekiyor. Örneğin dün sabah açıklanan Çin enflasyon verisinin de düşmesinin ardından, yaz aylarında Çin’den 50 baz puan indirim geleceği beklentisi artıyor. Bu da piyasaları bir noktada destekleyecek.

ECB’yi de unutmayalım: ECB Haziran ayı itibarı ile özel sektör tahvillerinde alıma başladı. Daha alımların ilk günlerindeyiz, ama şimdiden bu tahvillerin faizleri de blok olarak gerilemeye başladı. Belli ki bir süre sonra eksi faizli tahvil salgını özel sektöre de sıçrayacak. Hatta şu anda ünlü modaevi Louis Vuitton’ın tahvillerinin bir kısmı eksi faizle işlem görmeye başladı bile.

Gördüğünüz gibi, bu gelişmelerin hepsi aslında risk iştahını yüksek tutacak, yatırımcıları en azından bir süre için de olsa sorunları düşünmekten, fiyatlamaktan alıkoyacak konular. Ancak bütün bunların neden yapıldığını hiçbir zaman unutmayalım: Dünya ekonomisi toparlanamıyor, üstelik merkez bankalarının 7 yıldır verdikleri muazzam desteğe rağmen. Yanda IIF’in dünya ekonomisi için büyüme tahminlerini görüyorsunuz. Tahminlerin pek matah olmadığını fark etmişsinizdir. Küresel ekonomide öyle dengesizlikler var ki, bunları merkez bankalarının tek başlarına düzeltmeleri mümkün değil.

 

Yatırımcıların kafalarının karıştığı, bazen fiyatlamalarda çaresiz kaldıkları bu ortamda piyasalarda zaman zaman ayrışmalar görmeye de alıştık. Mesela hisse, emtia, GOÜ para birimleri değerlenirken, aynı anda altın, hazine tahvilleri, Japon yeni, İsviçre Frankı gibi güvenli limanlara da talep artıyor. Buradan çıkan sonuç yatırımcıların piyasanın sağlığı konusunda öyle aman aman bir iyimserlik içinde de olmadıkları. Keza biz de aynı fikirdeyiz: Şu anda iyimseriz, bir süre daha da iyimser olmaya devam edeceğiz, ancak risklerin tamamen ortadan kalktı, bundan sonra mutlu mesut bir yaşam süreceğiz de demiyoruz, diyemiyoruz. Dün gönderdiğimiz TL ve Eurobondlar ile ilgili notumuzda da bu görüşümüzü ve önerilerimizi paylaşmıştık.

Kısa vade için bile olsa bizimle aynı iyimserliği paylaşmayan birisi var: George Soros. Haberlere göre, piyasaların gidişatından memnun olmayan ve büyük değişimler görüleceğinden kaygılanan 85 yaşındaki Soros yeniden piyasalara dönmüş. Aktarılana göre Soros piyasalardaki iyimserliğin sona ereceğine dair pozisyonlar alıyormuş. Soros’un daha önce paylaştığı ana görüşü şu: Çin ekonomisinde sert iniş kaçınılmaz, bu da tüm dünyada hisse piyasalarında satışa, ABD Hazine tahvillerinde ise güvenli liman alımına yol açacak. Soros’un bu çerçevede en büyük yatırımının altın olduğunu da belirteyim. Elbette herkesin kendine münhasır fikirleri olacaktır, mühim olan bu görüşleri oluştururken kullanılan mantık. Bu anlamda Soros’un mantık silsilesinde bir sorun yok. Ama ya Çin yumuşak inişi becerir ve piyasalardaki düşük faiz ortamı iyimserliğin daha da uzun süre korunmasına yol açarsa?

Piyasalarda anonim bir söz vardır: “Uzun vadeli yatırım, aslında yanlış gitmiş bir kısa vadeli al-sat işlemidir”. Sanırım standart yatırımcı profiline çok güzel uyan bir söz bu. Peki, Soros bu kategoride mi? Kendisinin en son böyle piyasalardan kaygılanıp şirketinin yönetimine aktif olarak el koyması 2007 yılında olmuştu. Sonrasını biliyoruz. Bakalım bu kez ne olacak?

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle…

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr