Pusula’da Bugün: “Sevemez Kimse Seni…”

“Kredi derecelendirme kuruluşu ‘X’in not indirim kararı sonrasında siyasetçilerden tepkiler giderek artıyor. Kararı siyasi bulan ve ‘finansal vandallık’ olarak nitelendiren Maliye Bakanı ‘Y’, amacın ülkeyi istikrarsızlaştırmak ve son darbeyi vurmak olduğunu söyledi”. Bu cümleleri okuyunca Cuma günü açıklanan Fitch kararına yurtiçinde verilmiş bir tepki olduğunu düşündünüz değil mi? Yanlış… 2011 yılında Portekiz’in kredi notu Moody’s tarafından düşürülünce yapılan açıklamaları okudunuz aslında. Bu kuruluşların işleri gerçekten zor. Her not indirimi sonrasında aşağılanırlar, not artırımı ise “geç kalınmış bir karar” olarak karşılanır. Gerçekten de kredi derecelendirme kurumlarının seveni pek yoktur…

Türkiye’nin de bu kurumlarla ilişkisi de diğer ülkelerden pek farklı değil. Bizim kredi derecelendirme kurumları ile olan maceramız 1992 yılına dayanır. Mayıs 1992’de Moody’s Türkiye’yi Baa3 notu ile, yatırım yapılabilir statüde değerlendirmeye başladı. Bu pek uzun sürmedi ve Ocak 1994’de notumuzu yatırım yapılabilir seviyenin bir basamak altına indirdi. 18 yıl boyunca diğer kuruluşlar tarafından da bu şekilde değerlendirilen Türkiye’nin notu, nihayet Kasım 2012’de Fitch tarafından yeniden yatırım yapılabilir seviyeye çekildi. Fitch’i 6 ay sonra Moody’s izledi. Moody’s Eylül 2016’da notumuzu yine düşürdü. O tarihten bu yana elimizdeki tek yatırım yapılabilir notu Fitch’e ait idi…

Bir süredir ülke olarak yaşadığımız sıkıntılar malumunuz. Bunu TL’nin seviyesinden de çok rahat izleyebiliyoruz zaten. Bu açıdan Cuma günü piyasalar açısından pek de sürpriz diyemeyeceğimiz bir şey oldu: Fitch Türkiye’nin kredi notunu “yatırım yapılabilir” statüsünün bir basamak altına düşürdü. Böylece artık büyük kredi derecelendirme kurumları arasında Türkiye’yi bu şekilde değerlendiren kalmadı. Moody’s ve Fitch en azından notumuzu yükseltip, sonra indiren kurumlar. S&P ise yıllardır Türkiye’nin notunu artırırken çok nazlanan, indirirken ise on kaplan gücündeki kurum rolünde. Abartmıyorum, zira yine S&P Cuma günü programında olmamasına karşın Türkiye’nin kredi notu görünümünü durağandan olumsuza çekti. Hakikaten S&P’nin sevilecek hiçbir yanı yok…

Kredi kuruluşlarına kızgınız, ancak gördüğünüz gibi işe duygularımızı kattığımız da bir gerçek. Bu yüzden de bu kurumları eleştirirken biraz daha soğukkanlı davranmamız ve notumuzun küresel fon akımlarından ne yönde etkilendiğini/etkileneceğini de düşünmemiz gerekiyor. Örneğin notumuzun arttığı Kasım 2012-Mayıs 2013 dönemi, küresel getiri arayışının hızlandığı, bunların makro dengelerimizi olumlu etkilediği bir zaman dilimi idi. Piyasa fiyatlamaları, bu fon akımlarının da etkisiyle Türkiye’yi çoktan yatırım yapılabilir statüye çıkarmıştı. Şu anda ise tersine bir eğilim olduğunu sanırım uzun uzadıya tartışmaya gerek yok. Sadece Türkiye değil, bir çok gelişen ülkedeki fiyatlamalar, kredi notları ile uyumsuz.

Hoş, Fitch’in açıklamalarına bakarsak sorun daha çok içeride: Yayınlanan açıklamada, siyasi ve jeopolitik ortamın büyüme üzerinde risk teşkil ettiği, kurumların bağımsızlıkları ile ilgili kaygılarının bulunduğu, TL’deki değer kaybının belirginleştirdiği dış borç sorununun da devam ettiği belirtilmiş. S&P’nin açıklamalarındaki ton da bundan çok farklı değil. Bu kurumların haklı olup olmadıklarını tartışmaya gerek yok. Olan oldu ve şimdi önemli olan bundan sonra piyasalarda ne beklemek gerektiği…

Öncelikle TL’ye bakalım. Fitch açıklamasının ardından likiditenin de olmadığı saatlerde TL’de hafif bir değer kaybı gördük, ancak bu kalıcı olmadı. Kısa vadede bu not indiriminin önemli bir etkisini görmeyi beklemiyoruz, zira piyasa bir ölçüde bu not indirimini bekliyordu. Bu yüzden Cuma günü Fitch pas geçseydi, TL’de büyük olasılıkla (sınırlı da olsa) değerlenme görecektik. Fakat biraz ileriye bakınca, bu not indirimine o kadar kayıtsız kalamıyoruz. Bu indirim aslında doğrudan tahvil yatırımcılarını etkileyecek: Artık yatırım yapılabilir bir ülke olmamamız nedeniyle tahvil piyasasından çıkışlar muhtemelen sürecek ve bundan sonraki dış borçlanmalar da daha yüksek maliyetle yapılacak.

Yabancı Yatırımcı Fon Akımları (milyon $) 2016 - Günümüze

Peki not indirimi bizim için dünyanın sonu mu derseniz, hayır. Türkiye’de piyasaların ciddi ilgi çektiği dönemleri düşünürsek, bunun büyük kısmı ülkemiz “yatırım yapılabilir” değilken yaşandı. Şimdi de böyle olacak. Türkiye’nin maruz kaldığı risklere dair fiyatlama henüz bitmiş değil, ama bir noktada bunlar da fiyatlanacak ve o zaman Türkiye kredi notundan bağımsız olarak yeniden para çekecek.

Çok güzel de bunlar ne zaman olacak derseniz, işte orası işin sıkıntılı kısmı. Yakın vadede yurtiçinde artık en önemli gündem maddesi siyaset. Nisan ayında yapılması beklenen referandum öncesinde ekonomiye dair yapısal sorunlara çözüm bulma konusu ikinci planda kalacak. TL açısından bu ortamda yük yine TCMB’nin omuzlarında. Bu noktada ise sorun malumunuz: TCMB faizlerde kalıcı bir artış yapmak yerine kısa vadeli önlemlerle TL’yi kontrol altında tutmaya çabalıyor. İyi yönden bakarsanız TL’deki oynaklık azaldı, sert değer kaybı süreci durdu. Kötü yönden bakarsanız ise TL’de hala bir değerlenme yok ve gidişat değer kaybının eskisi kadar hızlı olmasa da süreceği yönünde.

Kendi dertlerimiz bir yana, dünya piyasaları da hareketli. Mesela Fed’i şu an hiç konuşmuyoruz, ama bu haftaki toplantısı hiç önemsiz değil. Fed Ocak ayında faiz artışı yapacağına dair bir sinyal vermemişti, fakat Mart ayına dair bir sinyal verilecekse o bu toplantıda olacak. Bu durumda doların yeniden değerlenmesi (ve TL’yi vurması) kaçınılmaz olur. Bir mesaj gelmese dahi bu kez gözler istihdam verilerinde olacak. Güçlü bir veri seti Mart fiyatlamasını yine öne çekebilir. Ekonomik gidişat bir yana, Trump’ın Başkanlığı korkulduğu gibi başladı. Gerek ABD’nin dış ilişkileri, gerekse de ekonomik ilişkiler Trump bu hızla giderse fena yara alacak. Bütün bunların etkisi ise azalan risk iştahı ve denizaşırı fonların yeniden ABD’ye dönmesi ile değerlenen USD olacak.

Bu esnada Fitch 9 Kasım 2016’da, Trump’ın başkan seçilmesinin ardından ne demiş hatırlayalım mı? Trump’ın ekonomik ve mali politikaları tam olarak uygulanırsa, orta vadede ABD’nin kredi notu için olumsuz olacaktır… Dikkat çekici bir mali bozulma, kurumlar arası eşgüdüm, kredibilite ve ekonomik karar alma süreçlerindeki kötüleşmeler kredi notu açısından önemli olacak…” Takipteyiz seni Fitch…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan CÖMERT

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr