Pusula’da Bugün: "Yeşilin Tonları"

Dün akşamki Fed kararı sonrası piyasalarda bugüne oldukça iyimser başladık. Ekranlarımızda neredeyse her şey yeşil… Bu iyimserliğin bir süre daha devam edeceğini, en azından piyasalarda ABD kaynaklı bir bozulma olasılığının azaldığını iddia edebiliriz. Bugün ayrıca TCMB de faiz kararını açıklayacak. Piyasalara yeşilin tonları hakim iken TCMB’nin de eli rahatladı…

Dün akşam beklendiği üzere Fed faizi 25 bps artırdı. Dolar cinsi borçlanma maliyetini artıracak, bir çok ülkeyi de faiz artışına zorlayacak bu adım sonrasında piyasalarda adeta bir bahar havası var. Tuhaf mı? Biraz abartıldığını düşünsek de bu iyimserliğin sebebi üzerinde biraz durmakta fayda var. Fed Aralık 2016’da faiz artırdığında, üyelerin medyan tahmini 2017’de 3 adet faiz artışı olacağı idi. Bu ayki artırım bu yüzden yeni bir şey değil, piyasaların özellikle son haftalarda hızla fiyatladıkları bir konu. Fed Başkanı Yellen’a göre faiz artışı bu görüş doğrultusunda yapıldı, ekonomik görünüm konusunda yeni bir değerlendirmeleri yok, yani Fed artık daha şahin diyecek bir durumdan bahsedemiyoruz. Bir nevi fed otomatik pilotta gidiyor durumu yani…

Bu durumda Fed’e dair beklentilerin de değişmesi için bir sebep yok: Piyasa bu yıl biri Haziran’da, diğeri Eylül ya da Aralık olmak üzere birer faiz artırımı daha bekliyor. Bilançonun küçültülmesi konusunda ise herhangi bir sinyal yok. Bu konunun tartışılmaya başlanması en erken 2017 son çeyreğinde olacak gibi görünüyor. Özetle Fed konusunda yeni bir şey yok, dün bahsettiğimiz riskler gerçekleşmedi.

Üyelerin medyan tahminleri de genel görünümde bir şeyin değişmediğini teyit ediyor. Yanda gördüğünüz üzere (kaynak: Danske) 2017 için toplamda 3 adet faiz artırım beklentisi değişmiş değil, 2018 için de hala 3 adet faiz artırımı bekleniyor diyebiliriz. Üyelerin görüşlerinde anlamlı bir değişim yok. Elbette gelecek veriler üyelerin fikirlerini değiştirebilir, ama şu anki fiyatlamaları anlamak için bilmemiz gereken en önemli konu bu.

Bu görece olumlu görüşler konusundaki en önemli risk yine Trump…Trump’ın ekonomik politikaları netleştikçe ve bu konuda daha fazla aksiyon gördükçe ABD’de büyüme ve enflasyon konusu da ön plana çıkacaktır. Bu durumda Fed 2017’nin kalan aylarında 2 değil de 3 kez faiz artırmayı, ya da piyasaları 2018’de daha hızlı bir faiz artışına hazırlamayı tercih edebilir. Bu konuda yakın zamanda iyi kötü bir fikrimiz olacak: Bugün ABD’de borç tavanı ertelemesinin süresi doluyor ve yarın da 2018 mali yılı için bütçe tasarısı yayımlanacak. Trump’ın olası politikalarının en net işaretleri bütçede görülecektir.

Dün akşamki toplantı öncesinde piyasada “Fed acaba daha şahin olur mu” diye bir kaygı vardı. Bu kaygının ortadan kalkması sonrasında piyasalarda risk iştahında hızlı bir artış ve rahatlama görüyoruz. Fed, yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü yeniden piyasaları uyarma ihtiyacı hissetmezse belli ki bu risk iştahı sürecek. Fed’e ek olarak dün yapılan ve sonuçları gelmeye başlayan Hollanda seçimleri de piyasalara moral verecek: Mevcut Başbakan Rutte mecliste tek başına hükümeti kuracak kadar oy alamadıysa da aşırı sağcı Wilders’ın partisini geçti. Şu anda çok erken belki ama bu sonuçlar son dönemde Avrupa’da yükselen popülist, göçmen karşıtı, anti-İslam, anti-AB görüşlerin şimdilik daha fazla güçlenmeyeceği konusunda bir rahatlama yaratacak gibi görünüyor.

İşte TCMB böyle bir ortamda bugün faiz kararını açıklayacak. Adet olduğu üzere önce TCMB’nin faiz politikasının genel çerçevesini bir hatırlayalım:

Gecelik borç alma faizi — %7,25 : TCMB’nin piyasada fazla likidite olduğu durumda ödemeyi taahhüt ettiği asgari faiz. Piyasada çok uzun bir zamandır likidite fazlası değil, likidite açığı olduğu için pratikte neredeyse hiç kullanılmayan bir oran. 15 Mart’ta TCMB’ye bu orandan sadece 83,6 milyon TL borç verilmiş. Bu nedenle bu oranda bir değişiklik, sadece diğer faiz oranları ile uyumlu olması için yapıldı anlamına gelecek.

Haftalık repo faizi — %8,00 : Normal şartlarda TCMB’nin ana fonlama aracı ve faizi. TCMB 18 Ocak’tan bu yana bu orandan fonlama yapmıyor.

Gecelik borç verme faizi — %9,25 : Bankaların TCMB haftalık repo imkanı ve piyasadan sağladıkları fonlamanın yeterli kalmaması durumunda başvurdukları TCMB’nin gecelik fonlama faizi. Daha önceleri, TCMB’nin haftalık repoyu sıfırladığı dönemlerde, tüm fonlama bu faizden yapılırdı ve buna Ek Parasal Sıkılaştırma (EPS) denirdi. TCMB 10 Mart’tan bu yana bu orandan BIST’te fonlama yapmıyor, kendi TL depo piyasasından ise bankalara 10 mlr TL civarında fon kullandırıyor.

Geç Likidite Penceresi (GLP) — %11,00 : Normal şartlarda bir politika faizi ve aracı değildir! Çeşitli nedenlerle piyasadan borç bulamayan bankaların son çare olarak TCMB’den kullandıkları fonlamanın faizidir ve aslında bir nevi cezadır. 16 Ocak’tan bu yana TCMB bu faizi aktif olarak kullanıyor ve dün itibarı ile 89,3 mlr TL’lik toplam fonlamanın 79 mlr TL’lik kısmı bu faizden yapıldı.

Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti (AOF) : Yukarıda gördüğünüz tüm faizlerin, sağlanan fonlama ile ağırlıklandırılmış hali. Yine dün itibarı ile AOF %10,8 seviyesinde. Piyasa açısından önemli olan da aslında bu oran, zira tüm kredi-mevduat faizleri açısından temel kriter bu. Yukarıdaki piyasaları ve fonlama yöntemlerini takip etmek zor, sabah 09:00’dan akşam 17:00’ye dek her şey olabilir, bu yüzden kesin AOF rakamını ancak 17:00’den sonra öğrenebiliyoruz.

Piyasa beklentisi bugün TCMB’nin GLP’de 50–100 bps artışa gideceği yönünde.Küresel piyasalarda her yer yeşile dönmüşken, TCMB’nin AOF’yi yukarı çekecek her türlü hareketi TL’yi de destekleyecek. Yanda gördüğünüz üzere TL, hala yılbaşından bu yana USD karşısında en çok değer yitiren para birimi (kaynak: Bloomberg). Zaten çok değer yitirmiş bir para birimini daha yüksek faizle daha cazip kılarsanız, küresel piyasaların bayram yeri olduğu bir dönemde riskler büyük ölçüde arka plana itilir. Kuşkusuz bu ortam TCMB’nin başka bir sonuca varmasını da beraberinde getirebilir: Zaten piyasalar iyimser, TL fazla değerlenmese de olur, faiz artırarak büyümeyi baskılamaya gerek yok… Böyle bir karar TL’de bir miktar satış getirir, ancak dış piyasalarda bu olumlu hava sürdükçe bu değer kaybı da sınırlı kalır. Hem TCMB’nin yapabilecekleri faizle sınırlı değil. TCMB’nin yurtiçi döviz likiditesini artırmaya, bankaları rahatlatmaya yönelik başka kararları da söz konusu olabilir. Bu tarz adımlar da TL’yi destekleyebilir.

TCMB sonrası piyasa görüşlerimizi güncelleyeceğiz.