Pusula’da Bugün: Yılbaşı Özel Sayısı

Daha önce yılın son Pusula’larında, kehanetlerde bulunmuş, hatta kendimle röportaj dahi yapmıştım. 2016’nın bu son iş gününde, 2017 için hiç bir yerde görmediğiniz, muhtemelen de hiç bir yerde göremeyeceğiniz küresel kehanetlerimi paylaşıyorum…

Avrupa siyaseti ısınacak… “Amerikalıların bir bildiği var ki Trump’ı seçtiler” diye düşünen Avrupalı seçmenler farklı aday arayışına girecekler. Mesela Danimarka’da 1994 seçimlerine “daha güzel hava, daha iyi yılbaşı hediyeleri, bisikletin hep arkasından esecek rüzgar, parklardaki ördekler için daha fazla ekmek” vaatleriyle katılan ve bu vaatlerle 20 binden fazla oy alarak Meclis’e giren komedyen Jacob Haugaard halkın zorlamasıyla yeniden aday olacak. Haugaard, “1994’te demiştim ki ‘bu vaatlerle benim seçilmem, ileride popülist herhangi bir ahmağın da meclise girebileceğinin işareti’. Hala adam olmadınız mı yahu?”. Danimarka halkı tabi ki kendisini dinlemeyecek, Avrupa’nın diğer ülkelerinde de durum farklı olmayacak. Eski komedyenlere nur yağacak; Beppe Grillo İtalya’da, Michael Mittermeier de Almanya’da güçlenecek. Avrupa’da siyasetçi yetiştirmek üzere komedi okulları açılacak…

Brexit yine dert olacak… İngilizler “yüzyıllardır bu adada yaşıyoruz, nem çok, duvarları görseniz hep rutubet, şimdi Brexit filan derken gene bu adaya mahkum kalacağız, çok istirham ediyoruz ama” diyerek Brexit’ten çark etmek isteyecekler. Piyasa “Brexit” değil, “Bremain” fiyatlayacak. AB cephesinden gelecek “bir öyle bir böyle diyorsunuz, akıllı olun” açıklaması sonrasında bir sürü tuhaf sözcük duymaya başlayacağız: Bremorse (“çok pişmanız ayrılalım dediğimize”), Breturn (“ayrılalım, tamam da sonra gene gelelim ama”), Brepeat (“yeniden mi oylasak şu ayrılık işini”), Brespect (“kararımıza saygı gösterin”), Bretreat (“vuruşarak çekilelim”), Bresponse (“vurduğumuz yerden ses gelsin”)… Bu yüzden de finansal piyasalarda 2017’de en çok satacak eser “Post-modern Uyduruk İngilizce Terimler Sözlüğü” olacak.

ABD siyaseti karışacak… Trump’ın söylemi sert olmaya devam edecek. ABD’de yeni gösteriler olacak, bazı eyaletler isyan bayrağı açacaklar, Trump daha da sinirlenip sıkıyönetim ilan edecek. Cumhuriyetçiler birbirine girecek, parti Özcumhuriyetçiler, Yeni Cumhuriyetçiler ve “Biz Demiştik Hareketi” olarak üçe bölünecek. Biz Demiştik Hareketi kendini siyaset ile sınırlı tutmayacak, mesela altın fiyatı yükseldiğinde, düştüğünde, hatta hiçbir şey olmadığında da “biz demiştik” diye ortaya çıkacak. ÖzCumhuriyetçiler, Senato’daki grup toplantısında “sizin bilmediğiniz halt yok zaten” diyerek Biz Demiştik Hareketi üyelerini darp edecek.

Uluslararası ilişkilerde zemin değişecek… Trump Çin’i manipülatör, Rusya’yı spekülatör, Hırvatistan’ı da regülatör ilan edecek. Trump’ın Hırvatlara neden yüklendiğini kimse anlamayacak. Hırvatlar da ne olduğunu anlamayacak. Hırvat Kuna’sı hızla değer yitirecek, sonra “yahu acaba iyi bir şey mi demek istedi” diye düşünen piyasalar Kuna açık pozisyonlarını kapatacaklar. Hırvat halkı arasında eşeğini kaybedip bulan Nasrettin Hoca fıkrası çok popüler olacak.

Bilgi güvenliği öne çıkacak… Rus bilgisayar korsanlarının ABD seçimlerine müdahale ettiği yönündeki soruşturmada karar da bu yönde çıkacak. Putin “ne var, siz de yapın delikanlıysanız” temalı bir açıklama yapacak, ortam gerilecek. Bir Hırvat hacker grubu ABD arşiv kayıtlarına girecek ve Rusya’nın 1867’de sadece $7.2 milyona ABD’ye sattığı Alaska’nın tapusunu Putin’in üzerine yapacak.

Tahvil piyasası hareketlenecek… Çin Trump’ın tavırlarından hiç hoşlanmayacak, elindeki $1.1 trn tutarındaki ABD Hazine tahvillerini satmakla tehdit edecek. ABD Hazinesi “o kadar büyük rakamı alacak birini bulursanız bize de haber verin, hahaha” diye yanıt verecek. Çin Ordusu iletişim sistemlerindeki olası bir soruna karşı rezervinde tutmakta olduğu 10 bin güvercini Hırvat Gizli Servisi’nin de yardımıyla ABD’ye sokacak. Kuşlar ABD Hazine binası etrafına konuşlanacak. Hazine çalışanları aylar boyunca camdan baktıklarında manzara göremeyecekler, hatta cama dahi bakmak istemeyecekler, o derece…

Güney Amerika’da sular durulmayacak… Obama’nın Küba ile kurmaya başladığı dostluk köprüsü Trump tarafından yıkılacak. Küba ve diğer Latin Amerika ülkeleri kendilerine yeni ittifaklar arayacaklar. Küba, Vanuatu, Tuvalu, Comoros, Tokelau, Nauru, Kiribati ve Cibuti ile bir ittifak kuracak. Bu ittifakın adı “Dünyada Varlığı Bilinmeyen Ülkeler Topluluğu” olacak. Hırvatistan da birliğe katılmak isteyecek, “ya deli misiniz siz, sizi bilmeyen mi var bu dünyada, bak darılırım vallahi” denerek başvuruları işleme konmayacak.

Dünya ticaret hacminde artış olacak… Küba’nın Çek Cumhuriyeti’ne olan, Sovyet döneminden kalan $270 mn civarındaki borcunu rom ile ödemeyi teklif etmesi sonrasında diğer ülkeler de takas yoluna başvuracaklar. Çin, Suudi Arabistan’dan aldığı petrolün bedelini taklit çanta ve çift hatlı, televizyonlu iPhone 8 ile ödemeyi teklif edecek. Brezilya da ithal ettiği otomobillerin bedelini kaplumbağa kabuğu, insan saçı, kurutulmuş öküz eti, paratoner ve taksimetre ile ödemek isteyecek. Bu teklifi yaptığı ülkelerden “şaka mı bu” yanıtını alacak, “ne var, biz hakikaten bu ürünleri ihraç eden bir ülkeyiz” diye çemkirecek. Bu iş San Marino’ya ise hiç yaramayacak. Yıllık ihracatının %10’u özel seri pul satışlarından oluşan ülke bundan da tuhaf ürünlerin piyasaya çıkması ile zor günler geçirecek.

********

Yukarıdaki kehanetlerde “şimdilik” ciddiye almanız gerekenler paragraf başlarındaki ilk cümleler. Ama şimdilik… Sonrasında olaylar gerçekten de yazdığım gibi absürt şekilde gerçekleşirse şaşıracak mısınız? 2016’dan aldığımız tek bir ders varsa o da “beklenmeyeni beklemek” değil mi? Türkiye de bu anlamda farklı bir noktada değil. Ülkemizde “yok canım, o kadarı da olmaz artık” dediğimiz ne varsa 2016’da bir şekilde oldu. Hatırlar mısınız, Haziran ayındaki bir yazıda dayanamayıp Lüksemburg’un süper sıkıcı gündeminden örnekler vermiştim (merak ediyorsanız, gündem hala fena halde sıkıcı). Haziran sonrası ülke gündemimize bakarsanız, biz yılın 2. yarısını sanki Lüksemburg’dan farklı bir gezegende geçirmiş gibiyiz. İşte bu ortamda yukarıdaki uçuk senaryoların Türkiye versiyonlarını düşünün: Ne kadar saçma olursa olsun, bunlardan biri öyle ya da böyle gerçekleşir ve gerçekleştiğinde de yine hiç birimiz şaşırmayız…

2016 başında ülkemiz için bir çok riskin söz konusu olduğunu, bunların piyasalarımızı olumsuz etkileyeceğini düşündüğümüzü paylaşıyorduk.Tabi ki bu yıl bu kadar musibeti üst üste yaşayacağımızı tahmin etmemiştik. Bu açıdan 2016 hem ülkemiz, hem de piyasalar açısından uzun süredir gördüğümüz en kötü yıllardan biri oldu. Umalım ki bir daha böyle bir yıl yaşanmasın…

2017’nin mutlu, sağlıklı, başarılı, bol kazançlı, hayallerinizin gerçekleşeceği bir yıl olması dileklerimizle…


Originally published on December 30, 2016.

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr