Pusula’da Bugün: "Bahar Yorgunluğu"

Doktorlara göre bahar yorgunluğunun açıklaması şöyle: “İlkbaharda havada nem oranı artar. Buna bağlı olarak da havadaki elektrik yükü artar. Artan elektrik yükü, vücut kimyamızı ve fizyolojimizi değiştirir. Bu, bedenimizi bir çeşit adaptasyona zorlar. Bu adaptasyon süreci yorgunluğa neden olur. Bahar yorgunluğu genelde bitkinlik, halsizlik, keyifsizlik, kuvvetsizlik olarak ifade edilir. Ayrıca uykuya eğilim, sabahları yorgun uyanmak, sık sık esnemeler, genel ağrılar, uyuşmalar ve ruhsal sıkıntılardan söz edilir.” Diğerlerini geçiyorum, ama özellikle “uykuya eğilim” kısmı bu ara benim de sorunum. Özellikle günde sayılı işlemin geçtiği yurtiçi tahvil piyasasına bakarken göz kapaklarımı açık tutmak için girdiğim mücadeleyi anlatamam!

Piyasa genelindeki bazı şeylere de “bahar yorgunluğu” mu dersiniz, yoksa “büyük resmi görememek” mi, tam emin değilim. Fakat sanırım piyasalarda bir süredir işlemlerin günü kurtarma amaçlı yapıldığını, kimsenin ileriye dönük sorgulama yapmaya pek de hevesli olmadığını gözlemliyoruz desem çok itiraz eden çıkmaz. Bu hem Türkiye için geçerli, hem de küresel piyasalar için.

Mesela, ABD’de Cuma günü istihdam verileri açıklandı. İstihdam artışı beklentilerden iyi, işsizlik oranı ve saatlik ücret artışı ise beklentilerle aynı. Veri öncesinde zaten 15 Mart’ta faiz artırmasına %100 olasılık tanınan Fed açısından her şey yolunda. Piyasa daha yeni yeni 2017’de 3 adet faiz artırımı yapılacak konusuna ağırlık vermeye başlıyor ve hatta bunun 4 olma riski da var. Fakat fiyatlamalara baktığımızda dolarda bırakın değerlenmeyi, tersine değer kaybı söz konusu (yandaki grafik, kaynak:Reuters). Bunun tek bir mantıklı açıklaması var: Piyasa dolar pozisyonlarında kar satışına gitti. Elbette, çok mantıklı, kar cebe yakışır… Yalnız 3 yerine 4 adet faiz artırımı riski varken, uzun soluklu düşünen yatırımcıların yapması gereken elindeki USD pozisyonlarını korumak, değil mi? İşte burada önce “karımızı alalım, sonra döner bakarız” anlayışı öne çıkıyor, bir sonraki adıma zamanı geldiğinde bakılacak belli ki…

“ABD’de işler bir tuhaf, yatırımcıların kafasının karışık olması doğaldır” diyorsanız, o zaman Avrupa’ya bakalım. 2017’de yoğun bir seçim takvimine sahip olan Avrupa’da bu hafta Hollanda seçimleri izlenecek. Anketler tek başına çoğunluk sağlayacak bir parti öngörmüyor, hatta partiler arası ilişkilere bakıldığında hükümet kurabilecek bir koalisyon olasılığı da düşük. Fransa ve Almanya’da da bu yıl seçimler var. Milliyetçi, anti-AB yanlısı partilerin güçlendiği Avrupa’da araya bir de Türkiye ile gerginlik girmiş durumda, ki bu olaylar da bu partilerin kullanmak isteyeceği türden. İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı alması aslında gayet net bir işaret, ancak gidişat da kuşkuya yer bırakmıyor: AB’nin kendi içinde daha çok sorun yaşayacağı, “Birlik” kavramının sorgulanacağı bir dönemin eşiğindeyiz. Hal böyle iken piyasalar neyi satın alıyor dersiniz: “ECB, varlık alımları sürerken faiz artırmayı tartıştı” haberini… Bu haber ve dolardaki kar satışı ile EUR/USD paritesinin yükseldiğini görürsek şaşırmayacağız… Şaka gibi…

Coğrafyamızı değiştirelim: Asya’ya bakın. En son ne zaman Asya’dan olumlu bir haber duydunuz? (Hayır, Japonya’da keller arası olimpiyat düzenleneceği haberi sayılmaz) Geçen haftaya K. Kore’nin 4 adet füze fırlattığı haberi ile başladık, ABD’nin bölgeye uzun menzilli bir hava savunma ve radar sistemi kuracağını ve bunun Rusları oldukça kızdırdığını öğrendik. Çin’de açıklanan ÜFE’nin TÜFE’ye göre oldukça yüksek olduğunu ve bunun da ileride sağlam bir TÜFE görmemize yol açacağını anladık… Hem coğrafya tatsız, hem de belli ki Çin ekonomisi yakın zamanda tüm dünya açısından yeniden bir dert olacak. ABD’de ve Avrupa’da zaten artış eğilimi gösteren enflasyon, Çin’in de enflasyon ihraç etmesi ile muhtemelen yükselmeye devam edecek.

Bahsettiğimiz her şey Türkiye açısından da tatsızlık demek. Fed faiz artırım süreci, hem fon akımlarının eskisi kadar rahat olmayacağı, hem de borçlanma maliyetlerinin artacağı anlamına geliyor. AB ülkeleri ile yaşanan sorunlar turizm ve ihracat kanalları üzerinden cari açığı olumsuz etkileme potansiyeline sahip. Çin kaynaklı olası olumsuzluklar genel risk iştahı üzerinden bizi etkileyecek. Kendi coğrafyamızdaki haber akışını da unutmayalım tabi… Halen resmi hedefin iki katı bir enflasyonumuz varken üzerine bu kadar risk daha binmesi TCMB açısından işleri zorlaştıracak. Bu durumda geçici bir araç olması gereken “geç likidite penceresi-GLP” belli ki uzun bir süre daha bizimle ve bundan sonra TCMB’nin faizlerde nasıl bir değişiklik yapacağını tahmin ederken artık bunu da düşünmemiz gerekecek. Zaten bu haftaki toplantıda da TCMB’nin GLP faizinde bir artışa gitmesi yüksek olasılık görünüyor. Bu artış TL’yi destekleyebilir, ama dalgayı tersine çeviremez. Hep savunduğumuz noktayı bir kez daha vurgulayalım: TL, arızi durumlar dışında küresel fon akımlarını takip eder. Faiz, bu akımlardan ne kadar faydalanacağımızı (ya da zarar göreceğimizi) belirler. Bu nedenle Perşembe günkü TCMB kararının “oyun değiştirici” olmasını beklememek gerek…

Aslında Türkiye bahar yorgunluğuna filan hiç ihtiyacımız yok, haber akışını takip etmek dahi yoruyor insanı…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.