Pusula’da Bugün: "Dengeler, Dengeler...”

Güne TL’de değer kaybı ile başlıyoruz. Bunu bir çok etkene bağlayabiliriz, ancak en azından dünden bugüne en önemli mesele dolarda görülen küresel değerlenme. Bu değer kaybında yalnız olmadığımızı bilmek belki bir nebze içimizi rahatlatabilir, ama tabi döviz borcu olanların bundan teselli bulacaklarını da iddia edemeyiz. Dünkü ECB toplantısının bu tatsız havada önemli bir payı var. Bu ortamda TCMB’ye haksızlık edilmemeli. TCMB aslında dün önemli mesajlar verdi, mesele bunlar üzerinde biraz düşünebilmekte…

Merkez bankacılığı dünyanın hiçbir yerinde kolay değildir. Aynı anda herkesi zaten memnun etmeniz mümkün değil, bir de sürekli tüm eleştirilerin odak noktası olursunuz. Hele bir de verdiğiniz kararlar piyasaları terste bırakırsa o zaman size vurmayan kalmaz. Halbuki bazı şeyler elinizde değildir, bir merkez bankasının, ekonomi dışı gelişmelere verebileceği tepkiler sınırlıdır. Hal böyle olunca merkez bankaları aynı anda bir çok değişkene bakarak bir denge kurmaya çalışırlar.

Bu denge politikası, Avrupa gibi siyasi açıdan oldukça karışık, bürokratik açıdan oldukça karmaşık bir coğrafyada Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) da işini oldukça zorlaştırıyor. Dün yapılan toplantıda ECB beklendiği gibi faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Tahvil alım programında ise yine beklentiler ile uyumlu bir değişiklik yaptı. ECB Ocak ayında itibaren 9 ay boyunca ayda €60 mlr değil, $30 mlr alacak. Buraya kadar okuduklarınız Euro için olumlu olmalıydı. Ancak işler bunun sonrasında biraz karışıyor. ECB enflasyon artmaz ise, tahvil alım rakamını artırmayı ve süresini de uzatmayı planlıyor. Bu dönemde itfa eden varlıklar da yerine konacak. Yani ECB hem aslında ilan ettiğinden daha fazla tahvil alacak, hem de programın ucu açık. Piyasanın düşündüğünden daha yumuşak olan bu ifadeler, toplantı öncesi alınan Euro pozisyonlarının boşaltılmasına yol açınca EURUSD’de sert bir düşüş gördük.

Yalnız Euro’nun hikâyesi burada bitmiyor... Yanda yer alan grafikte piyasadaki Euro pozisyonlarının 2007’den bu yana seyrini görüyorsunuz. Şu anda piyasa kabaca 2011’den bu yana Euro’da en yüksek pozisyonunu taşıyor. Eğer iş zarardurdur işlemleri ile sınırlı kalmaz ise EURUSD’de gerileme de sürecek demektir. Bunu ne tetikler derseniz, hem ABD’de hem Avrupa’da bunun için yeterince bahane var. Fed Başkan adaylarının netleşmesi, Trump’ın vergi reformunun yasalaşması olasılığının giderek artması, İspanyol-Katalan sorununun sürmesi (bugün bölgenin özerkliğinin kaldırılması görüşülecek) derken görünüm bir kez daha USD lehine dönüyor. Keza Eylül başlarından bu yana dolar endeksinde gördüğümüz %4’e yakın yükseliş de bunların bir sonucu.

Dün TCMB Para Politikası Kurulu da beklendiği üzere faizlerde bir değişikliğe gitmedi. Yayınlanan açıklama metninde ise önceki aydan farklı birkaç ifade var. TCMB önceki toplantıda ekonomideki toparlanmadan bahsederken şimdi büyümenin güçlü seyrettiğini söylüyor. Bunu büyüme göstergelerinden de görüyoruz, bu açından piyasanın satın alacağı yeni bir konu yok. Asıl önemli olabilecek farklılık enflasyon ve para politikasına dair cümlelerde yapılan görünürde ufak değişiklikler. Bu “ufak” değişikliklerin neden yapıldığı üzerine üzerinde biraz kafa yormakta fayda var, zira bu ufak değişiklikler önümüzdeki döneme dair büyük şeyler ifade ediyor olabilir.

İlk olarak ilgili cümleyi ve eklenen yeni ifadeleri (kırmızı) yanda görebilirsiniz: “Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir”. “Kararlılıkla” sözcüğünün eklenmesi belki dünyamızı değiştiren bir şey değil, ancak ileriye dönük olarak TCMB’den ne bekleyeceğimize dair bize bir nevi sinyal veriyor. Bu da faizin düşünülenden daha uzun bir süre indirilmeyeceği. “Hedeflerle uyum” ifadesinin bu ay metne eklenmesi de artık sadece enflasyon beklentilerinin değil, enflasyonun kendisinde de bir düşüş görülene dek faizin yüksek tutulması demek. 2018 ilk çeyreğinde enflasyonda baz etkisi kaynaklı bir düşüş beklen nedeniyle hepimizin aklındaki soru TCMB’nin bundan faydalanıp faizleri düşürüp düşürmeyeceği idi. İşte dünkü yeni ifadeler sonrasında yüksek olasılıkla TCMB bu görece düşük enflasyon döneminde de faizlerde indirim düşünmeyecek. Hoş, TL’nin son günlerdeki değer kaybının devamı, ya da bu seviyelerin korunması durumunda enflasyondaki düşüş de o kadar tatmin edici olmayabilir.

Bütün bunların piyasa açısından önemi, TL’nin yine görece yüksek faizden destek bulmaya devam edecek olması. Elbette bu cümleyi bu haliyle bırakırsak ”faizimiz yüksek olduğu için TL değerlenecek” gibi naif bir yorum ortaya çıkıyor. Hatta aynı mantıkla gidersek, bugün faizde indirime gitmesi beklenen Rusya’yı da hesaba katarsak, cazibemiz katlanarak artacak. Fakat yanda bu “yüksek faizimize” rağmen TL’nin son 5 iş gününde gelişen ülke para birimleri ligindeki performansını görüyorsunuz. Demek ki mesele faiz değil, TL cinsi varlıklara atfedilen olumsuzluklar ile ilgili.

Bu durumda TL’de önümüzdeki dönemde ne beklemeliyiz? Piyasa kapanışı sonrasında gelen olumsuz haber akışının yatırımcıları tedirgin ettiği bu günlerde, TL’de değerlenme görmemiz için sorunun ortadan kalkmasının gerektiği aşikar. Yani bu tarz haberlerin asılsız olduğu, dış siyasi ve finansal ilişkilerin normalleştiği yönünde bir algılama oluşmadıkça TL talebi zayıf kalacak. Bu nedenle maalesef yine oturup verileri, ekonomik gelişmeleri değil de haberleri izleyeceğimiz bir dönemdeyiz. Böyle dönemlerde her iki yönde de çok sert hareketler olur, oynaklık hızla artar. Bu nedenle ilk olarak panikle iş yapmamalı, zarar-durdur mekanizmasını da mutlaka çalıştırmalıyız. “Kağıt üstünde kaldığı sürece zarar gerçek değildir” anlayışındaysanız bununla hemen vedalaşmanızı öneririm. Zarar zarardır, zararın üstünde oturduğunuz her dakika daha çok zarardır.

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.