Pusula’da Bugün: Domino Taşları

“Guinness Dünya Rekorları”nı bilirsiniz. Burada domino taşlarını yıkma konusunda özel bir bölüm var. En uzun domino duvarı, en büyük domino mozaiki, bir grup tarafından devrilen en fazla domino taşı gibi bir çok dalda rekor kaydedilmiş. Bunları izlemek insana huzur verirken, piyasalarda ise insanın tüylerini diken diken yapmasının bir nedeni var…

Domino taşlarının belli bir kompozisyon çerçevesinde yıkılmasını izlemek oldukça keyifli olabilir. Hayal gücünün ve takdire şayan bir sabrın yarattığı bu “eserler” yıllardır bir çok insanın ilgisini çekiyor. Bunun çok güzel bir örneği olan, Bursa Yıldırım Belediyesi’nin 29 Ekim nedeniyle 300 bin taş ile yaptığı gösteriyi buradan izleyebilirsiniz. Piyasada ise birisine “domino taşlarından” bahsettiğinizde karşınızdakinin suratı asılır. Zira bununla birbirine benzer ülke, piyasa ya da enstrümanlardaki mutluluğun eninde sonunda biteceğini söylemiş olursunuz.

Bundan birkaç hafta önce, piyasalarda Trump’ın ABD’nin 45. Başkanı olmasına tanınan olasılık çok düşüktü, hatta çoğu kişiye göre bir şakaydı. Ancak anketler bir kez daha yanıldı ve Trump Başkan oldu. Anket şirketlerinin güvenilirliği de domino taşları gibi birbiri ardına çöküyor, evet, ancak keşke mesele sadece bu şirketler olsaydı… Trump sonrası dünyada, sonraki domino taşı olarak bazı piyasalar kadar bazı ülkelere de bakıyoruz. Mesele bir sonraki domino taşının nerede, ne zaman devrileceği…

Kaynak: Bloomberg

Gelişen ülkeler Trump sonrası değişen fiyatlamalardan şiddetli etkilendiler. Özellikle para birimlerinde gördüğümüz değer kayıpları, uzun bir süredir görülmedik ölçüde. Yandaki tabloda 6 günde fiyatlamaların nasıl değiştiğini görebilirsiniz (kaynak: Bloomberg). Bu durumun sebebi açık: Yükselen ABD faizleri ve Trump’ın ısrarla savunmaya devam ettiği ticarette korumacılığın artacağı görüşü… ABD faizlerindeki artışın nedenlerini daha önce de tartışmıştık. Büyümeyi desteklemek için ABD’de altyapı yatırımlarına hız verilecek, bu da büyüme ve enflasyon yaratacak. Ayrıca ABD’nin daha fazla borçlanması gerekecek. Tüm bunların sonucunda Fed’in daha önce öngördüğü gibi 2017’de 2 kez değil, daha fazla faiz artırması söz konusu olabilir. Bu kaygılarla bu sabah ABD 30 yıllık tahvil faizi bu yıl başından bu yana ilk kez %3.0 seviyesini aştı.

Aslına bakarsanız, yukarıdaki senaryo dünya ekonomisi açısından olumlu… Daha doğrusu olumlu olabilirdi, Trump’ın ticari korumacılık söylemi olmasa… Bu durumda ABD büyüyecek, ama bu büyüme azalan ticari bağlar nedeniyle diğer ekonomilere birebir yansımayacak. Bunun bazı ülkelere etkisi diğerlerinden çok daha fazla olacak. Uzun bir süredir tüm gelişen ülkelere bir sepet olarak bakmaya alışmış piyasalar açısından işler zorlaşacak: Dünya ekonomisinin karışacağı, fiyatlamaların farklılaşacağı bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bazı dominolar hızlı, bazıları daha yavaş düşecek…

Bundan sonraki dönemde yatırımcıların para birimlerinde daha seçici olmaları gerekecek. Değerli dolar, yüksek faiz kombinasyonu herkesi zorlayacak ama bazılarındaki etki çok daha bariz olacak. Bunu, yukarıdaki tablodan da fark ettiğiniz üzere şu anda bazı para birimlerinde görüyoruz. Ülkelerin dış kaynak ihtiyacı (cari açık, dış borçlanma gibi) burada anahtar. Ayrıca sanayi talebine dayalı metallerde son dönemdeki artış bazı ülkeleri daha güvenli kılacak. Endonezya ve Filipinler görece güçlü seyreden iç talep ve düşük borçlulukları nedeniyle pek kaygı yaratmıyorlar. Batı yaptırımlarının sürdüğü Rusya da iç talep ile kendine yeni bir denge bulan ve gidişattan görece az etkilenecek ülkelerden biri. Hata tersine Trump sonrasında ilişkiler düzelirse, yeni dönemin yıldızı olacak ülke de Rusya. Güney Kore, Güney Afrika, İsrail ve Türkiye ise görece yüksek dış kaynak ihtiyaçları, dış ticarette ABD’ye bağımlılıkları ve diğer makroekonomik denge sorunları nedeniyle yatırımcıların gözünde “sorunlu” taraftalar. Bu çerçevede risklerin en hızlı fiyatlandığı TL açısından durum bir süre daha tatsız olacak gibi görünüyor.

Tüm bunların arasında en ufak derdimiz ABD ekonomisinin ne durumda olduğu gibi görünebilir, ama acele etmeyin. En can acıtıcı darbe, beklemediğiniz yerden gelendir. Bu hafta ABD’de TÜFE ve perakende satış verileri açıklanacak. Ayrıca bir dizi Fed yetkilisine ek olarak Fed Başkanı Yellen da konuşacak. Beklenenden iyi gelen veriler, son döneme göre daha şahin bir Yellen, zaten tedirgin olan piyasaları daha da tedirgin edip, gelişen ülkelerden çıkışı hızlandırabilir. Her ne kadar Aralık ayına dair beklenti %84 ile faiz artışını neredeyse kesin olarak yansıtıyorsa da, 2017 için beklentilerde çok sert diyebileceğimiz bir değişim yok. Mevcut fiyatlamalara bakarsak, bu beklentilerin de artması gerekir. Ciddi şekilde hem de…

Gözümüz kulağımız ABD ve gelişen ülkelerde, ama en başta domino taşları dediğimizi hatırlatayım. Trump’ın seçilmesinin dünyada son yıllarda (2008–2009 krizi sonrasında) sağ-milliyetçi-korumacı akımların yükselmesi ile bir ilgisi var elbet. Avrupa’da bunu çok daha önce görmeye başlamıştık, devamı da gelecek. Mesela bu Pazar günü Fransa’da merkez sağ eğilimli UMP/LR 2017’de yapılacak Başkanlık seçimi için adayını belirleyecek. 4 Aralık’ta ise İtalya’da anayasa ile ilgili referandum var. Burada çıkacak bir “hayır” oyu sadece İtalya’da değil, tüm Avrupa’da dengeleri değiştirebilir. Bunlar atlatılsa dahi piyasalar pek rahatlayamayacak, zira aşağıda göreceğiz üzere önümüzdeki dönemde Avrupa siyaseti çok karışabilir. Belki de yine domino taşlarına bakıyoruz…

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

 19.10.2017 11:14

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Pusula’da Bugün: "Bir Tercih Olarak “İyimserlik”"

 17.10.2017 11:17

Günlük hareketlere baktığımızda piyasalar çok hareketli, her an izlenecek bir haber, verilecek bir tepki var, değil mi? Buna biraz daha uzun bir zaman diliminde baktığımızda ise hemen hemen tüm oynaklık göstergeleri tarihi diplerine yakınlar. Bu, hem iyi, hem de korkutucu. İyi, çünkü piyasalardaki iyimserliğin dozunu gösteriyor ve buna bakarak diyebiliyoruz ki “piyasalar için olumlu görüşümüzü koruyoruz”. Kötü, çünkü biliyoruz ki herkes aynı gemideyken bir şeyler ters giderse yeterince kurtarma sandalı olmayacak. Peki ya bir tercih yapmamız gerekirse?

Pusula’da Bugün: "Acı Gerçekler"

 16.10.2017 10:48

Hayatta sevsek de sevmesek kabullenmemiz gereken bazı şeyler var. Mesela kendimizi mükemmel sanırız, ama değiliz. Kendimizi zeki, mantıklı, sonuç odaklı görmeyi çok isteriz ama gerçek bu değil. Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in davranışsal ekonomi dalındaki çalışmaları bu acı gerçekleri ortaya koyuyor: Hepimiz kusurluyuz! Tüm kusurlarımıza rağmen yatırımcılar olarak son dönemde doğru yaptığımız bir şey varsa o da hisse piyasasına olan ilgimiz…