Pusula’da Bugün: "Döngü”

Piyasalarda karşılaştığımız olaylara yatırımcıların verdikleri tepkiler çoğu zaman bir döngüden ibarettir. Bu döngünün neresinde olduğumuza göre piyasanın bir sonraki adımını tahmin etmemiz mümkün olabilir. Elbette tarih her zaman tekerrür etmez ama hazırda bir oyun planımızın olmasının ne sakıncası olabilir ki?

Küresel piyasalarda yine bir Fed döngüsü ile karşı karşıyayız. Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca piyasalarda yatırımcıların kendilerini Fed faiz artışına, ECB’nin çıkış stratejisine, Trump’ın vergi reformuna hazırladıklarını gördük. Kuşkusuz bunlar rayında giden bir tren gibi olmayacaktı, olmuyor da… Evet, Fed Aralık ayında faiz artıracak, bunu artık hepimiz biliyor ve fiyatlıyoruz, ama 2018’de ne olacağı konusunda hala Fed ile piyasa arasında ciddi bir fark var. Fed’in yeni başkanının kim olacağı konusundaki iddialar da şimdilik bu ayrışmada kimin haklı çıkacağı konusunda bize net bir bilgi vermiyor.

Eylül başından Cuma gününe dek, görece şahin bir ismin Fed’in başına geçeceği, Trump’ın vergi reformunun yasalaşmaya çok yakın olduğu ve ekonomik göstergelerin –nihayet- enflasyonda bir kıpırdanmaya işaret etmesi ile ABD tahvil faizlerinde yükseliş eğilimi hakimdi. Cuma günü itibarı ile görece güvercin bir isim olan Jerome Powell’ın öne çıktığı yönünde geçen haberler, tahvil faizlerindeki bu seyri en azından bir süre için durdurdu. Tahvil faizlerinin yönü malumunuz bizim için oldukça önemli, zira ABD’de faizlerin seviyesi hem dış borçlanma maliyetimizi, hem de TL cinsi varlıklar için talep edilecek risk primini belirler.

Powell’ın bu anlamda Fed Başkanlığı için öne çıkması iyi haber. Zaten haber ile birlikte piyasalarda birikmekte olan gerilimin önemli ölçüde azaldığını gördük. Bu yurtiçinde bizi de olumlu etkiledi. Ancak bir noktayı gözden kaçırmamak lazım: Fed bilançosunu küçülterek faiz artırıyor. Bunlar bugünden yarına olmasa bile, ilerleyen vadede bizi olumsuz etkileyecek. Üstelik daha Trump’ın vergi tasarısı yasalaşmadı. Her ne kadar tasarının yasalaşıp uygulamaya dökülmesine ve reel ekonomi üzerindeki etkilerini görmemize daha çok varsa da, piyasalar açısından haberlerde sadece “yasalaştı” sözünün geçmesi yeterli. Malumunuz piyasalar ileride olacakları hemen satın alıp, dün olanları görmezden gelir.

Yukarıdaki cümle ile çelişir gibi görünen ama aslında gayet tutarlı olan bir konuya geçelim şimdi: ABD Başkanlık seçimini Rusya’nın etkilediği yönünde soruşturmada bugünden itibaren bazı tutuklamaların yapılacağı yönünde iddialar var. Diyeceksiniz ki “seçim olalı bir yıl oldu, atı alan Minnesota’yı geçti”. Doğru, ama işin nereye gideceğini bilmiyoruz, bir noktada konu mutlaka ki Trump’ın azledilmesini bir kez daha gündeme taşıyacak. Bu belki olur, belki olmaz, bilemiyoruz. Ama piyasanın bundan çok rahatsız olacağı kesin. Üstelik böyle bir durumda ABD tahvil faizleri güvenli liman talebiyle yine gerileyecek ama bunun bize bir faydası olamayacak. Tabi bu esnada Trump’ın gündemi ne olacak, üç aşağı beş yukarı tahmin edersiniz: Kuzey Kore. Trump’tan bolca tehdit duymaya hazır olun. Bunlarla boğuşurken Trump’ın vergi reformu konusunda pek bir enerjisi kalmayabilir. Buradan hareketle düz mantık bir piyasa döngüsü şöyle olmalı: Rusya ile alakalı tutuklamalar gelir>Trump gündemi değiştirir>Güvenli liman talebi artar>ABD tahvil faizleri düşer, dolar değerlenir, ABD borsalarına satış gelir>Fed faizi artırım söylemini yumuşatır.

Küresel piyasalarda sürekli aynı yere, aynı olaylara bakmak bizi terste bırakıp başka önemli olayları gözden kaçırmamıza yol açabilir. Mesela Avrupa’yı bu ara yakın markajda tutmamız lazım. İspanya’da Katalonya’nın bağımsızlık ilanının ardından, merkezi hükümet anayasal yetkisini kullanarak bölgenin yönetimine el koydu. 21 Aralık’ta bölgede seçim yapılacak. El Mundo gazetesinin haberine göre bağımsızlık yanlısı partilerle birliği savunan partilerin oy oranları birbirlerine oldukça yakın, ancak yine habere göre halka sadece bağımsızlık konusu sorulduğunda destek %30’la düşmüş. Bu arada her ne kadar şu anda kimse o tarafa bakmıyorsa da İtalya’da bu hafta sonunda Sicilya yerel seçimlerini izleyeceğiz. Burada ortaya çıkacak tablo ve sonrasındaki siyasi ittifaklar, genel seçimlerde ne beklememiz konusunda bize sinyaller verecek.

Bu okuduklarınız bize doğrudan piyasanın yönü hakkında net bir fikir vermekten ziyade, oynaklığın neden artacağını söylüyor. Keza Türk mali piyasaları da bundan payını alıyor. Borsada hala kar beklentileri ve güçlü seyreden ABD borsaları ana yönün yukarı olmasına yol açıyor. Zaman zaman gelen tatsız haberler bu eğilime ara vermemize yol açsa da şu anda endekste yükselişin bittiğini gösteren hiçbir işaret yok.

Tahvil piyasası ise ABD tahvil faizlerindeki hareket ve TL’deki değer kaybının kurbanı oldu. 10 yıllık tahvil faizimiz geçen hafta tarihi zirvesini gördü. Her ne kadar bu seviyeden bir miktar gerilemiş olsak da görünüm hala olumlu değil. Bu hafta açıklanacak verilerin enflasyonun %11,50’ye çıktığını göstermesi bekleniyor. Hala 1Ç18 için baz etkisinden bahsediyor olsak da, gerek TL’deki değer kaybı, gerekse de Temmuz 2015’ten bu yana ilk kez $60 seviyesini aşan petrol fiyatı enflasyon görünümü konusunda olumlu olmamızı zorlaştırıyor. Buna Hazine’nin yüksek iç borç çevirme oranını ve ABD tahvil faizlerindeki yükseliş potansiyelini de eklerseniz, 2018’in tahvilin yılı olmayacağını şimdiden söyleyebiliriz (“Haziran ayına bitmiş olur” Variety Dergisi’nin 1955’te Rock n’ Roll için görüşü…Neyse...)

TL’nin durumu biraz daha karışık. Geçen hafta önce Türkiye’ye yönelik olumsuz haber akışının, ardından da dolardaki küresel değerlenmenin TL’yi olumsuz etkilediğini gördük. Yabancı çıkışları karşısında yerli yatırımcıların satış tarafında oldukları piyasada genel olarak şöyle bir durum var: Bir haber geliyor, TL birkaç kuruş değer yitiriyor, yerli satıyor, kur Ancak bu döngüde her seferinde TL başladığı yerden daha kötü durumda kalıyor. Keza Eylül ortasından bu geriliyor. yana gördüğümüz bu hareketler neticesinde TL %9,7 değer yitirerek, gelişen ülke para birimleri liginin en kötü performansını sergiledi.

Bundan sonraki süreç ile ilgili olarak potansiyel olarak birkaç iyi, bir de kötü haberimiz var. Öncelikle Powell’ın Fed Başkanı olması piyasaları rahatlatıp, dolar endeksini aşağı çeker, bu da TL’yi rahatlatır. Bu durumda bize benzer ülkelerdeki faizlerin düşüş trendinde olması TL’yi bir kez daha “carry trade” için öne çıkarabilir. Yine Eylül başına dek TL pozisyonu yoğun olana yabancı yatırımcıların bu dönemde hızla TL’den çıkmış olmaları, yukarıdaki senaryoda TL talebinin güçlü olmasına yol açacaktır. Öte yandan tahvil piyasası için bu olumsuz görünümün TL açısından yarattığı en önemli risk, tahvilde satacak likidite bulmayan yabancı yatırımcının döviz alarak kendilerini hedge etmek istemeleri (Bu da bir başka kısır döngü tabi: Kur yükseldikçe faiz yükselir, faiz yükseldikçe yabancı döviz alarak hedge eder, yabancı döviz aldıkça faiz yükselir…)

Eğer “hazır TL değerlenirken bugün sattığımızı yerine koyalım” diyorsanız, acele etmeyin derim. Bugün 3,77’den USD almak yerine mevduat yaparsanız yıl sonuna USDTRY başabaşınız 3,84 olacak. Kur ancak bu seviyenin üzerinde olursa mevduattan daha iyi bir getiri elde etmiş olacaksınız. Üstelik yıl sonu yaklaşırken mevduat faizlerinde göreceğimiz artış da bu hesaba dahil değil…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.