Pusula’da Bugün: "Duvar"

“Bay Gorbaçov, barış istiyorsanız, Sovyetler ve Doğu Avrupa için refah istiyorsanız, özgürlük istiyorsanız, bu kapıya gelin! Bay Gorbaçov, bu kapıyı açın! Bay Gorbaçov, bu duvarı yıkın!”

Ronald Reagan, Brandenburg Kapısı, Berlin, Almanya - 12 Haziran 1987

“Büyük bir duvar yapacağım, inanın bana kimse benden daha iyi duvar yapamaz. Bu duvar çok ucuza mal olacak, güney sınırımıza büyük bir duvar yapacağım ve bunun parasını Meksika’ya ödeteceğim. Sözlerimi unutmayın!”

Donald Trump, Başkanlığa aday konuşması - 16 Haziran 2015

Berlin Duvarı’nın inşası 1961’de, Sovyet kontrolündeki Doğu Almanya’dan kaçışları durdurmak üzere başladı. 1949-1961 yılları arasında çoğu zanaat sahibi, entelektüel birikimli 2 milyon kişi demokratik, özgür tarafa kaçmıştı. 1961 yılının yaz aylarında günde 1000 kişi diğer tarafa kaçmaya başlayınca Sovyetler radikal bir önlem almayı uygun gördüler. Berlinliler 13 Ağustos 1961 sabahına şehri boydan boya doğu-batı olarak bölen dikenli tellerle uyandılar. Sonrasında bu dikenli teller beton duvarlara dönüştü. Artık sınırı geçmek çok tehlikeli idi, iç içe iki duvar vardı aslında ve aradaki bölgeye ölüm şeridi deniyordu. Nöbetçi kuleleri, hendekler, köpekler, makineli tüfekler, aklınıza ne gelirse bu duvar boyunca konuşlanmıştı. Kayıtlara göre duvarı aşmak isterken 138 kişi yaşamını yitirdi. Yine de 5 binden fazla kişi 30 yıl içinde duvarı aşmayı başardı. Soğuk savaş yıllarıydı, Berlin Duvarı artık “Demir Perde”nin simgesi idi.

1987 yılında ABD Başkanı Ronald Reagan Berlin’i ziyaret ettiğinde Sovyetlerin başında reformcu kişiliğiyle bilinen Mihail Gorbaçov vardı. Merkezi planlamaya dayalı, verimsiz ekonomik modeli artık çökmüş olan Sovyetler Birliği varlığını nasıl devam ettireceğine dair bir karar vermek zorundaydı. Gorbaçov da çok zor kararların arifesindeydi. Nihayetinde kaçınılmaz olan gerçekleşti, 1991’e gelindiğinde artık Sovyetler Birliği dağılmıştı. Bu süreçte Sovyetlerin “Demir Perde”si de çöküyordu elbette. Ronald Reagan’ın tarihi konuşmasından 2 yıl sonra, 9 Kasım 1989’da Doğu Alman yetkililer seyahat kısıtlamasının kaldırılacağını açıkladılar. Binlerce Berlinli o gece duvarlara koştu, ellerine ne geçtilerse onunla duvarları yıktılar.

İnsanlığa ümit veren bu olayın üzerinden neredeyse 30 yıl geçti ve yine başladığımız yerdeyiz. ABD’nin şu anki Başkanı Donald Trump, seçim vaatleri arasında yer alan “Meksika duvarı” konusuna hızlı bir dönüş yaptı. Duvar konusu bu kez görünürde ideolojik değil, ekonomik nedenlere dayanıyor. Bu tartışmanın ve inatlaşmanın devamı ise halen piyasalarda izlediğimiz bu gayet olumlu havayı bozabilir. Eylül’de yasa yapıcılar tatilden dönüp çalışmaya başladıklarında ilk karşılarına gelecek konular yeni bütçe ve borç tavanı olacak. Her ikisi de uzlaşma ile aşılabilecek konular, ancak bu kez Trump’ın inadı kanalları tıkayacak gibi görünüyor.

22 Ağustos'ta bir konuşma yapan Trump, eğer Kongre duvar harcamasına onay vermezse bazı devlet hizmetlerinin durdurulacağını (government shut down) söyledi. Bütçe konusunda bir uzlaşma olmazsa, Hazine’nin nakdi Ekim başı gibi biteceği için, elzem olmayan hizmetler (park bakımları, kütüphaneler, sosyal hizmetler, vs) geçici olarak durdurulacak, bu hizmetlerde çalışanlar işsiz kalacak. Normalde işin bu kadar uzaması kimsenin lehine değilken, Trump bunu doğrudan bir tehdit olarak kullanmakta ısrarcı. Demokratların tepkisi ise hemen hemen “hadi bakalım, yap da görelim” tadında…

Peki nedir bu duvar meselesi ve neden Trump bunu yeniden ön plana çıkardı? Aslına bakarsanız mevcut durumda Trump’ın Başkanlığı oldukça sallantıda ve bu konuyu bir gündem saptırma maddesi olarak görebiliriz. Zira ABD-Meksika sınırı 3200 km uzunluğunda, bunun 2/3’ü Rio Grande Nehri ile doğal bir sınır niteliğinde. Halihazırda sınırda 1000 kadar duvar/çit, 30 sınır kontrol noktası, 25 de kapı yer alıyor. Bu güvenlik önlemlerine rağmen sınırdan kaçak geçiş mümkün, bunun net bir sayısı yok, ama son bir yıl içinde 300 bin kişiye yakın kaçak yakalandı. Gerçi bunun önemli bir kısmı kendi kendine teslim olup sığınma isteyen kişiler.

Trump’ın hayalindeki duvar 5,5 mt yüksekliğinde, ABD tarafındaki görüntüsü “estetik” olacak, delinmesi, tırmanması ya da altından tünel kazılarak aşılması mümkün olmayacak bir duvar… CBS’in düzenlediği bir ankete göre ABD’lilerin %61’i duvara karşı. Duvarın inşası hemen başlayabilir, Trump’ın bu konuda yetkisi var, ancak parası yok. Mart ayından bu yana Trump Kongre’den savunma ve sınır güvenliği harcamaları için $33 mlr ödenek istiyor. Bunun $1,6 milyarlık kısmı duvar için. Yalnız bu ön ödenek. Duvarın toplam maliyeti kime sorduğunuza bağlı. Mesela Trump’a göre toplam maliyet $8-12 mlr, Kongre’de yer alan Cumhuriyetçilere göre $12-15 mlr, İçişleri Bakanlığı’nın bir raporuna göre $21,6 mlr, bağımsız kurum raporlarına göre ise $15-27 mlr arası. Trump duvarın parasını Meksika’ya ödetme niyetindeydi, Meksika’nın ise böyle bir niyeti yok. Zaten Trump da duvarın bedelini başka yollardan tahsil edeceklerini söylemeye başladı. Washington Post’ta yer alan bu görüşme kayıtlarına göre Trump Meksika Devlet Başkanı Pena Nieto’dan “duvarın parasını ödemeyeceğiz” açıklamalarına son vermesini, bu şekilde pazarlık edemeyeceklerini söylemiş.

Bütün bu tartışma ve gürültü hiç şaşırtmayacak şekilde doları olumsuz etkiliyor. Hatta kredi derecelendirme kuruluşu Fitch de ABD kredi notunun risk altında olduğu uyarısında bulundu. Dolarda bir süredir gördüğümüz zayıf seyir belli ki bir süre daha devam edecek. Kısa vadede henüz bir dönüş işareti görmüyoruz, ama yine de Jackson Hole toplantısına bu gözle bakmakta fayda var. Bugün başlayacak toplantıdan dünyamızı değiştirecek bir şey çıkması olasılığı aslında oldukça düşük. Öyle ki Yellen’ın son dönemde piyasalardaki risk alma iştahına bakıp piyasaları hizaya getirme amaçlı bazı mesajlar vermesi dahi bu havayı sonlandırmaktan çok kısa süreli bir duraklama yaratacak gibi görünüyor. Hatta biraz daha ileri gidelim: Yellen üstüne basa basa “Aralık ayında faiz artıracağız” dese de hava bozulmayacak, zira üst üste 5 aydır enflasyon beklentilerin altında. Burada eğilim ciddi şekilde değişmedikçe Fed’in hızlı bir faiz artırım sürecine girmesi anlamsız. Piyasa da bunu gördüğü için aşırı short-dolar pozisyonlarında bir düzeltme, piyasalarda bir miktar dalgalanmanın ardından genel risk iştahına geri dönmemiz ana senaryomuz.

Bu senaryoda TL açısından olumlu havanın devam etmesi gerekir. Daha önceki hareketlerde bizi kalıcı bir değerlenmeden alıkoyan şey yerli yatırımcıların döviz iştahı idi. Bugünlerde de USD/TL’de 3,50 altında kurumsal talebin arttığını gözlemliyoruz. Mevcut seviyeler ihtiyaçların karşılanması anlamında makul, ancak spekülatif alımların bir süre daha önemli bir kazanç sağlaması olasılığı düşük, ayrıca hala yüksek olan TL faizinin cazibesini de dikkate almak şart. Elbette yarının ne getireceğini kesin olarak bilmek mümkün değildir, bir çok şey de tesadüflere bağlıdır.

Berlin Duvarı’nın yıkılacağı belliydi ama bunun 9 Kasım gecesi olması da bazı tesadüflere bağlı... Doğu Alman Politbüro Üyesi Günter Schabowski “seyahat kısıtlamalarının zaman içinde kaldırılacağını” söylerken aslında hala uzun bir vize başvuru süreci olacağını arka arkaya gelen sorular yüzünden bir türlü söyleyemez. Söylediğinde ise çok geçtir, binlerce insan duvarlara koşmaktadır. Bornholmer Caddesi’ndeki kontrol noktasında görevli Yarbay Harald Jäger, bu kalabalık konusunda ne yapması gerektiğini üstlerine sorar. Morali bozuk şekilde ertesi gün eline geçecek kanser testinin sonuçlarını beklemekte olan Jäger aldığı kaba yanıtlara sinirlenip sınır kapısını kendi elleriyle açar, emrindeki 46 adama hiç kimseye dokunmamaları emrini verir. Çok geçmeden diğer kapılar da Jäger’i takip eder. Berlin Duvarı’nın yıkılmaya başladığı an o andır…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.