Pusula’da Bugün: Ekim

Rahatsız, huzursuz bir Eylül ayının ardından bugün Ekim ayının ilk iş günü. Bugün aynı zamanda bu yıl “Daha İyi Bir Dünya Tasarla” teması ile kutlanan dünya mimarlık günü. Mimarların bizim için daha iyi bir dünya tasarlamaya devam edeceklerini umalım, zira piyasalara bakarsanız Ekim ayı da sıkıntılı başlıyor…

Mimarlar için aynı anda bir sürü şeyi düşünmeleri gereken insanlar derler. Sadece yaratıcı olmak yetmez, aynı anda sayılarla, açılarla, kendilerinden başka çok az kişinin görebileceği ayrıntılarla uğraşırlar. Bazen ortaya şaheserler çıkar, bazen de yanda gördüğünüz gibi yaratıcılığı bayağı bir zorlayan yapılar…

Piyasalarda da yaratıcılık iyidir, ama bir sorunu vardır: Hemen taklit edilir. Aynı bir mimar gibi daha önce fark edilmemiş bir boşluk görüp bir ürün tasarlarsınız. Ancak piyasa acımasızdır, ürünü ilk düşünen, çıkaran olmanız hiçbir şey ifade etmez. Ya en iyi olmanız, ya da o üründe referans olacak denli büyük olmanız gerekir. En iyi olmak konusunda diyecek bir şey yok ama bir konuda en büyük olmak için, sürekli gaza basmak için güvenlikten tavizler veriliyorsa işler karışır.

Malumunuz şu anki derdimiz “türev piyasasının büyük oyuncularından Deutsche Bank bir Lehman olur mu” sorusuna yanıt bulmak. Bu konudaki her cümle spekülasyon olur, ancak kötü senaryoda ne olabileceğine bakmakta fayda var. Deutsche ağır baskı altında ve devletin yardım edip etmeyeceği açık değil. İç içe geçmiş finansal ilişkiler, boyutu tam olarak bilinmeyen türev riskler ile bir araya geldiğinde Avrupa bankacılık sisteminde şu ana dek görülmüş en güçlü sarsıntının ortaya çıkması mümkün. Bu sarsıntı tüm dünyada mutlaka ki hissedilecektir. Bankacılık sistemimiz ne kadar sağlam olursa olsun, rüzgar tersten estiğinde buna direnmenin çok zor olduğunu daha önce gördük.

Madem ters rüzgar konusuna girdik, Fed konusunu da es geçmeyeceğiz elbette. Fed Aralık’ta faiz artırmayı çok istediğini bir süredir her şekilde belirtiyor. Fed’i yolundan döndürecek şey ise ekonomide tekrar bir zayıflama döngüsüne girilmesi. Bu hafta açıklanacak istihdam verilerini piyasalar bu gözle izleyecek. Beklenen civarı veriler, piyasalardaki Fed beklentisini güçlendirecektir. Bloomberg’de yer alan 63 tahminin 57’si 150–200 bin kişi aralığında, zaten ortalama beklenti de 170 bin kişi. Veri 150 bin kişi altında kalırsa Aralık beklentileri zayıflayacaktır. Benzer şekilde 200 bin kişi üzerinde bir veri, şu anda %59 olan Aralık ayı faiz artırım beklentisini hızla yukarı taşıyacaktır. Bu durumda USD güçlenecek, değerli maden fiyatlarında baskı olacak, gelişen ülkelerdeki pozisyonlar yine ayarlanacak…

Gözden kaçmaması gereken, ama aslında dağın fare doğurmasına benzeyen bir konu da petrol ile ilgili… Geçen hafta Çarşamba günü OPEC, 8 yıl sonra ilk kez petrol üretimini mevcut seviyelerde dondurma konusunda uzlaştı. Açıklamanın ardından petrol fiyatında haftalık bazda yaklaşık %9 artış gördük. Petrol fiyatının artması piyasalarda olumlu yankılandı; hisseler yükseldi, emtia fiyatları ilk başta destek buldu. Piyasa heyecanlandı, ama yanda göreceğiniz üzere OPEC kaynaklı petrol üretimi zaten son yılların zirvesinde (mavi alan). Turuncu çizgi ile ise Brent petrol fiyatını görüyorsunuz. Daha önce petrol fiyatına tepki veren üretim, son 2–3 yıldır fiyattan bağımsız seyrediyor, OPEC adeta sürümden kazanmaya oynuyor. Bunun olası nedenlerini daha önceleri tartışmıştık, şimdi bunları yinelemek yerine OPEC’in üretim dondurma kararının ne anlama geleceğini irdeleyelim.

Kaynak: Bloomberg

Öncelikle yukarıdaki grafik de gösteriyor ki, üretimi bu seviyede dondurmanın temel amacı fiyatın artmasını sağlamak değil, fiyatın daha fazla düşmesine engel olmak. Ancak bu konuda soru işaretleri var elbette. Eğer niyetin ötesinde bir anlaşma sağlanırsa, bu iki ay sonra yürürlüğe girecek, bu dönemde stoklar artmaya devam edecektir. Üstelik OPEC üyelerinin ülke bazında bir kısıt belirlenmesi konusunda anlaşacaklarını düşünmek de fazla iyimser. İran’ın da üretim dondurma konusuna uzun bir süredir sıcak bakmadığını biliyoruz. O zaman toparlayalım: Kısa vadede petrol fiyatında gördüğümüz artışın kalıcılığını sağlayacak şey üretimin donması değil, talebin artması. Petrol talebi, büyümenin bir fonksiyonu, bu durumda dünya ekonomisinin gidişatı uzun vadede petrol fiyatının yönünü belirleyecek. O cephede ise yeni bir şey yok…

Aşağıda 2016’nın ana teması olan eksi faizli tahvillerin aylık büyüklüklerini görüyorsunuz. Ay içinde bir dalgalanma yaşandıysa da küresel tahvil piyasasında eksi faizle işlem gören tahvillerin toplamı hala $12.5 trn civarında . Eksi faizli tahviller azalmıyor, zira merkez bankaları hala büyümeye destek olmak için tahvil piyasalarında aktif, büyüme ve enflasyon olmadığı için de getiriler düşük kalmaya devam edecek. Özetle henüz dünya içinde bulunduğu düşük büyüme-düşük enflasyon sarmalından çıkamamışken petrol fiyatında kalıcı bir artış beklemek çok gerçekçi değil.

Kaynak: Bloomberg

Yine de petrol fiyatındaki olası yükselişin piyasalarda neye yol açacağını hatırlamakta fayda var: Enerji ithal etmek zorunda kalan ülkelerin faturasında artış, enflasyonda yükseliş… Bu da piyasada bazı kavramları öne çıkaracak, Rusya al/Türkiye sat teması gibi. Üstelik bu kez Rusya’yı destekleyecek yegâne faktör petrol fiyatı da değil. Ülkede enflasyon düşüyor, ekonomi toparlanıyor, merkez bankası görece daha şahin. Buna karşılık Türkiye’deki görünüm bunun aynadaki aksi gibi. Enflasyon bugünkü sürpriz veriye rağmen hala yüksek, ekonomideki görünüm OVP’nin aşağı yönde revizyonunu gerektiriyor, TCMB belirgin şekilde gevşeme eğiliminde. Neticede her ülkenin kendi dinamikleri ve tercihleri var. Bu tercihler, doğal olarak piyasalardaki fon akım tercihlerini de belirler.

Öte yandan Türkiye’de son 6 ay içinde yaşadığımız şeylere rağmen piyasalarımızın dirayeti takdire şayan. Yıllık bazda BIST hala %8’e yakın yukarıda, TL’nin sepet bazındaki kaybı %5 civarında, gösterge tahvil faizi ise yıl başına göre 200bps aşağıda. Evet, hala yurtiçinde, yurtdışında bazı riskler var ama artık bunların bir ölçüde fiyatlandığını iddia edebiliriz. Geçen hafta yabancı yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerde de aslında üç aşağı beş yukarı aynı soruları duyduk. Türkiye hala radarda durmaya devam ediyor, ama piyasaların oturduğundan, risklerin doğru şekilde fiyatlandığından emin olmak istiyorlar. Bu sonbahar belki Türkiye açısından çok rahat geçmeyecek, ancak fiyatların ucuzlaması bir çok yatırımcı açısından kritik eşik… Neticede her riskin bir fiyatı vardır.

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

Tufan Cömert

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.