Pusula’da Bugün: "Ekim"

Ekim ayı ile birlikte artık yılın son çeyreğine girmiş bulunuyoruz. Kalan 60 civarındaki işlem gününde piyasalarda neler olacak derseniz, aslında o kadar çok gelişmeyi fazla fazla fiyatladık ki, kalan günlerde piyasaları alıp götürecek yeni bir olay, hikaye bulmak güç artık. ABD’deki vergi reformu, Brexit görüşmeleri, merkez bankalarının ne yapacakları, Kuzey Kore, kasırgalar derken küresel piyasalarda satın alınabilecek bir çok şeyi tükettik…

Ekim ayı içimizdeki romantizmi ortaya çıkarabilecek güzellikleri barındıran bir ay olabilir.Yandaki fotoğrafa baktığınızda içinizde bir şeyler kıpırdamıyorsa dert etmeyin gerçi… Harrison Ford ile Cameron Diaz’ın oynadığı “6 gün 7 gece” isimli filmden bir sahneyi hatırlatayım size. Ford, “turistlerin adaya geliş amacının başka yerde bulamadıkları romantizmi bulmak olduğunu” söyler, Diaz “belki de bulurlar” der. Ford cıkcıklar, “burası bir ada” der, “yanında getirmediysen burada romantizm bulamazsın”. Özetle, bir şey yoksa yoktur, zorlamanıza da gerek yok (Şimdiye dek bu filmi izlemediyseniz uyarayım, IMDB puanı 5,8. Pas geçmeyi düşünebilirsiniz).

Ekim ayının romantik olup olmadığını tartışmayı size bırakarak, istatistiki açıdan tuhaf bir ay olduğunu belirteyim. 1987’den bu yana S&P500 Ekim aylarında eh işte bir performans göstererek ortalama %1 yükselmiş. Fakat ilginç olan şu ki en büyük çöküşler de (1907, 1929, 1987) bu ayda olmuş! Ekim’in pek sevimli bir ay olmadığı aşikar.

Peki, 2017 Ekim ayından ne beklememiz gerekir? Öncelikle böyle dönemlerde piyasalarda ne olup bittiğini açıklamak, ne olacağını tahmin etmekten çok daha kolay haliyle. Örneğin ABD’de rekor kırmaya devam eden endekslerin ardında yatanı biliyoruz: Şekli ne olursa olsun, bir vergi indiriminin yasalaşması eli kulağında. Bu beklenti aslında enflasyonun artacağı, Fed’in buna kayıtsız kalamayacağı varsayımlarını da içeriyor.

Bu varsayımlar önceki gün bahsettiğim gibi 2016’nın son aylarından çok farklı bir ortam değil: Faizler yükseliyor, dolar değerleniyor, borsalar yükseliyor. Yine de “aynı nehirde iki kere yıkanılmaz” sözünde olduğu gibi bir takım değişiklikler oldu tabi. Örneğin piyasa Fed’in Aralık’ta faiz artıracağını kabullenmiş görünse de 2018 sonuna dek daha faizlerin birden fazla artırılması konusunda Fed kadar umutlu değil, böyle bir fiyatlama yok. Bilanço küçültmenin başlamak üzere olması da piyasada Fed’in zaten bir sıkılaştırma yaptığı algılaması yaratıyor.

Benzer şekilde Fed’in kim tarafından yönetileceği sorusuna da artık iyi kötü bazı isimler üzerinden yanıt verebiliyoruz. Geçen yıl sadece Yellen’ın Başkan kalmayacağını tahmin ediyor, ama yerine kimin geleceği konusunda pek bir tahmin üretemiyorduk. Şu anda konuşulan isimler arasında Yellen da var, ama gidişat Jerome Powell, Gary Cohn ve Kevin Warsh arasında bir seçim yapılacağını gösteriyor. Bunun sonucunu birkaç hafta içinde öğreneceğiz, tabi Trump sözünde durursa. Bu noktada piyasa açısından Warsh’ın başkanlığının önemli olacağının altını çizeyim, zira kendisi Fed’in ultra gevşek para politikasını uzun süredir ağır şekilde eleştiriyor, yani kendisi tam bir “şahin”. Kuşkusuz Trump’ın ekonomi politikası hızla artırılan faizler ile uyumsuz olacağından Warsh’ın o kadar da şahin olamayacağı aşikar. Ama yine de Warsh, ek bir fiyatlama anlamına gelecek.

Bu noktada anlattıklarımın dolarda soluksuz bir değerlenme göreceğimize işaret ettiğini düşünüyorsanız, biraz duralım. Evet, dolarda değerlenme bekliyoruz, ancak bunun “hızlı ve öfkeli” bir değerlenme olmasının önünde bazı engeller de yok değil. Trump’ın vergi reformu doları destekleyecek dedik, ama daha bu tasarı Senato’da alt komisyonlarda görüşülecek, üzerinde oynanacak, ondan sonra yasalaşacak. Yani tasarının son halinin neye benzeyeceğini bilmiyoruz. Sağlık yasası reformu bunun güzel bir örneği. Varsayalım tasarı aynen yasalaştı, bu kez de vergi indirimleri bütçe açığını hızla artıracak, borçlanma ihtiyacını yukarı çekecek. Bu da USD açısından -en azından teoride- olumsuz. Özetle Ekim ayı dolar açısından şahlanma değil, düşüşün durup dengelenmenin başladığı bir ay olacak gibi görünüyor.

Avrupa ise her zaman yeni bunalımlarla karşımızda olsa da aslında dert temelde aynı: Avrupa Birliği bir birlik değil, çıkar topluluğu. İspanya’da Katalanların bağımsızlık oylaması sonrasında yaşananlar bunun ispatı. Konu bölgesel kaldıkça Avrupa’nın bu konuda pek bir şey yapmaya niyeti yok, hatta olur da Katalanlar kendi başlarına bağımsızlıklarını ilan ederlerse, AB bunu tanımayacağını da söyledi. Halbuki sorunun geldiği yer belli: Artık İspanya’da kutuplaşmış bir toplum var ve bu da sorunun uzun vadeye yayılacağının işareti. Merkezi yönetim Katalonya’ya mali özerklik verirse, bu kez İspanya’nın mali durumu bozulacak. Bütün bunlar EUR açısından olumsuz.

Peki, Ekim ayı bizim için ne demek? Yine istatistiklerden gidersek yanda son 15 yılda USDTRY’nin aylık performanslarını görüyorsunuz. Yeşil o ay kur yukarı gitti, kırmızı ise düştü demek. Ekim ayı gördüğünüz üzere TL’nin genelde değerlendiği bir ay. Öte yandan S&P500 için bahsettiğim uğursuzluk, biraz zorlarsanız, TL için de geçerli olabilir. TL’nin son 15 yılda bir ayda en çok değer yitirdiği ay %21 ile 2008 Ekim ayı olmuş. Elbette bu bir rakam sadece, bir tahmin değil. Fakat daha önce de bahsettiğimiz görüşümüz, önerimiz geçerli: Ekim ayında kurda görülecek düşüşler, alım fırsatı olarak değerlendirilmeli.

Yıl sonuna yaklaşırken sık sık TL tahminlerimiz sorulur. Yılı hala 3,60–3,70 aralığında bitireceğimizi düşünüyoruz. Bugün açıklanan ve hala yüksek seyrettiğini gördüğümüz enflasyon TCMB’nin sıkı para politikasını sürdüreceğinin işareti. Bu yüzden kurda hızlı bir yükselişten ziyade, küresel piyasalarda doların seyrine bağlı, kademeli bir değer kaybı süreci öngörüyoruz.

“Piyasalarda belirsizlik bir süre daha etkili olacak” temalı klişe bir ifade ile notu bitirmek isterdim ama Warren Buffett’ın meşhur sözü beni engelliyor: “İnsanlar şu dönemin ne kadar belirsiz olduğundan bahsedip duruyorlar. Her zaman belirsizlik vardır. 2007 yılında da belirsizlik vardı. 10 Eylül 2001 de belirsizdi, 18 Ekim 1987 de… Ertesi gün ne olacağını bilemezdiniz”.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.