Pusula’da Bugün: Eylül’de Gel

PUSULA’DA BUGÜN: EYLÜL’DE GEL

Alpay’ın meşhur “Eylül’de Gel” isimli şarkısını sanırım bilmeyen yoktur. “Eylül’de Gel”, yaz boyunca birbirini göremeyecek genç aşıkların şarkısıdır. Bu güzelim şarkı aynı zamanda bir nesil için, o zamanki eğitim sisteminde yer alan ve Eylül’de yapılan bütünleme sınavlarını anımsatır. An itibarı ile ise pekâlâ piyasanın Fed’e çağrısı olabilir: “Yazın faiz artışını unut, Eylül gibi gel, konuşalım bakalım”…

“Eylül’de Gel” bir Marc Aryan şarkısının üzerine Fecri Ebcioğlu’nun söz yazması ile ortaya çıkmış. Alpay ilk başta şarkıyı okumayı hiç istememiş. Sonunda Ebcioğlu’nun ısrarlarına dayanamayıp, yanda gördüğünüz plağın arka yüzü için okumuş. O zamanlarda plakların iki yüzü olurdu ve sadece iki parça kaydedilirdi. Haliyle A yüzüne “hit” olması beklenen şarkı kaydedilirdi. Bugün asıl şarkıyı (“Gülen Yüzüme Bakıp da”) hatırlayan nadirdir ama “Eylül’de Gel”, Alpay denince akla gelen ilk şarkı! Alpay, anılarını yazdığı kitabının adını “Eylül’de Gel” (2004) koymuş. Kitapta der ki “Yıllar önce söylediğim bir şarkı var ki kurtulmam olanaksız. Fecri Abi vermişti bana, ‘İlle de söyle’ diye… Söyleyeyim söylemesine de, şarkı bana bir şey söylemiyor. Fecri Abi her gün arıyor… Sonunda, ‘bir 45’liğin B yüzüne koyalım da kurtulalım’ diye söyledim. Uzun süre konser repertuarında yer vermedim.”

Piyasa ile Fed arasında ne kadar romantik bir ilişki olduğunu, olabileceğini takdirinize bırakıyorum. “Fed ne zaman faiz artıracak” sorusunu diğer her şeyin önünde tutan miyopik piyasalar zaten şu anda pek mutlular. Zira Fed bir sürpriz olmazsa yaz aylarını pas geçecek gibi görünüyor. Tüm bunların sorumlusu ise Cuma günü açıklanan veriler…

Cuma günü ABD’de istihdam verileri açıklandı. Beklenti istihdamın Mayıs ayında 160 bin kişi artması iken, artış sadece 38 bin kişi oldu.Üstelik geçmiş aylara yönelik güncellemeler de istihdamın ilk açıklanan rakamlardaki kadar güçlü olmadığını ortaya koydu. Her ne kadar işsizlik oranı %4.7 ile kriz öncesi seviyeye gerilemiş olsa da, cilayı biraz kazıyınca ortaya başka bir resim çıkıyor: İşgücüne katılım oranı da düşmüş, yani iş bulamayan ve iş aramaktan vazgeçen insanların sayısı artmış. Ancak, ödenen ücretlerde yıllık artış %2.5 olmuş, ki bu da enflasyon konusunu gündemde tutmak için yeterli. İstihdam verisinin gölgesinde kalsa da, yine Cuma açıklanan ISM hizmet verisinin gerilemesi de ABD ekonomisinde bir şeylerin aksadığının işareti olsa gerek… Fed Başkanı Yellen bugün bir konuşma yapacak. Durumun Fed açısından nasıl göründüğünü böylece birlikte öğrenme fırsatı bulacağız.

Kaynak: Bloomberg

Piyasa açısından ise karar çoktan verilmiş gibi: Yaz aylarında faiz artışı yok… Hatta yanda yer alan olasılık tablosunda gördüğünüz üzere Eylül bile %50’nin altında. Eylül ayına doğru beklentiler yeniden şekil değiştirecektir mutlaka, ama şu verilerle Fed’in faiz artırmasını haklı çıkarmak zor (Hoş, şahsen 2015 Aralık ayındaki faiz artırımının gerçekten gerekli olduğuna da hala ikna olmuş değilim). Öte yandan ABD tahvil piyasası an itibarıyla Eylül’ü de pas geçip, faiz artırımının Aralık ayında olacağını fiyatlamaya başlamış.

Ne düşünürsek düşünelim, gerçekler rakamlar sayesinde ortada: Dolarda son dönemde gördüğümüz değerlenme eğilimi durdu. Buna “tarih oldu” diyenler de var da, müsaadenizle kendilerine “sakin ol şampiyon” demek isterim. Doğru, en azından birkaç ay rahat nefes alacağız, dolarda ciddi bir değer kazancı görmemiz de zor, ama konu dolar olunca sadece FED’in ne yapacağını değil, diğer büyük aktörlerin de ne yapacağını dikkate almamız gerek. Herhangi bir sebepten güvenli liman talebi arttığında, Fed’in faiz politikasından bağımsız, yatırımcıların dolara hücum ettiklerini unutmayalım.

Peki, bu veri sonrasından yurtiçinde bizim dünyamız değişecek mi? Aslında temel görünüm, riskler/fırsatlar cephesinde pek değişen bir şey yok: ABD verisi beklendiği gibi gelseydi de temel hikâyemiz yine aynı kalacaktı. Ama en azından piyasa gözüyle baktığımızda daha iyimser bir döneme girdiğimizi söyleyebiliriz. Cuma günü yurtiçinde açıklanan Mayıs ayı enflasyonu sonrasında TCMB’nin Haziran ayında da faizlerde indirim sürecine devam edeceğini düşündüğümüzü paylaşmıştık. Eğer veri sonrası küresel piyasalarda gördüğümüz risk iştahındaki zıplama en azından yaz aylarında kalıcı olursa TCMB de şu anda düşünülenden daha fazla faiz indirimi yapabilir. Siyasi kanattan son gelen açıklamaların da bu yönde olması, TCMB’nin bu konuda pek tereddüt etmeyeceğini işaret ediyor.

Faiz indirimlerindeki amaç kredi maliyetlerini düşürmek ve yatırımları canlandırmak. Kredi faizleri yanda gördüğünüz üzere bu yıl yapılan 125 baz puanlık indirime rağmen aynı oranda düşmedi, zira kaynak maliyeti, yani ağırlıklı olarak mevduatlar, yapısal sorunlar nedeniyle hala çok yüksek. Bu yüzden sadece faiz indirimleri ile kredi faizlerinin istenilen düzeylere gerilemesi zor. Faiz indirimlerinin yanısıra bankaların TL maliyetlerini düşürecek başka aksiyonlar şart. Bu konuda atılacak adımlar, yaz aylarının piyasada çok daha olumlu geçmesine yol açabilir.

TCMB faiz indiriminin tahvil piyasası üzerindeki etkilerini biliyorsunuz: İlk olarak, kısa vadeli tahvil faizlerinin düşmeye devam ettiğini göreceğiz. Aslına bakarsanız bunu bir süredir görüyoruz, zira önemli olan piyasanın ne beklediğidir: “Beklentiler alınır, haberler (çoğu zaman) satılır”. Uzun vadelerde ise iki sorunun yanıtı önemli. Yurtiçinde çekirdek enflasyondaki düşüş sürecek mi ve ABD tahvil faizlerindeki gerileme kalıcı olacak mı?

Çekirdek enflasyonda görünen düşüşün süreceği, ama diğer sorunun yanıtı o kadar net değil. Haziran ayı dünyada birçok olaya gebe. 23 Haziran’da İngilizler AB’den ayrılmayı oylayacaklar. Karar kalma yönünde bile olsa, cin şişeden bir kez çıktı, bunun illa ki başka ülkelerde yansımaları olacak. 26 Haziran’da ise İspanya’da genel seçimler var. 6 aydır hükümet kurulamayan ülkede son anketlerde aşırı sağ ve aşırı sol partilerde ivme görülmesi kaygı verici. Piyasalarda Haziran sonu oldukça oynak geçebilir.

Gördüğünüz gibi piyasanın heyecanı bile birçok şarta bağlı. Ama bu şu anki coşkuyu bozmaya yeterli değil, çünkü önemli olan şu anda piyasanın neye inandığı… “Eylül’de Gel”deki masumiyete inandıysanız, piyasalardaki iyimserliğin çok daha uzun süreceğine de inanabilirsiniz. Hatta size Alpay’ın 1993 yılında yazdığı devam şarkısını hatırlatayım: “Eylül’de Gel Demiştim

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Petrol-Piyasa İlişkisi"

 21.06.2017 11:10

Piyasalarda her şey gayet güzel giderken dün petrol fiyatındaki düşüşün hızlanması işleri bozdu. Petrol üreten ülkelerde de, petrol ithalatına bağımlı olan ülkelerde de eş zamanlı satışlar gördük. Dolar güçlendi, ABD tahvil faizleri de artan taleple gerilediler. Petrol fiyatının düşmesinin bazı nedenleri var elbette (OPEC üretim kısıntısının etkinliği konusundaki kaygılar, ABD’de kaya petrolü üretimi sonrasında artan petrol stokları gibi), ama bunların üzerinde durmayacağız. Bizi ilgilendiren bu eğilimin devamının piyasalarda ne gibi etkilere yol açacağı…

Pusula’da Bugün: "Paranın Rengi"

 20.06.2017 10:34

Eddie Felson: “Kokuyu alıyor musun?”

Vincent Lauria: “Ne kokusu? Duman mı?”

Carmen: “Hayır, paradan bahsediyor”

(Paranın Rengi, 1986)

Pusula’da Bugün: "Kararsızlık"

 19.06.2017 10:39

Bazen bir dönemi, bir anı tek bir sözcükle tanımlamak yeterli olur. Geçen haftanın tek sözcüklük tanımı da sanırım “kararsızlık” olur. Fed faiz kararı ve sonrasında Yellen’ın açıklamaları ile piyasanın izlediği yön oldukça farklı diyebiliriz. Fed’in şahin söyleminin aksine piyasa bırakın 2017 ve 2018’i, 2019 sonuna dek 2 adet faiz artırımını anca fiyatlıyor. Hal böyle olunca, Fed sonrası tüm piyasalarda ciddi bir kararsızlık hakim oldu. Yurtiçinde ise en büyük kararsızlık döviz yatırımcılarında olsa gerek…