Pusula’da Bugün: Gerçekler ve Algılama

Bir hırdavatçıdasınız. Size deniyor ki 1’in fiyatı 50 kuruş, 12’nin fiyatı 1 TL, 144’ün fiyatı ise 1.5 TL. Soru şu: Ne satın alıyorsunuz?

Siz yukarıdaki bilmecenin yanıtını düşünürken ufak bir ipucu vereyim: Bazen algılama, apaçık gözümüzün önünde olanı görmememize yol açar. Bu, kuşkusuz her yerde karşımıza çıkabilir. Piyasalar da kesinlikle algılama ile gerçeklerin sık sık birbirine karıştığı, ikisini birbirinden ayrıştırmanın en zor olduğu yerlerden biri. Fed meselesini ele alalım: Sık sık Fed faiz artırdığında ne olur diye konuşuruz ama dünyanın gidişatı, ABD ekonomisinin çok da güven telkin etmeyen hali aslında gerçekleri çok net ortaya koyar: Fed faiz artırsa bile bunun ekonomiye ve piyasalara yansıması marjinal olacak, çünkü daha hızlı ve yüklü faiz artırımlarına kimsenin ihtiyacı yok, uzun bir süre de olmayacak!

Fed’in dünkü toplantısını da bu bağlamda ele alalım. Dün akşam sonuçlanan Fed FOMC toplantısından herhangi bir sürpriz çıkmadı. Aslına bakarsanız açıklama metninde de uzun uzadıya anlatılacak, tartışılacak bir şey yok. Eylül ayına oldukça benzeyen bir açıklama yayınlayan Fed, çok net olmamakla birlikte Aralık ayını işaret etmeye devam etti. Geçen sefer faiz artırımı isteyen üç üye varken, şimdi bu sayı ikiye düşmüş, ancak bunu ciddi bir görüş değişiklinden çok seçim öncesinde risk almak istenmemesine bağlamak pek yanlış olmaz. Yani Aralık ayına dair mesaj aynen devam ediyor.

Kaynak: Reuters

Piyasalarda Fed konusunun hak ettiği önem bugünlerde ancak yukarıda okuduğunuz kadar, çünkü şu anda herkesin gözü kulağı ABD başkanlık seçiminde. Son gelen anketlerde Clinton ile Trump arasındaki farkın kapanmış olması piyasayı huzursuz ediyor. Evet, anketlerin çoğunda hala Clinton önde, ama son yıllarda anketlerin bizi nasıl yanılttığını gayet iyi biliyoruz. Üstelik ABD’de de anket yapan kurumların siyasi görüşleri ve amaçları sorgulanıyor bugünlerde. Bu nedenle yatırımcılar bir sürprize karşı kendilerini korumaya almaya, riskli pozisyonlarını azaltmaya çalışıyorlar. Yine de piyasa katılımcılarına sorduğunuzda kendilerinden emin bir şekilde “Clinton” diyorlar gibi bir görüntü var. Yukarıda yer alan Reuters kaynaklı bu ankete sadece yatırımcılar katılmış ve tablo gördüğünüz gibi 7 puan farkla Clinton diyor.

Aşağıdaki grafik ise bize algılama ile gerçeklerin yine birbirine karışmış olabileceğini söylüyor. Bu grafikte Trump’ın kişiliğine, tuhaf vaatlerine, saldırgan sözlerine rağmen hala nasıl ciddi bir oy potansiyeli olduğunu görüyoruz (kaynak: BCA Research, Realclearpolitics). Bu da bizi yine aynı yere getiriyor: Trump’ın son anda bir atak yaparak az bir farkla ABD’nin yeni başkanı olma olasılığı hala var. Bu hiç de küçümsenecek bir olasılık değil üstelik. Apaçık gözümüzün önünde olan bir gerçek hatta…

Kaynak: BCA Research, Realclearpolitics

Bu nedenle yatırımcılar şu anda risk alma konusunda pek istekli davranmamakta bizce de haklılar. Seçim sonucunun ardından (Clinton’ın kazanacağı varsayımı ile) Fed de büyük olasılıkla faiz artırmış olacağından, 2017 yılının ilk ayları biraz sorunlu geçecek gibi görünüyor. 2016’nın ana hikayesini biliyoruz: Bol likidite politikasını iyice abartan G3 merkez bankalarının yarattığı eksi faiz ortamının gelişen ülkeler fon akımlarını tetiklemesi. Bu hikaye son aylarda değişmeye başladı. İşte 2017’de muhtemelen piyasalar merkez bankalarının hayatımıza yaptıkları katkıları daha az fiyatlayacaklar. Bu da gelişen ülkelere en azından eskisi kadar fon girmeyeceğini işaret ediyor.

Türkiye ise son dönemlerde genel gidişattan bağımsız. Yurtdışı gelişmeler kadar, yurtiçi ve bölgesel gelişmeler de piyasalarımızı etkiliyor. Hatta TL özelinde öyle bir durum var ki, olumlu gelişmelerden payını alamadığı gibi, olumsuz gelişmelerden de en fazla etkilenen para birimlerinden biri. Yerli yatırımcıların da bu havada satış tarafında olmak istemediklerini gözlemliyoruz. Yabancı çıkışlarının arttığı, yerli yatırımcıların ise izlemede kaldığı bu dönem TL’yi de şu ana dek oldukça zayıflattı. Bu durumun bir miktar aşırıya kaçtığını düşünmekle birlikte, gelişmeler en azından bir süre daha TL’de kalıcı diyebileceğimiz bir değer kazancı göremeyebileceğimizi işaret ediyor.

TL’deki duruma ek olarak tahvil piyasasında da gözden kaçırmamamız gereken bir durum söz konusu. Dün yayınladığımız notta da belirttiğimiz üzere, Hazine artan harcamaları finanse etmek üzere iç borç çevirme oranını artıracak. Yabancı yatırımcılar yıl başından bu yana tahvil piyasasına yaklaşık $3 mlr yatırım yaptılar; ancak TCMB faiz indirimlerinin etkisinin azaldığı, TL’nin değer yitirdiği bir ortamda bir de arz taraflı baskı oluşması tahvil piyasasından çıkışlara yol açabilir. Ekim ayı enflasyon verisi aslında tahvil piyasası için oldukça olumlu ama şu anda piyasanın buna pek dikkat ettiğini iddia edemeyiz. Yukarıda okuduklarınız maalesef yine TL üzerinde olumsuz etki yaratacak. Burası da yine algılama ile gerçeklerin karıştığı bir yer…

Bilmecenin yanıtını vererek bitirelim: Muhtemelen 12’nin karesinden giderek bir sonuca ulaşamaya çalıştınız. Fakat “gerçek” apaçık ortada: Bir hırdavatçı dükkânındasınız… Aldığınız şey de “kapı numarası”. Bir adet “numara”yı 50 kuruşa alıyorsunuz. Sayılar dikkatimizi dağıtsa da, yaptığımız hesaplar heyecan verici de olsa gerçek bu!

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "İnat"

 23.06.2017 12:14

2017 başında piyasalarda hakim olan tema “enflasyon küresel ölçekte yükselecek, faizler artacak, gelişen ülkeler için rahat borçlanma dönemi bitecek” idi. Yılın yarısını bitirmeye yakın olduğumuz şu günlerde yukarıdaki beklentiyi artık dillendiren yok. Tersine artık piyasalarda hakim olan söylem “enflasyon her şeye rağmen düşük kalacak”. Bugün bir iyimserlik varsa sebebi bu… Piyasalarda akıntı sık sık yön değiştirir, inatlaşmamak gerekir.

Pusula’da Bugün: "Petrol-Piyasa İlişkisi"

 21.06.2017 11:10

Piyasalarda her şey gayet güzel giderken dün petrol fiyatındaki düşüşün hızlanması işleri bozdu. Petrol üreten ülkelerde de, petrol ithalatına bağımlı olan ülkelerde de eş zamanlı satışlar gördük. Dolar güçlendi, ABD tahvil faizleri de artan taleple gerilediler. Petrol fiyatının düşmesinin bazı nedenleri var elbette (OPEC üretim kısıntısının etkinliği konusundaki kaygılar, ABD’de kaya petrolü üretimi sonrasında artan petrol stokları gibi), ama bunların üzerinde durmayacağız. Bizi ilgilendiren bu eğilimin devamının piyasalarda ne gibi etkilere yol açacağı…

Pusula’da Bugün: "Paranın Rengi"

 20.06.2017 10:34

Eddie Felson: “Kokuyu alıyor musun?”

Vincent Lauria: “Ne kokusu? Duman mı?”

Carmen: “Hayır, paradan bahsediyor”

(Paranın Rengi, 1986)