Pusula’da Bugün: "Güç" Lirayla Olsun!

1977’de ilki yayınlanan Star Wars serisinin 8. filmi bu yıl Aralık ayında gösterime girecek. Şimdiden fragmanlardan hareketle bir çok spekülasyon üretilmiş durumda. Serinin hala bu kadar ilgi görüyor olması da 4 Mayıs “kutlamalarının” pek eğlenceli geçmesine neden oluyor. Yanda gördüğünüz üzere, sosyal medyada buna katılım şaşırtıcı ölçüde. Yerli bir tur şirketi de yine dün, serinin ünlü gezegenlerinden Naboo için tur ilanı verdi (özellikle alttaki yorumları okumanızı öneririm).

Sosyal medya Star Wars çılgınlığı ile çalkalanır ve daha bir çok eğlenceli olduğu kadar tuhaf şey paylaşılırken, finansal piyasalarda hiç de eğlenceli bir gün geçirmedik.  Salı günü gün içinde tarihi zirvesini gören BIST-100 endeksi 3 günlük düşüş serisine devam etti, $/TL 3,50 altını görür mü derken, bu sabah yeniden 3,57’leri aştı. Bu hareketin dolar endeksi gerilerken olması şaşırtıcı görünebilir, ancak yüzeysel kalmayıp altta yatan nedenlere bakmamız lazım ki bundan sonrasına dair bir fikrimiz olsun (İşin teknik boyutunu okumak istemeyenler, vakti dar olanlar için yazının ana fikri şudur: TL için beklentimiz kısa vadede 3,55-3,60 arası dengelenme, yıl sonuna doğru ise 3,70-3,80 aralığına yükseliş).

Öncelikle dolar endeksinin, doların dünyada en çok işlem gören 6 para biriminin karşısındaki değerini gösteren endeks olduğunu hatırlatarak başlayalım. Tahmin edeceğiniz üzere endeksin neredeyse %60’ı Euro’dan müteşekkil. Bu yüzden de Euro’da gördüğümüz her hareket endeksi de ciddi anlamda etkiliyor. Yanda gördüğünüz üzere (kaynak: Reuters, EUR/USD için ölçek ters) Mart ayı başından bu yana endekste görülen düşüş de aslında Euro’daki değerlenme ile açıklanabilir. Euro lehine bir seyir görmemizin nedeni de büyük ölçüde Trump politikalarının korkulduğu gibi şiddetli sonuçlara yol açmayacağı, hatta bunların bazılarının hiç uygulanamayacağı düşüncesi. Elbette bu esnada Avrupa ekonomisindeki toparlanmayı da gözden kaçırmayalım. Son dönemde Avrupa’dan gelen veriler gayet iyi, öncü gösterge diyebileceğimiz PMI’lar da ekonomilerdeki toparlanmanın sürmesinin beklendiğini işaret ediyor. Bu çerçevede artık piyasada “EUR/USD 1,0 seviyesinin altına gidecek” diyen pek kalmadı. EUR/USD için bir süre 1,05-1,10 aralığında dalgalanmanın makul olduğunu düşünüyoruz. Yılı ise hafif bir yükselişle 1,12 civarında kapayacağımızı tahmin ediyoruz. Bu açıdan dolar endeksinin yönünü tekrar yukarı çevirmesi için ya Avrupa’da gidişat tersine dönecek, ya da ekonomilerden bağımsız olarak piyasalarda güvenli liman talebini artıracak şeyler olacak.

Bu ortam normalde bizim açımızdan gayet olumlu, ancak piyasalarda etkili olan bir çok güç olduğunu unutmayalım. Örneğin petrol fiyatı… Bunu daha önceden de uzun uzun tartışmıştık. Petrol fiyatının gerilemesi ekonomimiz açısından iyi haber,  böylece, en azından teoride, hem enflasyon üzerindeki baskı azalacak, hem de cari dengemiz daha az açık verecek. 2014-2016 arasında petrol fiyatında görülen neredeyse %70’lik düşüş ise maalesef kendi iç sorunlarımız nedeniyle bahsettiğim değişkenlere o kadar da yansımadı. İşin piyasa boyutu ise bundan farklı. TL’nin de arasında bulunduğu gelişen ülke grubu emtia fiyatlarına oldukça bağımlı ekonomilere sahip. Petrol ile birlikte bakır ve demir cevheri fiyatlarındaki sert düşüşler, Ruble, Meksika Pesosu ve G. Afrika Randı’nı da etkiledi. Bu para birimleri değer yitirirken, genel risk iştahı kanalından bizi de yanlarına çektiler. TL’de gördüğümüz değer kaybının ana sebebi de aslında budur.

TCMB’nin fonlama maliyetini %12’ye yaklaştırmış olması artık spekülatif talep açısından oldukça zorlayıcı. TL borçlanıp, dolar almanın maliyeti çok yükseldiği için aslında bir süredir bunun tersi hareketler görüyoruz, ki bu da “carry trade” denilen kavram. 3 aylık LIBOR’un %1,17 olduğu bir ortamda bu orandan USD borçlanıp, TL’ye dönmek ve böylece %14’lere gelen TL mevduat oranından faydalanmak oldukça cazip. Son dönemde düşen oynaklık da bu tarz hareketleri destekleyen bir faktör oldu. Yine de ülkemize has riskler nedeniyle TL yatırımcıların gözdesi diyemiyoruz. Bundan sonraki süreçte de hala aynı riskleri konuşmamız nedeniyle yılsonu için 3,80 olan $/TL’de tahminimizi koruyoruz.

Kısa vadede senaryomuz emtia fiyatlarının dengelenmesi yönünde… Böylece risk iştahında şiddetli bir bozulma olmayacağını ve küresel büyüme koşullarının da desteğiyle, gelişen ülke para birimleri ve TL’de ciddi bir değer kaybı görülmeyeceğini düşünüyoruz. Öte yandan yerli yatırımcıların hala dövizde alış yönünde olduklarını da not etmemiz gerek. Yılbaşından bu yana kur her düştüğünde yerli yatırımcılar dövizde alım yönündeler. Bu yüzden de döviz hesaplarındaki yıllık artış $15 mlr seviyesine ulaştı. Az buz rakam değil. Demek ki yerli yatırımcıların TL tercih etmeleri için faiz hala cazip değil, ya da önümüzdeki döneme dair kaygılar azalmıyor. Belli ki burada önemli hesaplar var ve “güç o kadar da TL ile değil”.

“Güç” ile ilgili bir hesabı paylaşarak bitireyim. Serinin yan filmlerinden (yani tam da seriye ait değil ama anlatılan olayların yan hikayesi gibi düşünebilirsiniz) olan ve son yayınlanan Rogue One isimli filmde Darth Vader bir asiyi “gücü” kullanarak havaya kaldırır ve onu tavana yapışık olarak tutarken diğer asileri bertaraf eder. İşte oturup bunu yapmak için gerekli gücü hesaplamışlar. Buna göre gücün değeri tam 3.065 watt imiş! 40 wattlık bir ampülü 5 saat yakarsak 200 watt enerji harcadığımızı düşünürseniz, saniyeler içinde böyle bir güç üretebilmek az buz değil!

 

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

 19.10.2017 11:14

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Pusula’da Bugün: "Bir Tercih Olarak “İyimserlik”"

 17.10.2017 11:17

Günlük hareketlere baktığımızda piyasalar çok hareketli, her an izlenecek bir haber, verilecek bir tepki var, değil mi? Buna biraz daha uzun bir zaman diliminde baktığımızda ise hemen hemen tüm oynaklık göstergeleri tarihi diplerine yakınlar. Bu, hem iyi, hem de korkutucu. İyi, çünkü piyasalardaki iyimserliğin dozunu gösteriyor ve buna bakarak diyebiliyoruz ki “piyasalar için olumlu görüşümüzü koruyoruz”. Kötü, çünkü biliyoruz ki herkes aynı gemideyken bir şeyler ters giderse yeterince kurtarma sandalı olmayacak. Peki ya bir tercih yapmamız gerekirse?

Pusula’da Bugün: "Acı Gerçekler"

 16.10.2017 10:48

Hayatta sevsek de sevmesek kabullenmemiz gereken bazı şeyler var. Mesela kendimizi mükemmel sanırız, ama değiliz. Kendimizi zeki, mantıklı, sonuç odaklı görmeyi çok isteriz ama gerçek bu değil. Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in davranışsal ekonomi dalındaki çalışmaları bu acı gerçekleri ortaya koyuyor: Hepimiz kusurluyuz! Tüm kusurlarımıza rağmen yatırımcılar olarak son dönemde doğru yaptığımız bir şey varsa o da hisse piyasasına olan ilgimiz…