Pusula’da Bugün: "Hepimiz Dodo'yuz!"

Yatırım yaparken bakmak zorunda olduğumuz bazı şeyler var. Geçmiş veriler olmazsa olmazlardan... Bunlara bakarak geleceğe dair bazı çıkarımlarda bulunuruz. Amacımız belli: Geçmişte olan bir şey eninde sonunda mutlaka tekrarlanacaktır, değil mi? Öyle olmayabilir…

Drawing of a dodoOrta öğrenim yıllarımızda bize öğretilen tarih sıkıcıdır. Dönüp o günlere baktığımızda muhtemelen hatırlayacağımız ufak hatırlatma kağıtlarına (haşa kopya değil, adı üstünde, hatırlatma) karınca duası yazar gibi işlediğimiz hangi yılda hangi padişah ne yaptı, savaşın sonuçları ne oldu gibi notlar... Bunlar belki nostaljik duygularınızı hareket geçirip sizi gülümsetti, ama gülümsediğiniz şey kesinlikle “Ridaniye Savaşı da ne güzel savaştı yahu” düşüncesi değil. Halbuki bize öğretilmeyen, dipnotlarla geçiştirilen tarih çok daha ilginçtir. Giles Milton’un Tarihten Büyüleyici Dipnotlar isimli kitabı işte bu tarz olayları anlatır. Bunlardan Dodo kuşunun hikayesini anlatmak istiyorum. Daha doğrusu son Dodo kuşunun…

1662 yılında Mauritus Adası yakınında bir Hollanda ticaret gemisi batar. Kazadan kurtulan denizciler nihayet karaya çıktıklarında bitkin durumdadırlar, yiyecekleri biteli çok olmuştur, günlerdir kendi idrarlarını içerek hayatta kalabilmişlerdir. Ölümün kıyısındayken karaya ulaşan denizciler o anda bir mucize ile karşılaşırlar: Ada, uçamayan büyük kuşlarla doludur ve bu kuşlar insanlardan korkmuyorlardır. Denizciler birisini yakaladıklarında, diğerleri kaçmak bir yana koşarak gelmeye devam ederler. Denizciler adadan kurtulana dek Dodo kuşları ile beslenirler. 3 ay sonra adada tek bir Dodo dahi kalmamıştır. Bugün çocuklarınıza canlı bir Dodo kuşu gösteremiyorsanız, sebebi budur.

Bu olaya Dodo kuşunun gözüyle bakalım: Adaya insanların gelmesi, o ana dek kendisini av olarak gören bir yırtıcı ile karşılaşmamış olan Dodo kuşu için gerçek ötesi idi. İnsanın gelmesi ile yeni bir gerçek ortaya çıktı ve bu Dodo açısından tüm beklentilerin ötesinde bir gelişme oldu. Bu, yatırımcıların geçmiş finansal verilere bakışları ve bunu karar alma süreçlerinde kullanmalarının olası sonuçları üzerine bir örnek. Tüm verilere, grafiklere bakarken temel varsayımımız geçmişin iyi bir rehber olduğu, geleceğin de buna benzer şekilde gerçekleşeceğidir. Bu bazen doğrudur, ama bazen de bizi Dodo kuşunun kaderi bekler: Eski yapı, düzen bir anda değişmiştir, biz farkında değilizdir. Bu size tanıdık gelmiş olabilir, zira Nicholas Nassem Taleb’in Siyah Kuğu kitabı/teorisi tam olarak bu kavram üzerine kuruludur.

BIST100’ü ele alalım. Endeksin 2017 başından bu yana, tüm badirelere, sorunlara rağmen %43 yükselmesi ve son yılların en yüksek artışını kaydetmeye yakın olması bazı yatırımcılarda tedirginlik yaratıyor. Zira yanda gördüğünüz üzere böyle yüksek oranlı bir primi, genellikle bir düzeltme takip etmiş. Fakat yandaki grafikte muhtemelen gözünüzü alamadığınız şey endeksin 2000 yılından bu yana yükseliş eğiliminde olması. Gerek küresel piyasalarda artan likidite, gerek getiri arayışının yıllar içinde sabit getirili enstrümanlardan hisse piyasasına kayıyor olması, borsa performanslarının bir süre daha dikkat çekici olacağının işareti. Türkiye özelinde  faizlerde ciddi bir düşüş beklemediğimiz, TL’nin değer yitirmeye devam edeceğini tahmin ettiğimiz bir yılda bu pek anlamlı gelmezse, lütfen dönüp bu yıl TL ve faizde gördüğümüz seviyelere bakınız. Bu, net bir eski yapının değişmesi örneği…

Geçmiş verilere bakmak bize gelecekte ne olabileceğine dair bir öngörü verir, ama bunun yanında farkında olmadığımız bir şey daha olur: Geçmiş veri bize güven aşılar. Mesele işte bu güven duygusunun bizi yanıltabilecek olmasıdır. 2007 ortasında ABD’de hakim görüş konut fiyatlarının artmaya devam edeceği idi. Ta ki bir gün fiyatlar gerilemeye başlayıncaya dek. Ya da Nobel ödüllü ünlü profesörlerin tasarladığı Long Term Capital Management Fonu’nun bir günde kaybedebileceği azami rakamın $35 mn ile sınırlandırılmış olması gibi (bir günde $553 mn kaybetti)… Bitcoin fiyatının kesintisiz $40 bine gideceği gibi (zirveden $8.500 düştü)…

Yatırımcılar olarak hepimiz birer Dodo kuşuyuz. Kendi adamızda, geçmişe bakarak geleceğe dair tahminler yapmaya çalışıyoruz, ama yarın kıyımıza neyin vuracağını bilemiyoruz. Eski alışkanlıklarımıza, bilgilerimize bağlı kalabiliriz… Bir gün bir şey olup bu bilgilerimizi, inançlarımızı darmadağın edene dek. 2017 böyle olaylarla dolu bir yıl oldu. 2018’de farklı bir şey olmayacağını iddia edebilecek var mı?

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.