Pusula’da Bugün: "İkinci Çocuk Sendromu"

İki çocuğu olan bir ailede, büyük çocuğun diğerine göre şımartılmış olması (ilk göz ağrısı ne de olsa) normaldir. İkinci çocuk her zaman diğerinin ardından gelir, zira önünde bir örnek vardır. Bu durumda ikinci çocuğun davranış bozuklukları göstermesine ikinci çocuk sendromu denir. Bu bağlamda, her ne kadar ECB’nin farklı kaygıları, görevleri olsa da piyasanın gözünde ECB her zaman Fed’in ardından gelen ikinci çocuk oldu, böyle de olmaya devam edecek…

Her çocukta görülmese de oldukça yaygın olan ikinci çocuk sendromunun bazı işaretleri var. Örneğin çocuğa kendi başına bir şey yapmak zor gelir, ebeveynin ya da büyük kardeşin onayı olmadan hareket etmez. Çocuk yönsüzdür, bir hedefi, amacı yoktur. Kimse ondan bir şey beklemiyor hissiyle boğuşur. Demin ECB-FED karşılaştırması yaparken belki abarttığımı düşündünüz, ama siz söyleyin şimdi: ECB, Fed’in ne yapacağına, mevcut politikalarına sırt çevirip bambaşka bir yol izleyebilir mi? (“2011’de Fed QE yaparken ECB faiz artırmıştı” diyebilirsiniz, ama sonrasında faizin eksiye çekildiğini, bilançosunun da Fed’i aştığını hatırlatayım). Fed’in yönü ECB’nin yönüdür, bu bir. ECB’nin bir amacı varmış gibi görünüyor (enflasyon yaratmak), ama kendi tahminleri bile bu yönde değilken varlık alımlarının azaltılmasından bahsetmek yönsüzlüğün daniskası değil midir, bu iki. ECB’den gerçekten bir şey bekliyor muyuz, Fed gibi bizi günlerce meşgul edecek bir şey ama? Yanıtınız hayır ise, bu da üç…

Gerçekçi olalım: ECB toplantılarının piyasalarda deprem yarattığı nadirdir. Küresel finansal sitemde doların rakipsiz egemenliği, Fed’i “alemin kralı” yapar. Bu yüzden önce Fed’in ne yaptığına/yapacağına bakar, bunun ardından kendi piyasalarımız için tahminlerde bulunuruz. ECB’nin hamleleri geçicidir, eninde sonunda etkisini yitirir.

Dünkü ECB toplantısında beklendiği üzere faizlerde bir değişiklik olmadı (gerek yok zaten). ECB yine beklendiği üzere büyüme tahminlerini hafif yukarı, enflasyon tahminlerini de hafif aşağı güncelledi. Piyasa açısından asıl konu basın konferansında ve soru-yanıt kısmında ECB Başkanı Draghi’nin verdiği mesajlar. Buna göre ECB enflasyonun gidişatından memnun değil (%2 olan hedefin çok altında ve yakın zamanda buraya yaklaşmayacak gibi görünüyor). Varlık alımlarının azaltılması konusunda Ekim ayında bir yol haritası ortaya konacak, bu durumda mevcut varlık alım programının da uzatılacağı kesinleşmiş oldu. Bu noktaya bir kez daha dikkatinizi çekmek isterim: Varlık alımlarının azaltılmasını konuşuyoruz, ama diğer yandan ECB bilançosu daha önce hesaplanandan daha fazla büyüyecek. Teoride bu EUR için olumsuz olmalı, ancak birazdan aşağıda göreceğiniz gibi denklemin diğer tarafı o kadar kötü ki, EUR için kötü bir şeyden bahsetmekte bir süre daha zorlanacağız. Bu arada, fiyatlamalara göre piyasa ECB’nin ilk faiz artırımı için uygun zamanın Haziran 2019 olduğunu düşünüyor.

Harvey Kasırgası’nın yarattığı, Irma’nın da yaratması gayet olası olumsuz etkiler önümüzdeki dönemde ABD ekonomisini ve Fed’in kararlarını etkileme potansiyeline sahip. Zaten faiz artırma konusunda elinde pek sağlam bir gerekçesi olmayan Fed, bu niyetini ötelemek zorunda kalabilir. Trump’ın vergi reformu konusunda adım atmakta zorlanacağı, Fed’e görece güvercin bir başkan atayacağı kuşkularını da eklersek, yakın zamanda USD açısından pek bir ışık yok. Jeopolitik gerginliklerin artması, ya da bir siyah kuğunun gazabına uğramamız dışında tabi… Ekim ayında ECB’nin ne yapacağı netleşecek. Yukardakilerin ışığında, bu zamana dek EURUSD işlemlerinin 1,19-1,23 gibi bir aralıkta yoğunlaşacağını tahmin ediyoruz.

Dolardaki bu genel değer kaybı kuşkusuz TL’ye de yarıyor. 3,40’a kadar gerileyen USD/TL böylece Aralık 2016’dan bu yana en düşük seviyesini görmüş oldu. TL’nin performansı genel olarak diğer gelişen ülke para birimlerinden çok farklı değil, yine de görece yüksek faizimiz nedeniyle ay başına göre getiri sıralamasında dolar karşısında  en çok değerlenen ilk 10 para birimi içinde yer alıyoruz. Yılbaşından bu yana bakıldığında (yandaki grafik) ise hala sondan 6. sıradayız. Yani sadece seviyeye bakıp sevinmeyelim.

Öte yandan yerli yatırımcıların bu küresel dalgaya olan inançları oldukça zayıf. Dün açıklanan verilere göre 25-31 Ağustos haftasında yerli yatırımcılar $1,1 mlr daha aldılar. Böylece yerli yatırımcıların yılbaşından bu yana aldıkları döviz tutarı $21 milyarı aştı! Bu rakam az buz bir rakam değil, TCMB’nin net döviz rezervinin dahi $31 mlr olduğu bir ülkedeyiz sonuçta. Bu alım iştahını, “yerli yatırımcı hala oldukça yüksek seyreden döviz mevduat faizlerini ve olası riskleri değerlendirdiğinde TL’yi tercih etmiyor” diye açıklayabiliriz.

Ancak döviz mevduat rakamlarında bizi rahatsız eden bir başka konu daha var. Bankaların müşterilerine yaptıkları dövizli swap işlemleri de mevduat rakamları içinde yer aldığından, zaman zaman bu rakam olduğundan çok daha yüksek görünebiliyordu. Ancak hatırlarsanız Temmuz ayı başında, bankaların bu işlemler konusunda uyarıldıkları haberleri çıkmıştı. Bu işlemlerin toplam büyüklüğü konusunda resmi bir veri bulunmazken, piyasada da farklı tahminler mevcut idi. Bu haberlerin ardından durdurulan swap işlemleri sonrasında mevduat rakamında göreceğimiz azalmanın, swap işlemlerinin büyüklüğü hakkında bize iyi kötü bir rakam sağlayacağını tahmin ediyorduk. Ancak yanda da gördüğünüz üzere döviz mevduatları Temmuz başından bu yana azalmıyor, tersine artıyor. Bunu swap işlemlerinden dönen paranın doğrudan dövize çevrilmesine bağlıyoruz. Bu oldukça rahatsız edici, zira yukarıda bahsettiğim gibi, yerli yatırımcının döviz-TL arasında seçim yaparken tereddütsüz dövizi tercih ettiğini gösteriyor. TL de ikinci çocuk sendromu yaşıyor olabilir mi dersiniz?

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.