Pusula’da Bugün: "Kapat Gözlerini"

Uzun bir tatilin ardından piyasalara döndüyseniz, birkaç aydır bahsettiğimiz olumlu eğilimin aynen korunduğunu görmek pek şaşırtıcı olmamıştır. Üstelik üzerinde konuşulması, düşünülmesi gereken konular daha da artmışken! En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyerek sizi bu yazının tümünü okuma zahmetinden kurtarayım: Piyasalar hakkında hala olumluyuz! Bir gün bu iyimserlik bir anda uçup gidecek, ama bunu bekleyerek kaybedeceğiniz para, bu olay olduğunda kazanacağınızdan daha fazla. Bu yüzden yazının tamamını okusanız iyi olur...

Piyasayı yenmek tüm yatırımcıların hayali… Bunun için her gün anlık, kısa vadeli, orta vadeli, evladiyelik analizler yaparız. İşin tuhafı öyle zamanlar olur ki bu analizlerin hepsi yanlış olabilir ve siz gene para kazanabilirsiniz. Bu noktada meşhur maymun hikayesini de hatırlatayım: 1973’te Princeton Üniversitesi’nden Prof. Burton Malkiel “gözleri bağlı bir maymunun, gazetenin finans sayfalarına dart atarak oluşturacağı bir portföyün dahi uzmanların seçtiği bir portföy kadar iyi getirebileceğini” söylemişti. Malkiel elbette bunu “rassal yürüyüş-random walk” tezini parlatmak için öne çıkarmıştı, yoksa kimsenin bir maymun ile haşır neşir olma niyeti yoktu. Fakat sonraki yıllarda yapılan analizlerde, rastgele hisse seçiminin endeksin kendisinden daha iyi getirdiği kanıtlandı. Bunun hilesi nedir derseniz, bir hile filan yok: Ufak şirket hisseleri yeterince uzun bir zamanda endeksi geçerler, bu da portföy getirinizi yükseltir. Bu kadar basit.

2017’nin ilk yarısında olan da hemen hemen bu. Yaptığınız analiz ne olursa olsun, eğer bir şeyler aldıysanız çok büyük olasılıkla bundan para kazandınız. Piyasalarda bir süredir bir Fed muhabbetidir gidiyor, zaman zaman bu cepheden gelen açıklamalar da haliyle dalgalanmalar yaratıyor. Bunu ötesine geçip baktığımızda ise aslında piyasalardaki fiyatlama değişimleri hiç de öyle aman aman şeyler değil. Fed’in faiz artırımı ne tahvil faizlerini yükseltti, ne borsalara satış getirdi (Geçen haftaki dalgalanmayı da zaten Fed değil, ECB yaratmıştı, geçelim). Jeopolitik gerginlikler deseniz, her biri bir Dünya Savaşı daha çıkarmaya aday, evet, ama piyasalardaki getiri arayışı hala o kadar güçlü ki, bu riskleri halı altına süpürmekte beis yok. Bu konular şimdiye dek bırakın satış dalgasına yol açmayı, yaprak bile kımıldatmadılar. Böyle bir piyasada geçen 6 ayda hemen hemen ne aldıysanız para kazandınız. Hala da bu eğilimde farklı bir şey görmüyoruz. Bu nedenle mevcut piyasa önerilerimiz geçerli olmaya devam ediyor:


Buraya kadar güzel, ancak (zaman zaman iyice suyunu çıkarsam da) bu Pusula’ların ana amacı orta vadeli görünüm hakkındaki fikirlerimizi anlatmak, olası risklere dikkat çekmek. Şu anda tam olarak bunu yapmak niyetindeyim. Zira para kazanacağız diye trene atlamak için birbirini ezen bu kalabalık, piyasalardaki bazı tutarsızlık işaretlerini tamamen görmezden geliyor. Bakın mesela daha demin yukarıda ABD tahvil faizleri artmadı dedim. Yalan! Piyasanın gösterge kabul ettiği 10 yıllık tahvilin faizi artmadı, ama 2 yıllık tahvil faizi son 8 yılın en yüksek seviyesinde (kaynak: Reuters).

ABD borsalarının performansı da takdire şayan ancak bizdekine benzer bir sorun orada da var: Yılın ilk yarısında %8 civarında yükselen S&P500 için prim potansiyeli bulmak giderek zorlaşıyor. Yandaki grafiğe bakarsanız (kaynak: Bloomberg), artık endeksin ederinde olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Her şeyin istatistiğini tutmaya bayılan Amerikalılar tabi ki bunu da tutmuşlar: Mevcut hedef değerlemeler, yılın bu zamanı için 1999’dan bu yana en düşük seviyede imiş. Özetle kimse satmak istemiyor, ama rallinin devamına dair inanç da pek yok.

Şubat-temmuz döneminde BIST100’ün rekor üstüne rekor kırması da böyle bir ortamda haliyle pek şaşırtıcı olmadı. Hala da yeni rekorlar görmeyi bekliyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden biri geçen yılki zayıf performansın telafisi. Bu noktada hala gidecek yerimiz var, ancak oraya gidene dek üzerinde kafa yormamız gereken başka konular var. Mesela enflasyon. Bugün açıklanan veri ile enflasyonda kısmi bir düşüş gördük. Ancak hala çift hanedeyiz ve bu da kredi talebi ile birlikte mevduat faizini yüksek tutuyor. Şimdi basit bir hesap yapalım: Piyasadaki 12 ay ileriye yönelik BIST100 ortalama endeks hedefi 105 bin, bu rakam bu sabah itibarı ile kabaca %4 civarında bir prim potansiyeli demek. Güzel ama mevduatın %15, hatta %16’lara dayandığı bir ortamda bu cazip bir getiri potansiyeli mi? Demek ki önce enflasyona bakacağız, sonra mevduatlara, sonrasında ise hisse piyasasının geleceğine. Bu nedenle endeks çok yükselecek demeden önce bu konularda biz çözüm görmemiz gerek.

Peki ya TL? Geçen yılın en berbat para birimlerinden biri olan TL ilk altı ayda bunu telafi etmeye çalıştı, ancak şimdilerde daha fazla değerlenmekte zorlandığı aşikâr. Üstelik artık sadece Fed’in değil, ECB’in ve BoE’nin de gevşek para politikasından çıkma arzularını ifade etmeye başladıklarını görüyoruz. Geçen hafta ECB Başkanı Draghi bunu söyleyince piyasalar karıştı, sonrasında yetkililer çıkıp “canım siz yanlış anladınız, öyle demek istemedi aslında” mealinde bir açıklama yapınca piyasalar toparladı. Bir kez daha haykırıyorum: YALAN! İnanmayın buna... Bu klasik merkez bankası taktiğidir, ortaya bir laf atılır, çok gürültü koparsa düzeltme gelir, ama aslında niyet budur, piyasa tepkisi ölçülüyordur. İşte biliniz ki yılın ikinci yarısında bizi böyle oyunlar bekliyor. 2017’de olmasa da 2018’in ilk yarısı küresel para politikalarında normalleşmeye dönüş dönemi olacak gibi görünüyor. Gelişen ülke para birimlerinin buna tepki vermesi kaçınılmaz. Bu bir felaket senaryosu değil, sadece risk/getiri oranlarının da normalleşmesinin yaratacağı bir değer kaybı olacak.

Evet, ilk altı ayda gözlerimiz kapadık ve para kazandık. İkinci altı ay böyle olmayacak. Şimdi gözleri açık tutma zamanı…

Güzel bir hafta geçirmenizi dileriz…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.