Pusula’da Bugün: "Merak"

Ara ara finans dışında bir hayatı olan insanlarla oturup finans/ekonomi sohbeti yapmak iyidir. Bizler gibi hayatı ekran izlemekten ibaret olmayan bu insanların haber kaynakları görece sınırlıdır. Hatta genelde akşam haberlerinde “şimdi ekonomi haberlerini veriyoruz; dolar düştü, borsa çıktı, altına bir şey olmadı, iyi akşamlar” cümlelerinden ibaret “ekonomi bültenleri” çoğu zaman yeter de artar. Ekranlarla çok haşır neşir olmak bazen merak duygusunu törpüler, bizi ezberlere mahkum eder…

Uzmanlığı finans/ekonomi olmayan medyadan alabileceğimiz bilgiler oldukça sınırlıdır. Hoş, bazı bilgiler ve haberler hemen hiç bir yerde yoktur. Örneğin dün “Ig Nobel” ödüllerinin sahiplerini bulduğunu bugün hiç bir yerde göremeyeceksiniz. Ig Nobel ödülleri bir bilim dalında en iyi ya da en kötü araştırmayı ödüllendirmiyor, sonuçtan bağımsız olarak insanların alışılmış kalıpların dışında düşünmelerini teşvik etme amacını güdüyor. Mesela 2017 fizik ödülünü alan çalışmanın konusu “bir kedi aynı anda hem sıvı hem de katı halde olabilir mi?” Araştırmacı Marc-Antoine Fardin burada göreceğiniz çalışmasında akışkan dinamiklerine dayalı formüllerle konuyu irdeleyerek bu ödüle hak kazanmış. Ig Nobel ödülüne layık görülen ekonomi çalışmasının konusu ise “canlı bir timsah ile haşır neşir olmanın insanların kumar iştahında yaptığı değişim”. Matthew Rockloff ve Nancy Greer’ın çalışmasına göre, 1 metrelik bir timsah yakalanıp çıplak elle tutulduktan sonra kumar oynanırsa, daha yüksek rakamlar ve daha riskli hamleler söz konusu oluyor. 2016 Ig Nobel Ekonomi ödülünün konusu da “satış/pazarlama perspektifinden taşların kişilik analizi” idi.

Ödüllerin yaratıcısı Marc Abrahams’ın amacı insanlara çocukken sahip olduğumuz merak duygusunu geri kazandırmak. Çocukken bize tuhaf gelen şeylere bakarız, inceleriz, ancak bundan sonra iyi mi kötü mü karar veririz. Bilmediğimiz, ilk kez gördüğümüz ya da bize o anda tuhaf gelen şeylere önyargı beslemeyiz. Önce düşünürüz. Bu, bizim de piyasalarda görmeyi özlediğimiz bir şey artık. Zira tüm gün ekranda hemen hemen aynı enstrümanlara, aynı tarz haberlere, yorumlara baktıkça çoğu şeye ezbere tepkiler veriyoruz.

Bunu sık sık gördüğümüz yer TCMB/TL/faiz tartışmaları. Halbuki bazı şeyler çok açık olmalı. Perşembe günü toplanan Para Politikası Kurulu zaten piyasada da beklendiği ve fiyatlandığı gibi tüm faiz oranlarını sabit tuttu, bilindik mesajlar vermeye (“gerekirse ek sıkılaştırma yapılabilir”) de devam etti. Bu açıklamaların ardından TL’de rahatlama gördük, zira bir süredir piyasa yeniden alevlenen kur/faiz tartışmalarının TCMB kararlarını etkilemesinden kaygılanıyordu. Buna ek olarak hafta başında, yurtdışında geçen gecelik swap oranında görülen sert düşüş de bu kaygıları tetikledi. Bakınız, işte bu bazen ekrana fazla bakmanın getirdiği bir yanılsama, bir körlük! Burada gördüğünüz swap faizi, 1 gün için elimizdeki doları borç verip, karşılığında TL borç almak istediğimizde ödeyeceğimiz faizi gösteriyor. Bir anda bu faizin düşmesi piyasada “demek ki yurtiçinde dolar kalmadı, dolar veremeyince kimse TL borçlanamıyor yurtdışından, bu yüzden elinde fazla TL kalan yabancı bankalar da daha düşük faize razı oluyorlar” yorumları görmemize yol açtı. Bu yorum yanlış değil, ama çıkış noktası hatalı. Yurtiçinde yerli yatırımcıların döviz mevduatı $167,5 mlr ile rekor kırmış, özel sektörün yurtdışı borçlanmasında bir sorun yokken, bankacılık sisteminde bolca döviz mevcutken “yurtiçinde dolar kalmadı” demek çok hatalı. Bu olsa olsa piyasalarda zaman zaman oluşan geçici bir sıkışıklık, yüklü bir ödeme gibi bir etkenden kaynaklanmış olmalı. Zaten gördüğünüz üzere swap faizi eski seviyelerine döndü. Bu konu ile ilgili ufak bir not daha: Swap faizine bazen piyasa çok gereksiz anlam yüklüyor. Swap faizi o günkü likidite şartları, faiz seviyeleri ve küresel gelişmelerden etkilenir. Özellikle gecelik swap faizinin bir tahmin gücü olduğunu iddia etmek bizi hatalı yerlere götürür. Yine gördüğünüz üzere TL’nin değerini asıl belirleyen doların küresel seyri. TCMB faizi de, swap faizi de akıntıya direnmenize olanak sağlamaz.

TCMB’nin yakın zamanda para politikası ve likidite uygulamalarında bir değişikliğe gitmesini beklemiyoruz. Bu durumda, fonlama maliyetinin %12 civarında oluşmaya ve böylece TL’nin benzer ülke para birimlerine göre çok daha yüksek bir faiz ile cazip kalmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Enflasyon tek haneye düşüp burada kalacağı beklentisi yerleşmedikçe TCMB fonlama kompozisyonu (günlük fonlamanın %90’dan fazlasının geç likidite penceresi ile sağlanması) da büyük olasılıkla aynı kalacaktır. Enflasyonda bu şartlar sağlanır ise zaten herhangi bir faiz kararına gerek olmaksızın, TCMB bir sabah yapacağı ayarlama ile fonlama maliyetini %8’lere kadar düşürebilir. Buradan çıkan mesaj, mevcut faiz koridoru ve mevcut faiz oranları uzunca bir süre daha bizimle.

 

Bu noktada dünyada değişen bir şey var mı diye bakmamız gerek, zira yukarıda da bahsettiğim gibi akıntıya kürek çekmek abesle iştigal olur. Dün ABD’de açıklanan Ağustos ayı enflasyonunun ardından, yanda gördüğünüz üzere Aralık ayına dair faiz artırım beklentisi hızla yükseldi. Neden derseniz, yeni veri ile yıllık manşet enflasyon %1,7’den %1,9’a çıktı, çekirdek enflasyon ise yıllık bazda %1,7 ile aynı kaldı. Çekirdek enflasyonda değişim olmaması, rakamlardaki yuvarlamadan kaynaklanıyor, bunu gören piyasanın düşüncesi çekirdek enflasyonda dönüşün başlamış olabileceği. Bakın bu gene çok heyecanlı bir yorum. Evet, bir dönüş başlamış olabilir, olmayabilir, ama bunu tek bir veriye bakarak söylemek nasıl mümkün olabilir? Eylül ve Ekim enflasyonlarında bunu teyit edersek ne mutlu, o zaman faiz artışı gelecek diyebiliriz. Ayrıca Fed açısından önemli olan çekirdek PCE adı verilen gösterge, ki bu da son rakamlara göre %1,52 seviyesi ile Fed’in %2 hedefinden oldukça uzak. Bir ek daha yapalım: Daha önce de tartıştığımız üzere ABD’de kasırgaların yarattığı hasarın ekonomik aktiviteyi yavaşlatması olasılığı, jeopolitik riskler derken enflasyonda görülecek hafif bir kıpırdanma Fed açısından yeterli olmayabilir. Bu yüzden bir iki gün sonra faiz artırım beklentileri yine gerilerse şaşırmayalım. Zaten beklentilerdeki bu sıçramaya, bu sabah Kuzey Kore’nin Japonya üzerinden aşırtma bir atış yapmasına rağmen dolar endeksinde mühim bir hareket de yok. Bu ortamda dahi dolar değerlenemiyorsa, ezbere konuşmak yerine biraz durup düşünmek lazım.


Sonuç ne olursa olsun, ne kadar tuhaf görünürse görünsün, merak etmek, araştırmak hiç de küçümsenecek şeyler değil. Bakın mesela 2010’da Ig Fizik ödülünü alan Andre Geim’ın çalışmasının konusu bir kurbağanın mıknatıs kullanılarak havaya kaldırılması idi. Geim 2010’da fizik dalında Nobel’in sahibi oldu!

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.