Pusula’da Bugün: "Rutin"

Kim ne derse desin, insan doğası rutine programlanmıştır, bu yüzden de rutinin bozulması bizi huzursuz eder. Mesela sabah işe gitmek  için evden alışık olduğunuz saatte çıkarsınız. Çıkmadan önce trafiğe bakmış, her şeyin normal olduğunu görüp keyiflenmişsinizdir. Radyoda çalan müziğe eşlik ederek yola koyulursunuz. Ama o gün her zamankinden farklı seyreder. Trafikte sağ-sol şerit ayrımını bilmeyen sürücüler hep önünüze düşer, sol şeritte kağnı hızıyla gidersiniz. Tek şeritli yoldaysanız, önünüzdeki halk otobüsü kimseyi yolda bırakmamaya yeminlidir, her el kaldırana durur. Belediyenin çöp kamyonu tabi ki sizin önünüze düşer, yavaş ve kokulu bir seyahat sizi beklemektedir. Bir kavşakta tam ortada kalırsınız, diğer sürücüler sizi korna manyağı yaparlar. Kediler bekleyip bekleyip, sizin arabanızı görünce kendilerini yola atmaya karar verirler, frenlerinizi bolca test edersiniz. Ve tabi ki şahsi “kırmızı ışığa maruz kalma” rekorunuzu kırarsınız. İşte böyle günlerde işe sinir küpü gelir, sağa sola bulaşırsınız.

Otoparkçı: “Abi sağ yap, topla biraz”

Siz: “Sen kimsin de bana kendini topla diyorsun!?”

Otoparkçı: “Abi ben direksiyonu topla dedim?”

Siz: “Konuşma!”

 

Bir gün önceden Pusula’yı yazmanın verdiği keyifle, Cuma sabahının da böyle rutin bir gün olacağını varsayıyordum. Mamafih, sabah 4’te titreşmeye başlayarak, bilumum haber sitelerinin uyarı seslerini Armin van Buuren’e parmak ısırtacak şekilde çalan, uyku sersemliğiyle beni “alarm müziğimi ne zaman değiştirdim ben yahu” diye sorgulatan telefonum ise o keyfin kursağımda kalacağını söylüyordu. Zira ABD’nin Suriye’de yaptığı füze saldırısı, o günkü gündemi çoktan değiştirmişti bile. Böylece 6 Nisan 2017 tarihli Pusula da 4 yıldır yazıp da çeşitli sebeplerden gönderemediğim 106. not olarak tarihteki yerini almış oldu.

 

Suriye konusu piyasalardaki rutini bozar gibi olduysa da ana temada fazla bir değişiklik yok aslında. Sene başında küresel piyasalarda hakim olan “enflasyon hızla yükselecek->Fed hızlı faiz artıracak->dolar değerlenecek->gelişen ülkelerden çıkışlar hızlanacak” döngüsü bir süredir fazla taraftar bulamıyor. Zira son dönemdeki gelişmelere bakarsak, önümüzdeki aylarda küresel enflasyonu pek konuşmayacağız gibi. ABD ekonomisi büyüme eğilimini koruyor, fakat bir hızlanma söz konusu değil. Emtia fiyatlarında kaygı yaratan bir artış eğilimi yok. En önemlisi, artık önde gelen merkez bankaları enflasyon yaratma amaçlı politikalarından vazgeçmeye başladılar.

 

Bu noktada geçen yayınlanan Fed FOMC tutanaklarına biraz vakit ayırmamız gerekiyor. Fed’in piyasa ile olan iletişim konusunda dünyaya örnek olduğunu düşündüğümü daha önce söylemiştim. Böylece 2017 için faiz artışlarını neredeyse otomatiğe bağlayan Fed’in piyasalarda yeni bir hareket yaratması için tek bir konu kaldı: Bilanço küçültmek. Yanda gördüğünüz üzere (kaynak: Reuters) Fed bilançosu 2008’den bu yana 4 kat büyüdü. 2014 sonlarından bu yana ise bilanço artık büyümüyor, ama vadesi dolan kıymetler kadar yeni alım yapılarak bilanço aynı seviyelerde tutuluyor. Mart ayı toplantı tutanaklarında üyeler bilançoyu küçültmeyi tartışmışlar, ki bu hemen olmasa bile yakın zamanda dengeleri değiştirecek bir olay.

Bilançoyu küçültmek için yapılacak şeyler belli: Portföydeki kıymetleri satabilirsiniz ya da repo işlemleri ile kıymetleri geçici olarak portföyden çıkarabilirsiniz. Ya da işleri zamana bırakırsınız: Vadesi dolan kıymetlerin yerine bir şey almazsınız. Muhtemelen yaz aylarının sonuna doğru Fed piyasaları buna hazırlamaya başlayacak. Piyasanın buna ne derece hazır olacağı, yıl sonuna doğru gelişen ülke piyasalarının ve bizim seyrimizi belirleyecek. Kısa vadede ise tüm gördüğümüz dalgalanmalara rağmen oyunun adı değişmiş değil: Getiri arayışı, biraz tedirginlik sosuna bulanmış olsa da sürüyor.

 

Düşük tahvil faizleri, pahalı hale gelen gelişmiş ülke borsaları derken, işte bu yüzden gelişen ülkelere olan fon akımlarında bir kesilme yok. EPFR verilerine göre 5 Nisan ile biten haftada gelişen ülkelere $2,36 mlr daha girdi. Son 3 haftanın ortalama giriş rakamı $2,48 mlr. Haftalık giriş rakamlarına hisse-tahvil ayrımı yapılarak bakıldığında ise daha da net bir görüntü söz konusu: Hisse fonlarına olan talepte dalgalanmalar görülse de, tahvil fonlarına 10 haftadır üst üste para girişi var. Gelişen ülke para birimlerinin görece istikrar kazanmış olması da bunda bir etken.

 

Türkiye’de ise seviyelere ve göstergelere baktığımızda o kadar da olumlu bir hava yok. Suriye konusunu burada önemli bir etken olarak görebiliriz, zira gelişen ülkeler arasında Suriye ile sınırı olan tek ülke biziz. Ancak piyasalarımızdaki hareket aslında bundan önce başladı. Genel olarak risk azaltma eğilimi diyebileceğimiz bu hareketler, Pazar günü yapılacak halkoylaması öncesinde bu hafta boyunca devam edebilir. Bu, mutlaka “TL değer yitirecek, faizler yükselecek, borsa düşecek” demek değil, dünya piyasalarında iyimser bir hava olduğunda bizim bundan az faydalanmamız da  risk azaltma anlamına gelir. Aslına bakarsanız bir süredir Türk mali piyasalarında gördüğümüz eğilim de bu: Dünya iyiyken daha az iyiyiz, dünya kötüyken en kötülerden biriyiz…

 

Halkoylaması sonrasında piyasalarımız düzelecek mi derseniz, bunun yanıtı bir çok şeye bağlı. Küresel piyasalarda getiri arayışının daha da hızlandığı, gelişen ülkelerin daha da fazla fon çektiği, Türkiye’de siyasi risk priminin azaldığı algılamasının güçlendiği bir senaryo piyasalarımız açısından kuşkusuz en olumlu ortam demek. Tabi bunların hepsinin aynı zaman dilimine denk düşmesi gerek. Ancak bunları olası piyasa senaryosu gibi okumak gerek, bunlara bakarak tüm sorunlarımız geride kaldı demek doğru olmaz. Türkiye’de hala bir çok yapısal dengesizlikten bahsediyoruz, bunların bir anda çözülmesi mümkün değil. Ekonomiyi bir tekne gibi değil, şilep gibi düşünmek gerekir, ha deyince yönü değişmez. Aldığınız ekonomik kararların yansıması da gecikmeli olur. Bu yüzden halk oylaması sonrasında bir süre piyasaların yönü ile ekonomik gerçekler arasında ayrışma göreceğiz. Rutinden çıkma zamanımız geliyor…

 

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.