Pusula’da Bugün: "Sefil"

Sefiller, Victor Hugo’nun en önemli kitabıdır desek sanırım abartmış olmayız. İlköğretim yıllarında zorla, özetlenmiş versiyonlarından okuduğumuz bu eser aslında bir başucu kitabıdır. Ailesini doyurmak için sadece bir somun ekmek çalan Jan Valjean’ın hikâyesi, Victor Hugo’nun o döneme dair siyasi, ahlaki, askeri vs fikirlerini ateşli şekilde savunması ile zaman zaman bölünür. Hugo bazen de abartır: Kitaptan o dönemde rahibe manastırlarındaki hayat, Waterloo savaşı ve Paris’te günlük yaşama dair bilgiler de edinebiliyoruz! Öte yandan romanda karakterler arasında bitmeyen mücadeleler, hesaplaşmalar, yan hikayeler, sürekli bir hareket yaratır. Dengeler değişir de değişir. İddiam odur ki Sefiller’i okuyan bir yatırımcı piyasadaki değişime, devinime çok daha hızlı ayak uydurur! Piyasalardaki iyimserliğin sürekli olacağını, her şeyin harika gideceğini mi düşünüyorsunuz? Sefiller’i okuyunca hiçbir şeyin sabit olmayacağını, mutluluğun da hüznün de kendi zamanları olduğunu bir kez daha göreceksiniz.

Piyasalar son dönemde iyimser, evet, kısa vadede tersini iddia edecek bir işaret de yok. Böyle bir işareti bize ilk verecek olan enstrüman ise dolar. Bu yüzden doların “sefilliğinin” ne zaman biteceğini kestirebilmek ve tabi sonrasında ne olacağına karar verip hareket planı yapmak.

2017 dolar açısından zor bir yıl oldu. Dolar’ın, ağırlık Euro’da olmak üzere  6 ana para birimi karşısındaki performansını ölçen dolar endeksi yılbaşına göre %9’a yakın geriledi. Hatta endeks Mayıs 2016’dan bu yana en düşük seviyelerde. Dikkatinizi çekerim, Fed’in iki kez faiz artırdığı, dolar endeksinin son 14 yılın en yüksek seviyesinde başladığı bir yıldan söz ediyoruz. Dolar ile diğer ana para birimleri arasındaki faiz farkı da hala dolar lehine. Sene başındaki beklentileri hatırladınız mı? EURUSD paritesinin şu anda çoktan 1,00 seviyesinin altında olması gerekiyordu! Bu beklentiler ile aldığınız pozisyonları hala tutuyorsanız, paralel bir evrende Victor Hugo’nun yeni kitabının kahramanı siz olabilirsiniz.

Belli ki dolar lehine olan tüm ekonomik savlara rağmen, dengeyi değiştiren başka etkenler var. Trump yönetiminin halen içinde bulunduğu kaos, vaat edilen ekonomik paketlerin hayat geçirilememesi bunların en önemlileri kuşkusuz. Trump yönetimi bocalamaya devam ettikçe, piyasa bunu dolar aleyhine görmeye devam edecek.  ABD’de çekirdek enflasyonda görülen düşüş eğilimi de Fed’in faiz artırma eğiliminin daha önce fiyatlanana göre çok daha yumuşak olması demek. Bilanço küçültme operasyonu ise Aralık ayında başlayacak gibi duruyor, ancak bunun hiç de korkulacak bir konu olmadığını daha önce tartışmıştık. Zaten atıl durumda olan devasa bir bilançonun zaman içinde yavaş yavaş küçültülmesinden bahsediyoruz. Bunun USD lehine yaratacağı rüzgar, elektrik kesilip de klimalar çalışmadığı zaman elinize ilk gelen derginin yelpaze etkisinden fazla değil. Serinlediğinizi zannedersiniz, ama sarf ettiğiniz efor yüzünden gene terlersiniz.

Durum tespitini yaptıktan sonra beklentilere geçelim. Son beş aydır aralıksız zayıflayan dolar için bir karar verme zamanı geldi. Düşüş sürecek mi ya da her daim kötümserlerin hep beklediği gibi dolar artık değerlenmeye başlayacak mı? Burada düşüncemiz belli: Kısa vadeli, teknik düzeltmeler haricinde, temel açıdan her şey bu kadar dolar aleyhineyken, yakın zamanda ciddi bir dönüş, kalıcı bir değerlenme beklememek gerekir. Yalnız dikkatinizi kısa vadeli teknik düzeltmeler ifadesine çekmek isterim. Dolar bu kadar yüksek oranlı bir değer kaybı sergilemişken, beklenenden iyi gelen veriler bir kar satışına bahane olabilir. Bu Cuma açıklanacak ABD istihdam verileri öncesinde bu nedenle biraz temkinli olalım derim.


Dolarda şu ana dek gördüğümüz zayıf seyir, oynaklık göstergelerinin diplerde olması ve hiç bitmeyen getiri arayışı carry trade’in de sene başından bu yana cazip olmasına yol açtı (Carry trade: Faizi düşük olan para biriminde borçlanarak (USD), faizi yüksek para birimine (TL) yatırmak). Yanda yer alan Bloomberg birikimli “carry trade” endeksine göre işte bu aktivite sonucu elde edilen getiri, 2014 Aralık’tan bu yana en yüksek seviyede. Endeksin hesaplanma mantığından da kısaca bahsedeyim. Bu endeks, Dolar borçlanarak içinde 8 adet gelişen ülke para birimi (BRL, MXN, INR, IDR, ZAR, HUF, PLN, TRY) olan bir sepette 3 aylık para piyasası enstrümanlarına yatırım yapıldığındaki getiriyi ölçüyor. Endeksin yükselmesi, getirinin artması demek. Yılbaşına göre %11 civarındaki getiri bir çok yatırımcıyı mutlu etti. Bundan sonrası ise o kadar net değil. Evet, gelişmiş ülkelerde ekonomik tablo net, ancak gelişen ülkelerdeki çalkantılar bitmiyor. Brezilya’da yine siyasi kaosa doğru gidiyoruz, Rusya-ABD ilişkilerinin geldiği yer ise Ruble’de baskı kuracak. Her ne kadar Türkiye açısından şu anda sıkıntılı bir durumdan bahsetmiyor olsak da, gelişen ülke sepetine gelecek bir satış bizi de etkileyecek. Tarih tekerrür etmeye mahkum.

TL zaten bu ortamdan istediğimiz ölçüde nasibini alamıyor. Bu sabah itibarı ile 24 gelişen ülke para birimi arasında sadece 4 adet USD karşısında değer yitirmiş durumda (bunlardan biri maalesef yine TL). Peki, bu ortamda TL açısından tahminlerimiz değişti mi diye sorarsanız, hayır. Kısa vadede küresel rüzgarın devamı,  TCMB’nin dünkü enflasyon raporu sunumunda da anladığımız üzere enflasyon beklentileri iyileşene dek sıkı likidite politikasını sürdürme isteğinde. Bu durumda bir süredir olduğu gibi USDTRY paritesi 3,50-3,60 aralığında dalgalanmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bu noktada bir uyarıda bulunayım. Küresel piyasalardaki rüzgar sabit hızla esmez, illa ki arada durur, şiddetlenir, terse döner. Yaz ayları için zaten olumlu idik, ancak (mutlaka dikkatinizi çekmiştir) artık yazın sonuna geliyoruz. Sene sonuna yaklaşırken şu ana dek gördüğümüz güçlü performansın ivme yitirmesi, hatta kar satışları ile tersine dönmesi gayet mümkün. Bu açıdan sene sonu için USDTRY tahminimiz 3,70 civarı olmaya devam ediyor. TL’de %5’ten az bir değer kaybı anlamına gelen bu rakam bir felaket senaryosu değil. Unutmayın, piyasalarda yön değiştikçe yeni pozisyon alınır, bunlar realize edilir, para böyle kazanılır. Tek bir pozisyona “inanıp” uzun zaman onu taşımak insanı “sefil” eder.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.