Pusula’da Bugün: Tahmin Yapma “Sanatı”

Yılın bu zamanları farklıdır: Yabancı yatırımcılar tatile gider, piyasalarda işlem hacmi düşer, oynaklık azalır. Ekranda tüm gün aynı rakamlar döner durur. Bu dönem aynı zamanda yıllık tahminleri içeren raporların yağdığı dönemdir: Yerli yabancı, irili ufaklı kurumlardan sonraki yıla dair öngörüler gelmeye başlar. İşimiz gereği bunların çoğunu inceleriz, farklı noktalarda olup olmadığımızı, ya da rakamların neden farklı tahmin edildiğine bakarız. Bunu yeterince uzun bir süre boyunca her yıl yaparsanız iddialı tahminlerin ilk göründüğü kadar iddialı olmadıklarını anlıyorsunuz. Bugün sizlere tutması garanti tahmin yapmanız için gerekli “incelikleri” anlatacağım…

 

Bu aralar özellikle TL konusundaki tahminler medyada sık sık yer alıyor. 2016’da %20 değer yitiren ve hala bir çok riske maruz olan TL açısından 2017’nin nasıl geçeceği önemli. Yabancı kurum raporlarına baktığımızda, genel olarak 2017 için de pek parlak bir tablo çizilmediğini görüyoruz. Gerçekten de mevcut şartlarda TL açısından iyimser olmak zor, ama yine de bu tahminlere o kadar da güvenmeyin. Siz de iddialı bir tahminde bulunup her şekilde haklı çıkmanın gururunu yaşayabilirsiniz. Bugün size böyle tahminler yapabilmeniz için yol göstereceğim.

 

Öncelikle yılsonu tahminlerinin gerçekten bir değeri olup olmadığını tartışalım. Bütçe hazırlıyorsanız evet, anlamlı, ama yatırımcıysanız orada durmanız lazım. Bu tahminler aslında sadece bize yön gösterirler, seviye tahmininin nokta atışı şeklinde yapılması imkânsıza yakındır. Kurda seviye tahmini için ilk olarak istatistiki modeller kullanabilirsiniz. USD/TL ile korelasyonu yüksek varlık fiyatlarının geçmiş veri setini alırsınız ve belli bir güven aralığında bu fiyatlardaki dalgalanmaların USD/TL’de yaratacağı değişikliklere dair bir koridor oluşturursunuz. Bunu çok geniş bir güven aralığında yaparsanız varacağınız sonuç “USD/TL’nin 2017’de 2,0 ile 5,0 arasında seyretmesini bekliyoruz” olur. Çok dar bir güven aralığı ise daha net bir seviye verir ama bu kez de dışsal şoklara kapalı, yanılmanızın garanti olacağı bir sonuç üretir. Bu nedenle makul bir aralığın orta noktasını hedef olarak belirlemek en mantıklısıdır. Tabi bununla uğraşmak yerine memleketimizdeki en yaygın yöntem olan “bence” yöntemini kullanabilirsiniz: “Şimdiii, benceee, bu doların daha yukarı gitmesi lazım, sene sonu en az 3,80-3,90 filan, bence yani”…    

 

Yılsonuna dair tahminlerin en büyük sorunu 1 Ocak-31 Aralık arasında olup bitecek olayların bu tahminlere hiçbir şekilde dahil edilememesi. Mesela, 1 Ocak’ta USD/TL’de yukarıda telaffuz edilen yılsonu hedefine göre pozisyon aldığınızı düşünün. Arada önemli olaylar olacak, kur defalarca düşecek, çıkacak, ama siz 31 Aralık'a kadar bu pozisyonunuza hiç dokunmayacak mısınız? Bugün 3,50’den dolar aldınız mesela, yanda gördüğünüz 5 yıllık ortalamalara göre (kaynak: Bloomberg) kur iki ay yükseldi, ama Mart-Nisan’da geriledi. Tüm bu oynaklığı hiçbir şey yapmadan izlemek de bir tercih tabi, ama ara eğilimleri değerlendirmeye çalışmak da lazım. Disiplininizden taviz vermeden, zarar durdur/kar al seviyelerine riayet ederek yapacağınız hareketler muhtemelen size 12 boyunca beklemekten daha fazla şey katacak.  Hem zaten herkes sene başında alır, sene sonunda satarsa piyasaların yılda iki gün açık olması yeterli olur! Geri kalan günler enerji ve vakit israfı!

 

Diyelim ki yine de yüksek bir kur tahmini yapmaya niyetlisiniz. O zaman unutmayın: Tahmin yapmanın altın kuralı hedef ve tarihi aynı cümlede telaffuz etmemektedir. “USD/TL 4,0 olacak” cümlesi bir tahmindir, ama ne zaman bu seviyeyi göreceği kısmına değinilmemiştir. İstatistiki olarak yeterince uzun bir zaman diliminde bu seviyenin görülme olasılığı illa ki vardır. Ömrünüz vefa ederse çıkıp “ben demiştim” dersiniz. Arada biri gelip “ne oldu, tahmin tutmadı mı” diye dalga geçmeye kalkarsa da dalgın gözlerle ufuğa bakıp “zaman göreceli bir kavramdır dostum” diyebilirsiniz.

 

Alternatif olarak zaman verip, seviyeyi geçiştirebilirsiniz: “USD/TL gelecek sene bu seviyelerin üzerinde olacak”. Eğer USD/TL hasbelkader uzun bir süredir gördüğü en yüksek seviyede değilse, bu tahmin gelecek yıl içerisinde bir noktada tutar. Bazı büyük yatırım bankalarının kur tahminleri çoğunlukla bu şekildedir. Mesela bunlardan biri USD/TL için iki yıl boyunca “12 ay içinde 3,30 olacak” hedefi verdi. Nihayetinde bu yıl kur bu seviyeyi gördüğünde, hedefi veren analist çoktan işten ayrılmıştı. Yanda USD/TL’nin iki yıllık seyrini görebilirsiniz (kaynak: Reuters)

 

Aslında ideal olan yıllık tahmin değil, daha uzun vadeli 5-10 yıllık tahminlerden bahsetmek tabi... Çoğu zaman yarın ne olacağını kimsenin kestiremediği piyasalarda 5 yıllık tahmininizi paylaşırsanız hem otorite olursunuz, hem de nasılsa 5 yıl sonra ne dediğinizi kimse hatırlamayacağı için rahat olabilirsiniz. Olur da bu tahminleriniz bir şekilde tutarsa “ben demiştim” diye göğsünüzü gere gere meydana çıkarsınız. Hatta burada bir cinlik de yapabilirsiniz: Uzun vadeli tahminlerin arasına gerçekten kötü bir senaryoyu içeren bir iki cümle serpiştirin. Diğer makul tahminlerin arasında sırıtmayacak olan bu tahminleri nasıl olsa kimse fark etmez, olur da tutarsa zaten kimsenin göremediğini gören “kahin” olarak ahkam kesme hakkına sahip olursunuz.

 

Bir de kur için hedef verirken “pamuklara sarma” stratejisini kullanmayı unutmayın: Tahmininizin gerçekleşmesi için gerekli bir dizi şart koşabilirsiniz, sorun değil. Örneğin “USD/TL’nin, Fed 3 değil 4 kez faiz artırır ve/veya jeopolitik tansiyon artar, ayrıca Türk ekonomisine duyulan güven azalır, Çin de Yuan’da devalüasyona devam ederse 3,90 seviyesine yükselmesini bekliyorum” diyebilirsiniz. Kur düştü mü, dert etmeyin, “ben zaten hangi şartlar altında olabileceğini söylemiştim” dersiniz. Olur da kur hakikaten 3,90’ı görürse, şartların gerçekleşip gerçekleşmesine bakmayıp “ben demiştim” dersiniz. Bu strateji ile yanılmanız mümkün değil...

 

Daha da akıllıca bir yöntem, doğrudan bir hedef vermek yerine TL’nin bir getiri ölçütünden daha iyi performans göstermesini beklediğinizi söylemek. Her şekilde haklı çıkmak istiyorsanız, çekinmeyin, bu getiri ölçütünü siz oluşturun: “USD/TL’deki değişimin, mevsimselliğe göre düzeltilmiş ve normalize edilmiş bazda JP Morgan GOÜ kur endeksinin 3 aylık ortalama getirisini bir standart sapma içinde işlem görmesi kaydıyla aşmasını bekliyorum”. Tabi ki bu okuduklarınız çok anlamsız, ama ileride yatırımcılar size “hani TL değer yitirecekti” dediğinde top çevirmek için yeterince malzeme verecek.

 

Yine de ısrarla hem zaman hem de seviye gözeterek bir hedef mi vermek istiyorsunuz? O zaman zamanlamaya dikkat edin bari. Bir sonraki yıla dair tavsiye vermek için Kasım ayı kötü bir zamandır. Çünkü önünüzde daha bir ay vardır ve bir çok değerli bilgiyi kaçırabilirsiniz. Yılın ilk ayları da aslında doğru zaman olmayabilir, mesela 2014, 2015 ve 2016’nın ilk ayları ile sonraki dönem arasında dağlar kadar fark vardı. İdeal olan ilk ayları atlatıp tahminleri Mart-Nisan gibi yayımlamak. Unutmayın, hedefe ne kadar yakın olursanız isabet şansınız da o kadar artar. Artık iddialı tahminlerin o renkli dünyasına hazırsınız!

 

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimizle..

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

1973 yılında İstanbul’da doğdu. 1995’te İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Koç Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı, bir süre araştırma görevlisi olarak çalıştı. Özel bir bankanın Hazine bölümünde başladığı finans kariyerine, Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketlerinde fon yöneticisi olarak devam etti. 2007’de katıldığı Garanti Yatırım’da Hazine, Kaldıraçlı İşlemler ve Araştırma bölümlerinde görev aldı. Halen Yatırım Danışmanlığı Direktörü unvanı ile görev yapıyor. Evli, iki kız babasıdır.

Pusula’da Bugün: "İnat"

 23.06.2017 12:14

2017 başında piyasalarda hakim olan tema “enflasyon küresel ölçekte yükselecek, faizler artacak, gelişen ülkeler için rahat borçlanma dönemi bitecek” idi. Yılın yarısını bitirmeye yakın olduğumuz şu günlerde yukarıdaki beklentiyi artık dillendiren yok. Tersine artık piyasalarda hakim olan söylem “enflasyon her şeye rağmen düşük kalacak”. Bugün bir iyimserlik varsa sebebi bu… Piyasalarda akıntı sık sık yön değiştirir, inatlaşmamak gerekir.

Pusula’da Bugün: "Petrol-Piyasa İlişkisi"

 21.06.2017 11:10

Piyasalarda her şey gayet güzel giderken dün petrol fiyatındaki düşüşün hızlanması işleri bozdu. Petrol üreten ülkelerde de, petrol ithalatına bağımlı olan ülkelerde de eş zamanlı satışlar gördük. Dolar güçlendi, ABD tahvil faizleri de artan taleple gerilediler. Petrol fiyatının düşmesinin bazı nedenleri var elbette (OPEC üretim kısıntısının etkinliği konusundaki kaygılar, ABD’de kaya petrolü üretimi sonrasında artan petrol stokları gibi), ama bunların üzerinde durmayacağız. Bizi ilgilendiren bu eğilimin devamının piyasalarda ne gibi etkilere yol açacağı…

Pusula’da Bugün: "Paranın Rengi"

 20.06.2017 10:34

Eddie Felson: “Kokuyu alıyor musun?”

Vincent Lauria: “Ne kokusu? Duman mı?”

Carmen: “Hayır, paradan bahsediyor”

(Paranın Rengi, 1986)