Pusula’da Bugün: "Tutulma"

Bugünkü güneş tutulması astronom, astrolog ve kıyamet tellalları arasında müthiş bir heyecan yaratmış durumda… Herkesin bu tutulmadan beklentisi farklı olabilir elbette. Bundan 513 yıl önceki bir ay tutulması ise büyük bir kaşifin yaşamını kurtarırken, bilim ve matematiğin önemini gösterdi. Zaman zaman rakamlardan kopup kalabalığa uyuyor olsak da 513 yıl öncesinden almamız gereken dersler bugün piyasalarda fazlasıyla işimize yarayabilir…

Kristof Kolomb 1492 yılında San Salvador’u keşfettikten sonra “yeni dünya” seyahatlerine devam eder. 1502 yılındaki 4. seferi ise hiç de planladığı gibi gitmez. 4 gemiden 2’si tahtakurularının gazabına uğrayınca terk edilir, kalan 2 gemi ile 25 Haziran 1503’te Jamaika sahillerine ulaşılır. Mürettebat bitkindir, yiyecekleri tükenmiştir. Bu bölgede yaşayan Arawak yerlileri kollarını zor durumdaki Avrupalılara açar; yiyecek, barınma, ne lazımsa sağlarlar. Ancak zaman geçtikçe Kolomb’un adamlarının cinayetleri, hırsızlıkları ve yerlileri ezen davranışları ipleri koparır. Yerliler onlarla olan tüm ilişkilerini keserler. Kolomb’un artık ne yiyeceği, ne de eve dönecek bir gemisi vardır.

Yerlileri ikna etmekten başka çaresi olmadığını bilen Kolomb kara kara ne yapacağını düşünürken, yanında bulunan astronomi tabloları dikkatini çeker. Alman astronom Johannes Müller von Königsberg, ya da daha çok bilinen Latince ismiyle Regiomontanus, 1 Mart 1504’te tam ay tutulması olacağını hesaplamıştır. Hesaplamaları güney yarımküreye uyarlayan Kolomb hemen yerlilerin şefine koşar. Yerlilere “onlara yiyecek ve diğer malzemeleri vermeyi kestikleri için Tanrı’sının çok kızgın olduğunu, ceza olarak onlardan ‘ay’ı alacağını, çok daha büyük cezaların da sırada olduğunu” söyler. Ay tutulması gerçekten de hesaplanan saatte başlar. Yerliler dehşet içindelerdir, ellerinde ne varsa toplar ve  Tanrı’sının buna bir son vermesi için Kolomb’a yalvarırlar. Kolomb yerliler adına “ricacı” olmayı kabul eder ve “dua etmek” üzere bir köşeye çekilir. Kolomb ay tutulmasının yaklaşık 48 dk. süreceğini hesapladığı için oyalanmaktadır, bu sürenin sonuna yaklaşırken dışarı çıkar ve “Tanrı’nın bundan sonra Kolomb ne istiyorsa vermeleri şartıyla onları bağışlayacağını” söyler. Yerliler sevinçle bu teklifi kabul ederler. Birkaç dakika sonra ay yeniden gökyüzünde görünmeye başlamıştır! Arawak yerlileri o kadar korkmuşlardır ki, 29 Haziran 1504’te bir gemi gelip Kolomb ve adamlarını alana dek Kolomb’un bir dediğini iki etmezler (1)...

Bu 500 yılda insanlık boş durmadı: Artık yıllar öncesinden tutulmaların zamanını biliyor, internet sayesinde bu bilgilere anında ulaşabiliyoruz. Bugün de Kuzey Amerika’da tam olarak izlenecek bir güneş tutulması göreceğiz. Bilim insanları bu konuda çok heyecanlılar, bunun yeni keşiflere yol açmasını bekliyorlar. Astronomlar kadar heyecanlı bir diğer kitle de astrologlar. Bilim insanlarının “tutulmaların yeryüzündeki olaylarla alakası yok, bir şeyi tetiklemez” uyarılarına rağmen çeşitli olaylar bekleyen felaket tellallarını da unutmayalım. Bunları bir yana bırakıp, bugünü matematiğin gücünü bize kanıtlayan bir gün olarak görmeyi tercih edelim derim.

Matematik bize bir çok şeyi söyleyebilir, ama yine de sayıların yetersiz kaldığı anlar, yerler var elbette. Bazı konular var ki ne kadar hesap yaparsanız yapın, işin içinden çıkamazsınız. Mesela son dönemde Euro’ya ne zaman baksam kendimden geçiyorum. Bu aralar Euro bir çok yatırımcının gözde para birimi. Euro Bölgesi’ndeki ekonomik toparlanma ve siyasi risklerin azalmış olması, uzun süredir Euro’dan uzak duran yatırımcıları son aylarda cezbetti. Yatırımcıların bu tavrına karşın, ECB’nin geçen hafta yayımladığı tutanaklarda gördük ki bu konuda ECB hiç de mutlu değil. ECB açıkça “kimse hoşgörümüzü test etmeye kalkmasın” mesajı veriyor. Peki, bu durumda Euro’nun bu güzel günleri bitti mi, bunu anlamak için nasıl bir hesap yapmalıyız?

Çok değil bundan 8 ay önce “EURUSD 1,18 olacak” deseniz, piyasa, üzerinde dolar işaretleri olan sopalarla sizi döverdi. O dönemki beklentilere şöyle bir dönüp baktığımızda (yandaki grafik, 03.01.17 itibarı ile) tahminlerin 0,95-1,00 arası yoğunlaştığını ve eğimin net bir şekilde düşüşün devamı yönünde olduğunu görüyoruz. Şu anda ise tahminlerin yoğunlaştığı aralık 1,12-1,20. “Geçmiş geçmiştir” bu konuda piyasanın düsturu... Yatırımcıların gözünde 8 ay öncesi ile Kolomb’un ay tutulmasını lehine kullandığı 1504 yılı arasında pek bir fark yok, hepsi geçmiş, hepsi tarih…

 

Bu değişimi anlamlandırmak için bizi bugüne getiren gelişmelere bakmamız lazım. Avrupa ekonomisindeki iyileşme ve siyasi iklime bakınca sene başından bu yana Euro’nun değerlenmesi mantıklı. Ancak bunda ABD ekonomisindeki “idare eder” seyir ve olmayan enflasyonun katkılarını da unutmayalım. Piyasanın dikkati de bu zaman zarfında doğal olarak ECB ve parasal genişleme programına kaydı. Draghi daha önce yaptığı bir konuşmada finansal koşullarda nihayet gevşeme görüldüğünden bahsedince piyasa da haklı olarak heyecanlandı.

ECB’nin bu kendine güveni, tutanaklarda geçen “Euro’nun overshoot etmesi riski” ifadesi ile vücut buluyor. Burada “overshoot” hak ettiği değeri fazlasıyla aşan anlamında. Bu noktada biraz hesap yapabiliriz. Yanda ABD ve Alman 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki farkı ve EURUSD’yi görüyoruz. Bu farkın azalıyor olması EUR’daki değerlenmeyi açıklıyor, ama ne kadar değerlenmesi gerektiğini söylemiyor. Finansal koşullar ise Temmuz toplantısı öncesine göre 10 bps kadar sıkılaştı. Parasal koşullarda da (faiz ve kur seviyesine birlikte bakıldığında) yaklaşık 55 bps sıkılaşma var. EURUSD’de geçtiğimiz 6 ay için  Sharp oranına baktığımızda da (getiri/standart sapma) 2,85 ile son 10 yıllık ortalama olan 3 civarında olduğunu görüyoruz. EURUSD’nin son 5 ve son 20 yıllık ortalaması da 1,20 civarı. Bu rakamlar bize ne diyor derseniz, yanıt “Euro’nun daha fazla değerlenmesi giderek daha zor olacak”. Bu çerçevede yükselişlerde EUR satış tarafında olmak gerekir. Tabi bu hesaplara bakıp da bir anda EURUSD’de çöküş görüleceğini iddia etmek oldukça saçma olur. Yine de finansal ve parasal koşullar daralırken, tüm piyasanın rekora yakın seviyelerde EUR taşıyor olması dikkatli olmak gerektiğini gösteriyor.

Bu noktada bir de diğer tarafa bakmak gerek. ABD ekonomisi hakkında yukarıda yazdığım iki cümle dışında ekleyecek yeni bir şey yok, ama siyasi hareketlilik öyle böyle değil. Uzun uzun ne olduğunu anlatmayacağım, yine de bilmemiz gereken Trump’ın oldukça kötü bir personel yönetim politikası izlediği ve bunun sonucunda her geçen gün etrafındaki güveneceği adam sayısının azalıyor olması. Bunun piyasayı ilgilendiren tarafı, giderek daha belirsiz bir ortama gidiyor olmanın getireceği oynaklık artışı olmalı. Oynaklığın artması güvenli liman talebini artırıp, çelişkili de olsa bir süre sonra USD’de değerlenme yaratabilir. Fed’den yana bu hafta Jackson Hole’da verilecek mesajları izleyeceğiz, ancak bu ortamda Yellen’ın şahin mesajları ciddi bir açıklamaya muhtaç olacak…

“Bu hafta Yellen ne der, piyasalarda ne olur” diye biz düşünedurur, hesaplarımızı yaparken, bugünkü güneş tutulması ABD’de bir gösteriye dönüştü bile… 1980’lerde “Total Eclipse of My Heart” isimli şarkısıyla tanıdığımız Bonnie Tyler güneş tutulması sırasında lüks bir gemide şarkısını söyleyecek, bir çok eyalette de partiler düzenlenecek. Bu arada ABD’de tutulma sırasında hayvanların tuhaf davranabileceği, bu yüzden paniklememek gerektiği uyarıları da sıkça yineleniyor.

Bakalım bugünkü tutulma sonrasında neler olacak…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

(1) Bu olay yıllar içinde Mark Twain’den, Tenten’e kadar  bir çok romanda ve sonrasında filmde kendine yer buldu.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.