Pusula’da Bugün: "Ucuz mu Pahalı mı?"

Sene başından bu yana müthiş bir performans gösteren hisse piyasalarında geldiğimiz seviyeler bir çok yatırımcıda haklı olarak aynı şeyin sorulmasına yol açtı: Bu seviyeler artık çok pahalı değil mi? Bu sorunun basit bir yanıtı yok maalesef. Hayatta her şeyin göreli olduğundan hareketle, ucuz/pahalı dediğinizde, bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırıyorsunuz demektir. “Endeks pahalı” derken neyi baz almalıyız peki?

“Ucuz mal alacak kadar zengin değilim” bir çok dil ve kültürde kendine yer bulan bir deyiş. Aslında burada anlatılan belli: Fiyatına aldanıp da kalitesiz mal alma. Hayatta çok işimize yarayan bu ilke, iş finansal piyasalara geldiği zaman o kadar basit ya da kullanışlı değil. Piyasaların temelinde spekülasyon yatar. Bu da en basit anlamıyla, bir malı ucuza alıp pahalıya satmak demektir. O zaman ilk yapmamız gereken ucuz enstrümanı, piyasayı, ülkeyi bulmaktır. Ucuz=kalitesiz algılaması burada bir işe yaramadığı gibi kafamızı karıştırır.

 

Bir hisse senedi yatırımcısı iseniz, eğer seviyeye ve performansa bakıyorsanız, 2017’de %37 yükselen BIST100, %11 yükselen Dow Jones, %21 yükselen Sensex vs sizi tedirgin edebilir. Çünkü bunlar, düz mantıkla, artık ucuz değil. Gerçekten de aralarında BIST’in de bulunduğu bir çok endeks şu anda rekor seviyelerde. Öte yandan yine haklı olarak analist değerlemelerine bakıp, artık çoğu yerde ve hissede prim potansiyeli kalmadığı görüp kaygılanıyor da olabilirsiniz. Hepsinde çok haklısınız. O zaman artık hisseden çıkma zamanı gelmiş demektir.

 

Peki, hangi piyasada hangi enstrümanı alacaksınız? Buna neye göre karar vereceksiniz? Ucuzluk mu? Diyelim ki kilosu 10 TL’den tavuk yiyorsunuz. Tavuk etinin fiyatı 20 TL’ye çıktığında, fiyat farkı azaldığı için et yemeyi tercih edebilirsiniz. Peki, ya bu esnada etin fiyatı da 40TL’den 80TL’ye çıktıysa? Bu durumda tavuk hala görece daha ucuz olacak. İşte buradan hareketle, geldiğimiz seviyelerde dahi dünyada hisse piyasaları, en yakın rakibi olabilecek tahvil piyasalarına göre hala ucuz. Bunu mevcut faizlere ve beklentilere bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz. O zaman borsalarda yukarı hareket devam etmeli ve siz de pozisyonlarınızı korumalısınız, değil mi?

Temelde evet, ancak bu noktada önceki Fed başkanlarından Alan Greenspan’in dün “tahvil piyasasında balon olduğu” uyarısına bakalım. Greenspan’e göre, uzun vadeli reel faiz oranları aşırı düşük ve sürdürülebilir değil. Faizler arttığında hızlı artacak ve bu hisse piyasalarını da olumsuz etkileyecek. Yanda yer alan grafikte ABD’deki 10 yıllık tahvilin reel faizinin ve S&P500 endeksinin uzun vadeli seyrini görüyorsunuz. 2011’de ABD’de borç tavanı krizi yaşandığında borsa %20’ye yakın gerilemiş, reel faizler de düşmüştü. 2015’te reel faizler “Fed faiz artıracak” düşünceleri ile yükselmeye başladığında da borsa bir yıl kadar yönsüz kalmıştı. Özetle, bu grafik de çoğunlukla teyit ediyor ki “enflasyon yükselecek, faizler artacak” düşüncesinin doğal sonucu hisse piyasalarında satış demek. Şu anda da reel faizde ufak bir artış görüyoruz (enflasyondaki gerilemenin bir sonucu), borsalar ise buna rağmen bir düzeltme yaşamadı. Kabul, hala ABD’de enflasyon konusunda kaygılanacak bir şey yok, ancak borsaların böyle bir riske karşı tamamen tepkisiz kalması biraz düşündürmeli bizi…  

Eğer yatırımcılar huzursuz olsaydı bunu oynaklık endekslerinde görürdük diyorsanız, bir daha düşünün. Yapılan bir çalışmaya göre tarihteki 40 balonun 2/3’ünün patlaması öncesinde oynaklık göstergeleri oldukça düşük ve sakin seyrediyormuş. Dolayısıyla bu göstergelere bakarak “her şey güzel olmaya devam edecek, ne yanlış gidebilir ki” demeniz oldukça başınızı ağrıtabilir. Tamam, temel görünümde şu anda piyasaları rahatsız eden bir şey yok, tren hala gidiyor, ancak piyasalardaki bu tarz işaretlere bakıp da kafamızı kaşımaya başlama zamanı artık geldi.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.