Pusula’da Bugün: "Zincirleme Tepki”

Geçtiğimiz hafta  Japonya’da bize son derece tuhaf gelen bir olay oldu: Yetkililer, bir tren istasyondan 20 saniye erken kalktı diye özür diledi. Bizim gibi dakikliğin pek önem arz etmediği coğrafyalar için magazin haberinin ötesine geçmeyen, dost sohbetlerinde “ya bu Japonlar da ne ilginç insanlar” diyerek eğlendiğimiz bu olay üzerinde pek durulmadı. Zaten 20 saniye nedir ki insan hayatında, değil mi? Peki, ya bu 20 saniyenin önemi bizim düşündüğümüzden fazlaysa? Ufak, önemsiz görünen şeyler ya tahminimizden çok daha önemli şeyleri barındırıyorsa?

Japonların raylı sistemleri bir çok açıdan müthiş, ancak daha da önemlisi bu trenlerin son derece dakik olmaları. Geçen hafta işte bu dakikliği ile ünlü sistemde bir sorun oldu: Sabah 9:44:00’da Minami Nagareyama İstasyonu’ndan ayrılması gereken tren 9:43:40’ta ayrıldı. Gün sona ermeden trenleri işleten şirket olan Tsukuba Express bir özür metni yayınladı. Çoğumuz için bu özür, “gereksiz”, “saçma” ve hatta “aşırı”. İstasyona 4 dakikada bir tren geliyor ve bunlardan biri 20 saniye erken kalkıyor. Bu neden ciddiye alınacak bir şey olsun ki, değil mi?

Bu noktada Japon kültürüne biraz daha dikkatli bakmak gerekir. Sadece trenlerin değil, tüm yaşamın sistematik yürüdüğü, dakikliğin her alana yayıldığı bir kültürden bahsediyoruz. Öyle ki insanlar araçlarını tren yanaşırken park edip trene öyle biniyorlar. 4 dakika sonra aynı şey oluyor. Şimdi bu hassas dengeye 20 saniyelik bir şok verelim: Aracınızı park edip trene yürüdünüz ve bir baktınız ki tren gitmiş. Bu durumda bir sonraki trene dek 4 dakikalık bir gecikmeniz olacak. Peki, madem bu kadar dakiksiniz, bineceğiniz bir sonraki toplu taşıma aracının zamanlamasını da muhtemelen böyle planlamıştınız. Bu durumda diğer aracı da kaçıracaksanız. Eğer daha da fazla aktarma yapacaksanız, bu bir kartopu etkisiyle işe, okula geç kalmanıza yol açabilecek bir gelişme. Ve geç kalmak Japonya’da büyük bir saygısızlık…

Demek ki bazı şeylere yüzeysel bakmayıp biraz düşünmek fena fikir değilmiş. Maalesef günlük yaşamımızda kafa yoracak konu sayısı arttıkça, yüzeysel düşünmek daha kolay geliyor. Böyle yapınca da göründüğünden daha derin anlamları olabilecek şeyleri kaçırıyoruz. Geçen hafta başlanacağı sinyali verilen “uzlaşmalı vadeli döviz sözleşmeleri-NDF” bizim yüzeysel faiz-kur-borsa üçgenimizde teknik bir konu olarak arka planda kaldı. Halbuki NDF ile ortaya çıkması muhtemel bir başka konu daha var.

Hatırlarsak, NDF uygulamasında, belli bir vade için anlaşılan fiyat ile vadedeki piyasa fiyatı arasındaki fark, taraflar arasında TL cinsinden el değiştirecek. Ortada el değiştirecek bir döviz yok. 18 Kasım’da yayınlanan açıklamaya göre, bu işlemlere bugünden itibaren başlanacak. Yıl sonuna kadar 1,3 ve 6 aylık ihalelerle toplam 3 milyar dolarlık NDF yapılacak. NDF ne iş yarayacak sorununun yanıtını da hızlıca yineleyelim: Amaç TL’nin değerlenmesi değil, kur riski bulunan reel sektörün TL’deki değer kaybı ve oynaklık nedeniyle kendilerini korumaya almaları (hedge etmeleri) için sunulmuş bir kolaylık. Yine de doğrudan değil, ama dolaylı olarak TL üzerindeki baskının bir nebze olsun azalması söz konusu olabilir. $3 milyar nasıl bir rakamdır derseniz, yanda yer alan grafikte görüleceği üzere, Ağustos ayı itibarı ile $212 milyar açık pozisyonu olan reel sektör açısından ufak, ancak sinyal gücü açısından yeterli bir rakam. Üstelik 2018 için TCMB’nin ne planladığını da henüz bilmiyoruz.

Nasıl ki Tokyo’daki tren olayı arka planında başka analizleri gerektiriyorsa,  NDF ihaleleri de bizim için çok önemli bir başka analizi daha gerektiriyor: Faizlerin seviyesi… Bunun neden önemli olduğunu anlatmadan önce forward kur hesaplama formülünü yazayım:

Gördüğünüz gibi forward hesaplamak için temelde iki değişkene ihtiyacımız var: TL ve USD’nin faizi. Burada TL lehine olan faiz farkı nedeniyle, forward kuru belirleyen de aslında TL faizi. Her ne kadar biz bazı tahminlerde bulunuyor olsak da piyasada faiz beklentisinin nasıl şekillendiğini bilmek önemli. O zaman NDF ihalesinde ortaya çıkan forward kur ve USD faizini yerine koyarsak, piyasanın 1-3-6 aylık vadelerde nasıl bir faiz öngördüğünü de öğrenebiliriz. Bunun TCMB açısından da önemi büyük, zira swap eğrisine göre önümüzdeki 12 ay içinde piyasa hala 2 puana yakın faiz artışı fiyatlıyor. Eğer forward kurlarda da benzer bir eğilim görürsek, TCMB üzerindeki baskı giderek artacak ve her toplantı öncesinde piyasa faiz artırımı olasılıklarını gözden geçirecektir. Hatta ihalelerde daha yüksek faizler görürsek, TCMB’nin daha yüklü rakamlar satmaya başladığını ve NDF’e ek olarak opsiyonları da devreye aldığını görebiliriz. Yani burada göreceğimiz şey $3 milyarlık NDF uygulamasından çok daha fazlası.

TCMB’nin opsiyonlarından bahsetmişken, oynaklığın arttığı dönemlerde beklentileri tartmak için kullandığımız piyasadaki opsiyonların hangi seviyelerde yoğunlaştığına bakmakta fayda var. Buna bakmak bize kurun ne olacağını söylemeyecek, ancak opsiyonların yoğunlaştığı seviyeler bize spot piyasada oynaklığın ne zaman artacağını ve bir seviyeden sonra yoğunlaşacağımız yeni bölgeleri söyleyebilir. Aşağıda DTCC kaynaklı USDTRY opsiyonlarının toplamını görüyorsunuz. Yalnız her seviyedeki opsiyonların tip ve vadelerinin farklı olabileceğini hatırlatayım. Yani burada da her şey göründüğü gibi olmayabilir…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.