Pusula’da Bugün: Flash Crash

6 Mayıs 2010’da ABD borsalarında tuhaf bir şey oldu: Endekslerde saniyeler içinde %10’a varan düşüşler görüldü, bu düşüşün piyasa ederi yaklaşık $1 trilyon idi. Piyasalar sonraki dakikalarda ancak kısmen toparlanabildiler. Olayın nedeni üzerine teoriler üretildi, gerçek ise 5 yıl sonra ortaya çıktı: Bir trader, kullandığı programlarla piyasayı manipüle etmişti. Bu sabah bu kez İngiliz Pound’unda bir “flash crash” yaşadık. Sebebi üzerine yine teoriler olmakla birlikte, gerçekler elbette bir gün açığa çıkacak…

2010’daki olayın şüphelisi Navinder Singh Sarao isimli kişi…

O zaman 36 yaşında olan Sarao, Londra’da ailesinin evinde al/sat yapan bir yatırımcı idi. İddialara göre Sarao, kullandığı yazılımlarla vadeli işlem piyasalarına binlerce emir göndermişti. Piyasanın düşeceğine oynayan bu emirlerin toplamı $200 milyon idi. Emirlerin gerçekleşme şansı yoktu, zira yazılım emir gerçekleşmek üzere iken kendi kendine silinecek şekilde hazırlanmıştı. Emirler bu şekilde iptal olana dek tam 19 bin kez değiştirilmişlerdi. Sarao, bu yöntemle piyasadaki çöküşten yaklaşık $1 mn kar etmişti. Sarao’nun bu yazılımları kullanarak 5 yıl içinde yaklaşık $40 mn kar ettiği iddia edildi. Sarao tutuklandı, hala da mahkemesi sürüyor. Sarao’nun avukatlarına göre borsalara iletilen emirler “gerçekti”, manipülasyon niyeti yoktu…

Piyasalarda zaman zaman bu tarz olaylarla karşılaşıyoruz. Bunun en güncel örneğini bu sabah İngiliz Pound’unda yaşadık.

Asya’da henüz piyasalar yeni açılır, yatırımcılar ABD istihdam verileri öncesinde sakin bir gün olacağı düşüncesiyle ofislerine giderken, GBP/USD paritesi saniyeler içinde 1.26’dan 1.18’lere düştü. Düşüş o kadar hızlı oldu ki, bazı platformlarda paritenin 1.14’ü gördüğü dahi iddia ediliyor. Buna yol açanın FT’de çıkan ve Brexit görüşmelerinin yumuşak olmaması gerektiği yönünde görüş beyan eden Fransa Devlet Başkanı Hollande’nin yorumları olduğu iddia edilse de, bu pek gerçekçi görünmüyor. Piyasalarda bu denli hızlı ve bu denli şiddetli hareketler yaşandığı zaman genellikle bir bahanesi vardır, ancak eğer böyle hızlı bir hareket sonrasında varlık fiyatı toparlanamıyorsa durup bir daha düşünmekte fayda vardır.

İngiliz Pound’u aslında piyasalardaki soru işaretlerine sadece bir yenisini ekledi. Küresel piyasalar son günlerde bir dizi soruya yanıt arıyor.

Brexit konusunun bir kez daha ön plana çıkması ve GBP’de görülen sert değer kaybı, haklı olarak küresel piyasaları tedirgin etti. Bugün açıklanacak ABD istihdam verileri de Fed faiz artırım olasılığını doğrudan etkileyeceğinden piyasalar diken üstünde. Bunlara ek olarak IMF/DB toplantısı, ABD’deki Matthew Kasırgası ve Pazar günü ikincisi yapılacak olan ABD Başkan adaylarının münazarası gibi konular da yine piyasanın gündeminde.

GBP rol çalsa da aslında bugünün gündemi ABD istihdam verileri…

Kaynak: Bloomberg

Piyasa Eylül ayında istihdamın 175 bin kişi arttığını, işsizlik oranının %4.9 ile değişmediğini, ortalama ücretlerin de %0.2 arttığını tahmin ediyor. Bu civarda gelen veriler fiyatlamalarda önemli bir değişime yol açmayacaktır. Ancak hem istihdamın bundan çok daha fazla arttığı, hem de ücret artışının hızlandığı bir senaryoda halen %64 civarında olan Aralık ayı faiz artırım beklentisi daha da güçlenecek ve bu da 2017 beklentilerini öne çekecek. Elbette “veriler iyi gelirse Fed neden Kasım ayında faiz artırmasın” diyebilirsiniz. Bu olasılık iki nedenden dolayı düşük: Kasım ayında basın konferansı yok ve iletişime çok önem veren Fed’in böyle bir kararı sadece yazılı açıklama ile kuru kuru geçiştirmesi hoş olmaz. İkinci olarak, Başkanlık seçimi öncesinde Fed tartışmalarda ön planda olmaya devam ediyor. 8 Kasım’daki seçim öncesinde alınacak bir faiz artırım kararının siyasi yansımaları olacaktır, Fed bu tartışmaların içinde olmak istemez. Aslına bakarsanız her iki sav da çok güçlü değil, Fed isterse basın konferansı olmadan da, siyasileri dikkate almadan da faiz artırabilir. Ama zaten şu anda acil bir faiz artırımı gerektirecek ortam da yok.

Veri sonrası nasıl bir dünya beklememiz gerektiği ile ilgili yazı tura atmadan önce bazı istatistiklerden bahsedelim.

Kaynak: Bloomberg

2009’dan bu yana Eylül ayı istihdam verileri ortalamada piyasaları hayal kırıklığına uğratmış. Elbette geçmiş performans geleceğin yansıması değildir, zaten haftalık işsizlik başvuruları, ISM hizmet endeksi gibi verilere bakıldığında istihdamın aslında iyi gittiği görülüyor. Bu nedenle bu yıl Eylül ayı istatistikleri geçmiş ortalamadan farklı (daha iyi) olabilir. Diyelim ki veri beklentilerden iyi geldi. O zaman piyasalarda bir risk azaltma süreci göreceğiz, TL de bundan olumsuz etkilenecek. Peki, istatistiğin büyülü dünyası bize bu konuda ne diyor? Yukarıda gördüğünüz Bloomberg kaynaklı çalışmaya göre son bir yılda tarımdışı istihdam beklentilerin üzerinde arttığında, veriyi takip eden ilk bir saat içinde USD/TL ortalamada %0.6 yükselmiş. Veri beklentilerden düşük geldiğinde ise USD/TL’deki düşüş %0.5 civarında imiş. Elbette bu verinin ne kadar sürpriz yaptığına da bağlı ama çıkan sonuç şu: TL kötü veriye, iyi veriden daha fazla tepki veriyor.

Veri sonrasında piyasada şartlar değişebilir, zaten değerlenmekte zorlanan TL’de bir miktar değer kaybı daha görebiliriz.

Piyasaya baktığımızda sadece TL’de değil, diğer gelişen ülke para birimlerinde de baskı görüyoruz ki, bu da yatırımcıların veri öncesi risk azaltmak istediklerini işaret ediyor. Öte yandan, Türkiye’nin kredi notunun indirildiği haftada dahi yabancı yatırımcıların yurtiçine para soktuklarını görmemiz de bir mesaj içeriyor: Fiyatlar yeterince ucuzladığında her malın bir alıcısı vardır!

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle…

Tufan Cömert

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48