Pusula’da Bugün:“Sadeleştirmenin Sonu”

2016’da TCMB cephesinde en çok tartıştığımız konulardan biri TCMB’nin sadeleştirme adımları idi. TCMB, borç alma-borç verme-haftalık repo ve bunların ağırlıklı ortalamasından oluşan fonlama maliyeti yerine tek bir orandan fonlamaya geçmek istediği belirtmişti. Yapılan faiz indirimlerinin de bu amaca hizmet etmesi bekleniyordu. 2017’ye ise bu kez ters yönde adımlarla başladık. Yukarıdaki yöntemlere ek olarak, yıllardır kullanılmayan “geç likidite penceresi” de artık hayatımızda. Sadeleştirme bitti, orası açık da, peki bu son adımlar ne derece amaca hizmet edecek?

“Sadeleştirme” tartışmalarını anımsıyor musunuz? 2016’da TCMB, yaklaşan FED fırtınası nedeniyle önlem almaya başlamış ve haftalık repo ile gecelik borç verme oranı arasındaki farkı kapatmaya başlamıştı.TCMB’nin amacı, yıllardır piyasaların anlamakta zorlandığı faiz koridoru sistemini makul faiz indirimleri ile herkes tarafından anlaşılır bir hale getirmekti. Ancak Ekim ayı ile birlikte değişen küresel koşullar, TCMB’yi yol değiştirmek zorunda bıraktı. 2017’nin ilk haftalarında ise TL üzerindeki baskının artması TCMB’yi yine bir yol ayırımına getirmiş durumda: Faiz artırmak ya da artırmamak…

TCMB geçen hafta arada bir yol izleyerek, önce diğer silahlarını devreye soktu. Cuma günü bunların etkinliğinin şüpheli olduğunu tartışmıştık. TCMB bununla yetinmeyerek Cuma günü bir adım daha attı. Hatırlarsak, TCMB kendi nezdindeki bankalararası repo piyasasındaki borç verme tavanını 22 mlr TL’den 11 mlr TL’ye indirmişti. Bunun sonucunda bankalar ağırlıklı olarak BIST’ten borçlanmak zorunda kalacaklar. Ancak her iki piyasada da tavan %8,50 ve borçlanmada sınır yok. Bu nedenle yapılanın piyasa açısından çok bir anlamı yoktu, TCMB’nin bir cepten alıp diğer cebe koyması gibiydi. İşte bu noktada TCMB Cuma günü oyunun kurallarını değiştirdi. TCMB, BIST üzerinden sağladığı fonlamaya da gerekirse sınır getireceğini açıkladı. Bu, Cuma günü Pusula’da yazdığım gibi “işi değiştirecek”.

Öncelikle Cuma günü itibarı ile TCMB fonlama yapısını hatırlayalım:

TCMB’nin açıklamasına göre, yukarıda gördüğünüz iki fonlama yönteminin de terkedilerek, bankaların geç likidite penceresine yönlendirilmeleri mümkün. Bu durumda fonlama maliyeti geç likidite penceresi oranı olan (GLP) %10’a dek yükselebilir. Bu hakikaten ciddi bir artış ama bir sorun var: Bu faiz seviyesinin kalıcı olması istenseydi, o zaman TCMB faiz artırırdı. Demek ki TCMB hala faizi resmi olarak artırmak istemiyor ve geçici önlemlerle TL’deki değer kaybını önleyebileceğini düşünüyor. Bu durumda yanıtlanması gereken iki soru var: TCMB 24 Ocak’taki toplantısında ne yapacak ve bu önlemler gerçekten TL’de işe yarayacak mı?

Bu sabah itibarı ile fonlamadaki durum şöyle:

Sondan başlayalım: TCMB’nin mesai bitimi sonrası yaptığı açıklamanın ardından TL’de sert bir değerlenme gördük. Bu açıdan bakınca daha ortada uygulama yokken dahi açıklama işe yaradı diyebiliriz. Ancak hatırlayalım, 2016 sonunda USD/TL 3,52 idi. Hala bu seviyelerin çok üzerindeyiz. Kontrolsüz değer kaybının durmuş olması olumlu, ancak bunun devam edip etmeyeceği aslında ilk soruya bağlı. Piyasa TL’nin daha yüksek bir faizi olması gerektiğini düşünüyor ve fiyatlıyor. Net olmayan bir faiz politikası bir süre sonra yine aynı hikâyeleri duymamıza yol açacak.

Yalnız, %10’luk geç likidite penceresinin (GLP) de bir sorunu var: Normal şartlar altında bir banka bu imkanı kullanmak zorunda kalmaz.Kalıyorsa finansal durumu o kadar kötüdür ki piyasadan borç bulamıyordur, son çare olarak bu orandan borç alıyordur. Şimdi tüm bankacılık sisteminin bu orana yönlendiriliyor olması, GLP’nin amacından sapması demek. Bu aynı zamanda TCMB’nin TL’deki sorunların faizi kalıcı olarak artırmadan da çözülebileceğine dair bir kanaati olduğunu da işaret ediyor. O zaman şunu iddia edebiliriz: 24 Ocak’a dek USD/TL kuru 3,80’i aşmaz, oynaklık da artmaz ise TCMB büyük olasılıkla faiz artırmayacak ya da 25/50 bps gibi ufak bir artırımla yetinecek. Siyasilerden gelen açıklamalar da bu varsayımı destekliyor. Bu arada, gözden kaçmasın: Oynaklık yanda gördüğünüz üzere hala çok yüksek seyrediyor (Kaynak: Reuters).

Fark etmişsinizdir, hep kısa vadeden bahsediyoruz. Halbuki içinde bulunduğumuz küresel ortam son iki aydır hızla değişiyor. Bu durumda bizim de geçici çözümler yerine uzun vadeli planlar yapıyor, bu değişime hazırlanıyor olmamız gerekli. Örneğin bu hafta ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump görevine başlayacak. Şu ana kadarki söylemine bakarsak, Trump’ın başkanlığı piyasalar açısından zor geçecek. Gerek faizler, gerekse de küresel ticaret Trump’tan oldukça etkilenecek. Üstelik şu anda dahi enflasyonda kıpırdanma varken, FED’in Trump’a nasıl tepki vereceği de hemen hemen belli. Avrupa deseniz, işler orada da karışık. İngiltere’nin AB’den ayrılma sürecinde oldukça istekli olduğu ve kendi ekonomisine hakim olmak için ipleri koparma noktasına gelmekten kaçınmayacağı bekleniyor. Bu hafta Salı günü İngiltere Başbakanı May’in yapacağı konuşma bu anlamda önemli. Avrupa demişken, kredi derecelendirme kuruluşu DBRS’in İtalya’nın notunu indirdiğini de belirteyim. Küresel piyasalar şu anda TL için hiç de destekleyici değil…

TCMB’nin TL’deki değer kaybına tepki veriyor olması olumlu, ancak bunun bazı bedelleri olacak. Öncelikle öyle ya da böyle genel faiz seviyesinde bir artıştan bahsediyoruz. Eğer piyasa bu adımların yeterli olmadığına kanaat getirirse, TCMB’nin 2014 Ocak ayında olduğu gibi faiz artırdığını görebiliriz. 24 Ocak yaklaşırken TL’nin seyri burada belirleyici. Ancak belli ki sadeleştirme politikasını artık uzun bir süre konuşmayacağız…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan CÖMERT

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48