PUSULA’da Bugün: Sorular Sorulmak İçindir

PUSULA’da Bugün: SORULAR SORULMAK İÇİNDİR

Sunucu — “Amerikalıların beşte biri dünya haritasında ABD’yi bulamıyorlar. Sizce neden?”

Caitlin Upton, 2007 Miss Teen USA yarışması finalisti— “Şahsen Amerikalıların bunu yapamamasını, bazı insanların haritalarının olmamasına bağlıyorum. Bence bizim eğitimimiz, Güney Afrika ve Irak ve bunun gibi her yerde ve inanıyorum ki bizim eğitim sistemimiz burada Amerikalılara, Güney Afrikalılara, Iraklılara ve Asya ülkelerine yardımcı olmalı. Böylece çocuklarımız için bir geleceği inşa edebiliriz”

 

Caitlin Upton’ın bu konuşmasıgüzellik yarışmalarında sorulan sorulara verilen gelmiş geçmiş en fantastik yanıtlardan biri. Youtube’daki izlenme sayısı 65 milyona yakın. Bazen sorulara saçma yanıtlar veririz, evet, ama ya sorular yanlışsa?

Mesela, normalin üzerinde kiloya sahip birisi üç gün boyunca yemek yemezse açlıktan ölmeye yakındır. Son derece zayıf bir insan ise biraz önce çok yediği için mide fesadı geçiriyor olabilir. Her ikisinin de doktorun karşısında olduğunu, doktorun da sadece fiziksel görünümlerine bakarak teşhis koyduğunu düşünün şimdi. Teşhisler yanlış olacağı için, tedavi de yanlış olacak. İşte bu yüzden sorular sorulmak için, bilgiler bir araya getirilmek içindir.

Maalesef son dönemde gerek yurtdışı, gerekse de yurtiçi piyasalarda bu yanlışı görüyoruz. Yatırımcılar piyasaların görünüşüne odaklanıp, temel gelişmeleri gözden kaçırıyorlar. Mesela sizinle düzenli olarak çeşitli notlarımızda paylaştığımız FED faiz artırım beklentileri tablosunu ele alalım. Bu aslında şu anda piyasanın neyi fiyatladığı, gerçekte burada bir analiz yok. Bu ve türevi göstergelere bakarak “Bu fiyatlar bana ne söylüyor”, “Diğer yatırımcılar şu anda ne yapıyorlar” sorularına yanıt bulmayı amaçlıyoruz. Ama bu bir nevi kendimizi rahatlatma yöntemi. İnsan psikolojisi gereği sürüden ayrılmayı aslında hiç sevmez, bakmayın. O yüzden de diğerlerinin yaptığı şeyleri yaparak kendimizi rahatlatırız.

İşe sormayı atladığımız sorularla başlayalım: Evet, risk iştahı önemli, kısa vadeli hareketler sürü psikolojisi yardımıyla oluyor da, bu algılamayı en başta yerleştiren etkenler neler? TL açısından temel sorunları aslında biliyoruz: Enflasyonu düşürmekte başarılı olamayan bir para politikası, dış borcumuza göre düşük döviz rezervleri, yüksek tasarruf açığını finanse etmek için yurtdışı risk iştahına bağımlı olan bir ekonomik yapımız var. Peki, bunlar son yıllarda çok değişti mi? Hayır. Tek değişen, küresel piyasalardaki risk iştahına bağlı olarak Türkiye’nin çektiği para miktarı. Bu yüzden yatırımcıların genel risk iştahını takip etmek tümüyle yanlış değil, ama bu risk iştahını neyin yönlendirdiğini sorgulamak daha anlamlı.

Kaynak: Bloomberg

İşte nihayet her seferinde konunun dönüp dolaşıp varacağı noktaya geldik: Küresel risk iştahını belirleyen belli başlı birkaç etken var ve bunların en başında da dünyanın en büyük ekonomisinin durumu yer alıyor. Bu da bizi yine FED konusuna getirecek. FED konusunda aslında durum pek karışık değil, ama gerek FED üyeleri, gerekse de açıklanan veriler sonrasında piyasalardaki dalgalanmalar doğal olarak temel soruların arka planda kalmasına yol açıyor.

Mesela dünkü ABD enflasyon verisini ele alalım. TÜFE, Nisan 2013’ten bu yana en yüksek aylık artışı kaydetti. Buna bakarsak FED’in faiz artırması konusunda elindeki koz güçlendi. Ama çekirdek enflasyonda artış yok. O zaman tek bir veriye bakıp ahkâm kesmek yerine, trende bakmamız lazım ki yanda gördüğünüz üzere orada da alarm verici bir tablo görmüyoruz. Yine de veri sonrasında bazı FED üyelerinin yaptıkları konuşmalarda 2016 içinde birden fazla faiz artışı gelebileceği yönünde görüş ilettiklerini gördük. Bunların sonucunda da dolarda değer kazancı eğilimi bu sabah gayet belirgin.

Şimdi gelin bir başka soru daha soralım: Varsayalım ki Apple’ın yönetim kurulu başkanı sizsiniz. Yönetim kurulunda FED’in faizi %0.50’den %0.75’e ne zaman artıracağı konusunda bir tartışma çıkar mı? Çıkarsa bu gündeminizde ne kadar yer alır? Kesin yanıtı bilmek mümkün değil ama ben olsam böyle bir tartışmayı oldukça kısa keser ve ürün geliştirme-rekabet analizi-satış performansı-üretim süreçleri gibi işime çok daha fazla katkı sağlayacak konulara odaklanırım. Nihayetinde FED de ekonomideki gidişata göre kararlar vermek zorunda. Merkez Bankalarının ekonominin gidişatını belirlemesi, rota çizmesi işin doğasına ters.

Kaynak: Bloomberg

 

FED’in hareketleri pariteleri etkileyeceğinden küresel şirketler için elbette önemli. Ancak FED Aralık ayında faiz artırdığından bu yana dolar değerlenmedi, tersine değer yitirdi. Çünkü aynı dönemde ECB ve BOJ eksi faiz uygulamasına ve parasal genişlemeye hız verdiler. Ayrıca, FED’in bilançosunda park edilmiş olarak duran $2.28 trn atıl rezerv olduğu düşünülürse (yandaki grafik), FED’in yaptığı faiz artırımının neden ekonomide mühim bir etki yaratmadığı da ortaya çıkar. Bu rezervler azalmadıkça yapılan faiz artırımları para politikasında anlamlı bir sıkılaştırma anlamına gelmeyecek. Son 3 aydaki veriler de bunu ispatlıyor: M2 para arzı artışı %6.6, sanayi şirketlerine verilen kredilerdeki artış da %19.3. Özetle, Aralık ayında FED faiz artırdı ama bir sıkılaştırmadan bahsetmek anlamsız.

O zaman FED’in faizi Eylül’de mi, Aralıkta mı artıracağı sorusu da orta vade için çok anlamlı değil. Zaten 25 baz puanlık bir artış şirketlerin kararlarını da, iş yapma şekillerini de etkilemeyecek. Ama işte biz yine piyasa gürültüsü arasında FED onu mu dedi, bunu mu vurguladı diye gene bakmak zorunda kalacağız. Nihayetinde FED’in kararları USD’yi ve ister istemez TL’yi de bağlıyor. Ama Türkiye ekonomisinin geleceğini FED’e endekslemek hiç doğru değil. Piyasa dalgalanmalarına bakarken asıl soruları gözden kaçırmayalım.

Tufan CÖMERT

Research Director

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Normal Şartlar Altında"

 12.10.2017 10:16

1 atm basınç, 0 santigrat derecelik ortam koşullarını temsil eden “normal şartlar altında” kavramı iktisat açısından pek bir şey ifade etmez. Zira iktisat bir çok parçası birbirinden farklı hareket eden bir sisteme makul açıklamalar getirip, bunlarla ilgili tahmin üretme işidir. İktisatçılar aynı veriye bakıp farklı sonuçlar çıkarabilirler ve bu yüzden tahminler arasında dağlar kadar fark olabilir. Üstelik her şey öngördüğünüz gibi gitse bile bir haberle dünya değişir, gene tahmininiz tutmaz. Bazen de destek hiç beklemediğiniz yerden gelir…