Pusula’da Bugün: "Ayarsız"

Diğer insanları pek bir şey yapmadan para kazanırken görmek gücünüze gider, değil mi? Hele o esnada siz para kaybediyorsanız bu daha da kötüdür. Son 3 aydır dünyada harika bir iyimserlik ortamı varken, dolar değer yitiriyorken, sizin ülkeniz bunlardan hiçbir şekilde faydalanamamışsa sinirlenmekte haklısınız. Aklınızdan “trene binmek” ve kolayca para kazanmak geçiyor. Çok güzel.. Peki, hesap kitap yaptınız mı? Mali konularda ayarsız olmak kendinize yapacağınız en büyük kötülüklerden biridir, inanamıyorsanız insanlığın yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından Isaac Newton’a sorun!

 

Newton tartışmasız yeryüzünden yaşamış en zeki insanlardan biridir. Ama zeki bir fizikçi olması Newton’ı iyi bir yatırımcı yapmadı ve kendisi bunu zor yoldan öğrendi. 1700’lü yılların başında İngiltere’de denizaşırı ticaret ekonominin temeliyken, South Sea Company isimli şirkete Güney Amerika kolonileriyle ticaret için, savaş borçları karşılığında tekel hakkı tanınmıştı. Haliyle şirketin hisseleri halka arz edilir edilmez kapışılır ve hızla prim yapmaya başlar. Newton da yanda gördüğünüz üzere hissenin cazibesine kapılır. Ufak bir miktarla yaptığı alımdan £7000 gibi kar eden Newton mutlu olur, sonuçta oturduğu yerden para kazanmıştır. Fakat Newton sattıktan sonra hisse fiyatı aynı hızla yükselmeye devam eder, Newton bir şeyleri kaçırdığını düşünerek bu kez daha yüklü bir miktar alır. Newton’ın o zaman bilmediği şey şirketin aslında düşünülenden çok daha az kar ettiği ve satılan hisselerin şirketin değerinden fazla olduğudur! Şirket sahipleri ellerindeki hisseleri satmaya başlayınca gerçek ortaya çıkar, balon patlar. Newton toplamda £20.000 kaybeder, yaşamı boyunca onun önünde “South Sea” lafının edilmesini yasaklar.

“Hareketin 3 temel yasası”nın yaratıcısı Newton neden para kaybetti sizce? Akıllı olmadığı için değil, bunu biliyoruz. Duygularına kapıldığı, kalabalık ile birlikte düşüncesizce hareket ettiği için, hatta “ayarsız risk aldığı için” diyelim mi? Yatırım işi disiplin ve kararlılık ister. Fiyatlar sürekli yükselirken bunlar boş kavramlar gibi görünebilir (bkz bitcoin fiyatı), ancak tarih gösteriyor ki herkes eninde sonunda risk yönetimine ihtiyaç duyar. “Herkes para kazanıyor, bir ben yaya kaldım” düşüncesi bu nedenle tehlikelidir. “Bundan 5 yıl önce Bitcoin’e $1 yatırsaydım şimdi elimde $86.225 olacaktı” diye düşünmenizin kimseye bir faydası yok. Eğer sırf bu yüzden gidip bitcoin alma niyetindeyseniz, daha önceki örnekleri (dot.com çılgınlığı, Hollanda Lale balonu) ve Isaac Newton’ı hatırlamanızda fayda var.

Son iki gündür TL’deki toparlanmayı fırsat bilip hala spekülatif sebeplerle TL’den dövize geçmeyi düşünüyorsanız, bu örnekler sizin için de geçerli. Piyasalar zaman zaman çok karmaşık olabilirler, ancak yatırımcılar, hatta insan olmayan yatırımcılar (algolar) aslında sürekli aynı şeyleri yaparlar: Çalışan bir şey bul, para kaybedene kadar onu yapmaya devam et! Sene başından bu yana TL, USD karşısında %11, EUR karşısında %26, GBP karşısından %22 değer yitirdiyse, yapmanız gereken döviz almak ve beklemektir değil mi? TL’nin çok ucuz olduğu kimin umurunda? Şu ana dek döviz alıp bekleyen herkes para kazandıysa, siz de döviz alarak bu süper stratejiye artık ortak oldunuz demektir. Hayırlı olsun. Arada sizi uyarmaya çalışanlar olacaktır, ama onlara kulak asmayın siz, eninde sonunda kazanacaksınız. Peki ya trene son binenlerden biri sizseniz? Ya Isaac Newton gibi siz de “gaza geldiyseniz”?

TL’nin Eylül ayı başından bu yana diğer gelişen ülke kurlarından ciddi şekilde ayrıştığını biliyoruz. Bunu ekonomik sebeplerden ziyade Türkiye siyasi risk primindeki artışa bağlamamız gerekir. Yanda yer alan Bloomberg “carry” endeksine göre sene başından bu yana dolar borçlanıp gelişen ülke para birimleri sepetine yatırım yapan bir yatırımcı %11 kazanmış. Aynı şekilde sene başında dolar borçlanıp TL’ye yatırım yapan bir yatırımcı ise %1 kaybetmiş. Bu noktada sene başından bu yana TL’nin USD karşısındaki değer kaybının yüksek faiz tarafından telafi edildiği net. Normal şartlarda Türkiye’nin sunduğu faiz, sermaye akımlarına yol açmalı ve TL de değerlenmeliydi. Ülkemizin dengelerini, siyasi ortamını bilmeyen bir yatırımcı sırf buna bakarak dahi TL aleyhine olan havayı anlayabilir.

Üstelik TL ucuz… Hatta nereden bakarsanız bakın çok ucuz. Gelişen ülkeler açısından dünyanın değişmeye başladığı tarih olan Mayıs 2013’ten itibaren bakarsak TL’nin USD karşısındaki kaybı %55, EUR karşısındaki kaybı %50. Tüm gelişen ülkeler arasında bu performansla sondan ikinci sıradayız (bizden kötü olan yegane ülke Arjantin, onun durumu da malumunuz). Reel efektif kur bazında TL 2003’ten beri en düşük seviyesinde. Evet, bir mal ucuzsa bir sebebi vardır, ancak geldiğimiz noktada bu ucuzluğun abartıldığını söyleyebiliriz.

Peki, TL’nin ederi nedir? Bu sorunun kolay ya da doğruluğu konusunda iddialı olabileceğimiz bir yanıtı yok, zira bir malın fiyatı alıcının verdiği kadardır. Alıcıların güçlü olduğu bir piyasadaysanız, malınız ucuza gidecektir. Buradan hareketle basit bir hesap yapalım. TL, yukarıdaki carry endeksine göre son bir yılda %12 daha kötü performans gösterdiğine göre, bu ıskontoyu geri verirsek olmamız gereken seviye 3,45-3,50 aralığı. Tabi başlangıç tarihini değiştirirseniz hesap da değişir. Mesela son 1 yıl yerine son 5 yılı alırsak ıskontomuz %21, bu durumda USD/TL 3,00-3,10 aralığında olmalı.

Yine de dolar almak istiyorsanız bu durumda TL’nin faizinden de yararlanamayacağınızı hesaba katmanız lazım, üstelik TCMB’nin 14 Aralık’ta 200 baz puan civarında faiz artışı yapması fiyatlanırken. Bu faiz artışı hariç baktığımızda bugün 3,9350’den dolar alan bir yatırımcı açısından başabaş seviyeleri yanda görüyorsunuz. Örneğin 29 Haziran 2018’de USD/TL kuru 4,10 ise TL’de kalsaydınız faizden kazanacağınızdan daha az kazanmışsınız demek. Yani TL yerine döviz taşıyarak getirinizden feragat ettiniz. Kur bu tarihte (ya da daha önce) 4,20 üzerine çıkarsa ancak o zaman mevduattan fazla getiriniz olacak.

Bu durumda bir karar vermeniz lazım. Ya haber akışının Türkiye’ye dair risk algısını daha da kötüleştirip TCMB pes edene dek TL’de değer kaybı görüleceğine oynayacaksınız, ya da bu risk algısının zamanla sönümleneceğine ve TL’nin yukarıdaki seviyeleri görmeyeceğine yatırım yapacaksınız. Rakamlar aklınıza yatmamış olabilir, zaten son 5 yılda döviz tutan kazandı diyeceksiniz. Doğru, geldiğimiz noktada haber akışı da sizi haklı çıkarmaya devam edebilir. Ama en azından artık “risk yönetimi” yapmanızda, fevri davranmamanızda fayda var. Karar sizin…

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Ayarsız"

 01.12.2017 10:57

Diğer insanları pek bir şey yapmadan para kazanırken görmek gücünüze gider, değil mi? Hele o esnada siz para kaybediyorsanız bu daha da kötüdür. Son 3 aydır dünyada harika bir iyimserlik ortamı varken, dolar değer yitiriyorken, sizin ülkeniz bunlardan hiçbir şekilde faydalanamamışsa sinirlenmekte haklısınız. Aklınızdan “trene binmek” ve kolayca para kazanmak geçiyor. Çok güzel.. Peki, hesap kitap yaptınız mı? Mali konularda ayarsız olmak kendinize yapacağınız en büyük kötülüklerden biridir, inanamıyorsanız insanlığın yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından Isaac Newton’a sorun!

 

Pusula’da Bugün: "Kaçan Fırsat”

 24.11.2017 09:55

Piyasalarımızda son 3 aydır yaşadığımız gerilimin ardından, nihayet bir soluklanma görüyoruz. Bunun önemli bir kısmı küresel piyasalar kaynaklı. MSCI GOÜ hisse endeksi son bir hafta içinde %3’e yakın primlendi, dolar endeksi Kasım ayının ikinci haftasından sonra gerilemeye başladı. Biz ise bu iyimserlikten faydalanamadık. Peki, ne değişirse yine iyimser olmalıyız?

Pusula’da Bugün: "Zincirleme Tepki”

 20.11.2017 10:47

Geçtiğimiz hafta  Japonya’da bize son derece tuhaf gelen bir olay oldu: Yetkililer, bir tren istasyondan 20 saniye erken kalktı diye özür diledi. Bizim gibi dakikliğin pek önem arz etmediği coğrafyalar için magazin haberinin ötesine geçmeyen, dost sohbetlerinde “ya bu Japonlar da ne ilginç insanlar” diyerek eğlendiğimiz bu olay üzerinde pek durulmadı. Zaten 20 saniye nedir ki insan hayatında, değil mi? Peki, ya bu 20 saniyenin önemi bizim düşündüğümüzden fazlaysa? Ufak, önemsiz görünen şeyler ya tahminimizden çok daha önemli şeyleri barındırıyorsa?