Pusula’da Bugün: "Siz Hepiniz, Ben Tek"

Çocukluğunu 70’li, 80’li yıllarda yaşayanlara (90’lı yıllar da belki kurtarır) başlık tuhaf gelmemiştir. Özgürce sokaklarda oynayabildiğimiz bu yıllarda, yukarıdaki cümleyi duymuşuzdur, hatta bizzat bizler de telaffuz etmişizdir belki. Bu müthiş bir kendine güven cümlesidir, karşınızdakini daha o anda yenmeye başlarsınız. Bugün bu cümleyle başlamamın nedeni ise maalesef bunun tam tersi bir şey ile karşı karşıya olmamız: Gelişen ülkeler arasında TL, hala yılbaşından bu yana dolar karşısında değer yitiren, neredeyse yegane para birimi. Bir nevi onların hepsi, biz tek…

Mahalle kültürünü halen yaşayan sanırım artık pek nadirdir, bunun yerini, şanslı olanlar için, site kültürü aldı. 2000'li yıllarda tamamen erimeye başlayan bu kültür kendi içinde pek çok şey barındırıyordu, ancak o günlerden bu yana hala unutamadığın ne var derseniz hiç düşünmem: Boş, çukurlarla dolu bir arsada yaptığımız mahalle maçları. O arsa gözümüzde bir İnönü, bir Ali Sami Yen olurdu. Maçtan önce takım seçerken adamlar arasında dengesizlik mi var, hiç sorun değil, bir takım bir kişi fazla olabilirdi, olmadı iki kişi fazla olsundu. O da yetmezse işte o zaman o müthiş cümle gelirdi: Siz hepiniz, ben tek!

Yıllar sonra bu kendine güveni, mesleğe girdiğimde başka bir şekilde gördüm: “Choice”. Tahvil piyasasına ait bu söz, bir tahvil trader’ının “siz hepiniz, ben tek” haykırışıdır. Olay şöyle gelişir: Size bir tahvil ile ilgili kotasyon (alış satış fiyatı) sorulur. Normal şartlarda, normal bir trader buna 99,500-100,000 gibi bir şey yazar, yani “99,500 fiyat ile alırım, 100,000 fiyat ile satarım”. Bizim traderımız ise bu isteği şöyle yanıtlar: ”99,750 choice”. Yani “99,750’den ister al, ister sat, uğraştırma beni, ben nasılsa her durumda bundan para kazanırım”. Genelde karşı tarafta uyanan his şu olur: “Bir dakika, bir şeyi kaçırıyorum galiba”. Tahvil piyasasında son yıllarda azalan işlem hacmi, değişen risk ölçütleri ve traderların risk alma konusundaki evrimi sonrasında uzun süredir böyle bir şeyi görmedim, duymadım. “Siz hepiniz, ben tek” kavramı bu anlamda belki de öldü.

Bu güzel örneklerden bugüne geldiğimizde, ölen kavramın bir anlamda dirilişine tanık oluyoruz. Yalnız Stephen King’in Hayvan Mezarlığı kitabını okuyanlar, filmini izleyenler bilir, her diriliş aynı değildir! Bugünlerde TL’nin durumuna her baktığımda ilk aklıma gelen de bu cümle oluyor. Yanda gördüğünüz üzere (kaynak: Bloomberg), bu sabah itibarı ile USD karşısında yılbaşından bu yana değer yitiren sadece 3 adet para birimi var. Filipin Pesosu ve Hong Kong Dolarının kayıpları oldukça ufak, tamamen günlük hareketlerle açıklanabilecek şeyler. Bunları görmezden gelirsek, tablo net: Herkes dolar karşısında değer kazanmış, TL hala ekside. “Onların hepsi, biz tek” değil midir bu da?

Peki, neden TL diğer ülke para birimlerinden ayrışıyor? Aslına bakarsanız bunun bir çok nedeni var. Yurtiçinde referandum öncesinde yatırımcıların TL varlıklara yatırım yapma konusundaki isteksizlikleri, sınırlarımızdaki ve bölgemizdeki askeri hareketlilik, TCMB’nin faiz politikasında sadeleşme yerine daha da karmaşıklığa gitmesi ilk akla gelenler. Tüm bunların ötesinde TL açısından ana sorun belli aslında: Yatırımcılara yeni bir hikaye sunmakta zorlanıyoruz. Daha önce bir çok hikayemiz oldu: Dinamik bir ekonomi, yüksek oranlı büyüme, genç nüfus, siyasi istikrar, kredi notu artışı beklentisi, düşük penetrasyon oranı… (Bakın bu en sevdiğim göstergelerden biridir, her konuya uyar, lastik gibidir. Mesela konu dondurmaysa kişi başına tüketilen dondurma, krediyse hane halkı borçluluk oranı, terlikse balkonda atıl duran terlik sayısı… Adını siz koyun…). Bugün ise yukarıdaki hikayeler o kadar da satın alınmıyor. Şurası açık ki bizim yeni bir hikayeye ihtiyacımız var. Bu hikaye faiz politikası ile değil yapısal reformlara ağırlık verilerek ince ince işlenmeli. Bu konuda şu anda beklemedeyiz. Referandum öncesinde hükümet kanadından gelen açıklamalarda, oylamanın ardından bu konuların gündeme geleceği belirtilmişti. Bu konuda atılacak adımlar piyasalarımıza da, TL’ye de olumlu yansıyacaktır.

Peki, bu yapısal reformlar olmazsa batacak mıyız? Tabi ki hayır, abartmayın. Yine küresel risk iştahına bağlı olarak fon akımlarıyla hareket etmeye devam edeceğiz. Mesela bu sabah TL’de gördüğümüz değerlenme, diğer gelişen ülke para birimleriyle uyumlu. Yapısal reformlar zaman içinde bizi uçurmayacak, ama en azından yanda gördüğünüz oynaklığı (1 aylık opsiyon oynaklığı, kaynak: Reuters) azaltacaktır. TL’nin her şeyden bağımsız, sürekli istikrarlı kalması mümkün değil. Bunun mümkün olması için serbest kur rejiminden vazgeçmemiz lazım, ki bu da ekonomik rejimin külliyen değişmesi demek. Bunu tartışmıyoruz bile.


Siyasi kanat yeniden ekonomiye odaklanana dek kısa vadeli çözümlerle TL kontrol altında tutmaya devam edilecek. Kısa vadeli çözüm belli: TCMB para politikası. Halen TCMB piyasalara %11,5 civarında bir maliyetle likidite sağlamaya devam ediyor, ki bu yılbaşından bu yana fonlama maliyetinde 320 baz puan artış demek. Ancak TCMB’nin mevcut faiz sisteminde tavan %11,75, yani TCMB bundan daha ciddi bir sıkılaştırmaya ihtiyaç duyarsa gidecek yeri çok sınırlı artık. Bu yüzden haftaya yapılacak toplantıda TCMB’nin tedbir amaçlı ufak bir artış yapması şaşırtıcı olmayacak. Bu artış, olursa tabi, hayatımızı pek değiştirmeyecek, onu da not edelim. Yani sırf bu yüzden TL değerlenmeyecek. Faizin artması bir sorun yüzünden oluyor: Enflasyon. En azından enflasyon beklentileri artmayı bırakıp yeniden düşüşe geçene dek, para politikasından TL’ye gelecek destek sınırlı olacak.
“Yiğidi öldür hakkını yeme” demişler, TCMB de elinden geleni yapmaya çalışıyor ama, para politikası ile bir yere kadar. Bakacak, düşünecek o kadar çok şey var ki… Onların hepsi, biz tek…

Birim Müdürü — Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "İnat"

 23.06.2017 12:14

2017 başında piyasalarda hakim olan tema “enflasyon küresel ölçekte yükselecek, faizler artacak, gelişen ülkeler için rahat borçlanma dönemi bitecek” idi. Yılın yarısını bitirmeye yakın olduğumuz şu günlerde yukarıdaki beklentiyi artık dillendiren yok. Tersine artık piyasalarda hakim olan söylem “enflasyon her şeye rağmen düşük kalacak”. Bugün bir iyimserlik varsa sebebi bu… Piyasalarda akıntı sık sık yön değiştirir, inatlaşmamak gerekir.

Pusula’da Bugün: "Petrol-Piyasa İlişkisi"

 21.06.2017 11:10

Piyasalarda her şey gayet güzel giderken dün petrol fiyatındaki düşüşün hızlanması işleri bozdu. Petrol üreten ülkelerde de, petrol ithalatına bağımlı olan ülkelerde de eş zamanlı satışlar gördük. Dolar güçlendi, ABD tahvil faizleri de artan taleple gerilediler. Petrol fiyatının düşmesinin bazı nedenleri var elbette (OPEC üretim kısıntısının etkinliği konusundaki kaygılar, ABD’de kaya petrolü üretimi sonrasında artan petrol stokları gibi), ama bunların üzerinde durmayacağız. Bizi ilgilendiren bu eğilimin devamının piyasalarda ne gibi etkilere yol açacağı…

Pusula’da Bugün: "Paranın Rengi"

 20.06.2017 10:34

Eddie Felson: “Kokuyu alıyor musun?”

Vincent Lauria: “Ne kokusu? Duman mı?”

Carmen: “Hayır, paradan bahsediyor”

(Paranın Rengi, 1986)