Pusula’da Bugün: "Uzlaşmalı Vadeli Döviz İşlemleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey”

Dün TCMB Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci, Merkez Bankası’nın yakın bir zamanda uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine-non-deliverable forward (NDF) contracts- başlamayı planladığını açıkladı. Piyasalarda kısaca NDF olarak geçen bu işlemler ile şirketlerin döviz riskinin yönetilmesi amaçlanıyor. Bugün bu konuya derinlemesine bakıp NDF’ten ne beklememiz, ne beklemememiz gerektiğini tartışacağız.

NDF genellikle likiditenin çok düşük, fiyatlamaların sorunlu olduğu piyasalarda kullanılan bir yöntem. Özellikle sıkı kontrollerin uygulandığı para rejimlerinde (Çin gibi) fiziki teslim mümkün olmadığında da NDF devreye giriyor. Konvertible olmayan, alım satımın kanunen sınırlandığı para birimleri için NDF kur riskini yönetmek için en makul yöntemlerden biri.

Türkiye’de döviz piyasasında bu tarz sorunlar olmadığı çok açık. Bu nedenle TCMB’nin bu uygulamasını döviz piyasasını baştan sona değiştirecek bir uygulama değil de mevcut döviz ve likidite yöntemine bir ek olarak görmemiz ve çok da fazla anlam yüklemememiz gerekir. Hele “NDF devreye giriyor, demek ki TCMB faiz artırmayacak” demek hiç doğru değil. Aşağıda göreceğiniz üzere, bu bir politika aracı değil, piyasadaki döviz talebine bir düzen getirme yöntemi.

Bir çok ayrıntı henüz bilinmiyor olsa da teorik olarak sistem şöyle çalışacak:

·         TCMB belli bir vade ve belli bir rakam için ihale düzenleyecek. Bu ihale ile TCMB belirlenen tarihte, ihalede oluşacak fiyattan döviz satmayı taahhüt edecek. Örnek: 29 Haziran 2018 için $500 milyon.

·         İhaleye katılacak bankalar almak istedikleri rakam için kur teklifinde bulunacaklar. Örnek: 4,10 ile $10 milyon

·         Bankalar bu sözleşmeleri (muhtemelen ufak bir kar ile) şirketlere sunacaklar.

·         Vadesi geldiği zaman klasik vadeli işlemden farklı olarak döviz el değiştirmeyecek. İhalede kabul edilen döviz kuru ile o gün piyasada geçerli olan döviz kuru arasındaki fark TL olarak el değiştirecek. Örnek: 29 Haziran 2018’de piyasadaki $/TL kuru 4,15 ise, aradaki fark olan 500.000 TL’yi TCMB ödeyecek.

Bu yöntemin faydaları:

·         Ağustos sonu itibarı ile $212 mlr gibi oldukça yüklü bir döviz açık pozisyonu bulunan özel sektörün, kur riskini daha likit bir piyasada, daha iyi fiyatlarla yönetmeleri mümkün olacak

·         TCMB doğrudan döviz satışı yapmayacağı, sadece aradaki farkı TL olarak ödemeyi taahhüt edeceği için rezervlerinde düşüş olmayacak.

Uygulama TL’yi nasıl etkileyecek:

·         Daha önce defalarca tartıştığımız üzere TL’nin değer kaybının sebebi ne faiz, ne de piyasadaki döviz likiditesinin yetersizliği. Ana etkenler, doların küresel değer kazancı ve bunun üzerine TL’ye atfedilen risk primindeki artış. NDF bu anlamda TL’ye değer kazandıracak bir enstrüman değil.

·         Şirketler açısından önlerini görmek daha kolay olacak, bu yüzden ileride oluşacak ihtiyaçlar nedeniyle kur düşünce bol miktarda döviz stoklamaya olan ihtiyaç azalacak (en azından teoride). Spot döviz piyasasındaki kurumsal talebin yarattığı alım baskısı hafifleyecek. Bu TL’yi değerlendirmese bile, oynaklığını azaltacak.

·         Ancak hala özel sektörün ya da yabancı yatırımcının döviz talebini engelleyen ya da TL’nin cazibesini artıran bir uygulamadan bahsedemiyoruz.

Uygulama ile ilgili belirsizlikler ve olası adımlar:

·         TCMB’nin uygulamasında, bankaların sundukları forward oranlara göre daha rekabetçi fiyatlar çıkmalı. Ancak bu, daha önce swap uygulamasında gördüğümüz gibi, arbitraja yol açabilir. Bu açıdan uygulama ile ilgili bazı düzenlemeler gerekebilir.

·         Genel olarak kur riskinden korunma (hedging) konusuna yıllardır mesafeli olan özel sektörün NDF’e ne kadar ilgi göstereceği belirsiz. Bu nedenle kurumların, forward ve opsiyonlar konusunda teşvik edilmesi ya da aynı bankalarda olduğu gibi buna zorunlu tutulması dahi söz konusu olabilir. TCMB’nin ve otoritelerin yakın zamanda bu konuda açıklamalar yaptıklarını görebiliriz.

·         Şirketler şu anda da bankalarla forward işlemler yapıyorlar, bu açıdan NDF’in tek farkı, olası kur farkının TCMB tarafından üstlenilecek olması. Ancak vadedeki kur uzlaşma fiyatından küçükse (yukarıdaki örnekte şirket 4,10 ile USD almış, ancak vadede kur 3,90 ise) bu kez şirket aradaki farkı TCMB’ye ödeyecek. Bu anlamda NDF uygulaması piyasada oynaklık ve belirsizlik çok yüksekken talep görebilir, ancak görece daha sakin bir ortamda NDF’e olan talep tatminkar olmayabilir.

·         NDF’e ek olarak TCMB’nin bir sonraki adımı opsiyon sözleşmeleri sunmak olabilir. Opsiyonların NDF’e göre daha cazip olacağını düşünüyoruz.

·         Aşağıda BIS tarafından hazırlanmış ve merkez bankalarının döviz piyasalarına müdahale yöntemlerini içeren özet tabloyu görebilirsiniz.

 

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Küçük Hayaller”

 16.11.2017 11:00

Hepimiz hayal kurarız. Milyonların sevgilisi bir oyuncu, müzisyen olmayı isteriz. Ya da çok başarılı ve zengin bir işadamı olmak, bir bilim insanı olarak adımızı tarihe yazdırmayı hayal ederiz... Bazılarımızın hayalleri bu kadar büyük değildir. Yine de önemli olan bu hayalin peşinde koşmaktır. Mesela, Gregory  Packer gibi medyada kendine yer bulmayı yaşamınızın amacı haline girebilirsiniz. Ya da TL’nin değerleneceği günlerin hayaliyle yaşayabilirsiniz…

Pusula’da Bugün: "Uzlaşmalı Vadeli Döviz İşlemleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey”

 14.11.2017 09:29

Dün TCMB Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci, Merkez Bankası’nın yakın bir zamanda uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine-non-deliverable forward (NDF) contracts- başlamayı planladığını açıkladı. Piyasalarda kısaca NDF olarak geçen bu işlemler ile şirketlerin döviz riskinin yönetilmesi amaçlanıyor. Bugün bu konuya derinlemesine bakıp NDF’ten ne beklememiz, ne beklemememiz gerektiğini tartışacağız.

Pusula’da Bugün: "Benim Balonlarım Vardı”

 13.11.2017 11:55

Küresel borsalarda neredeyse bir yıldır süren ralli için “son yılların en sevilmeyen rallisi” diyenleri duymuşsunuzdur. Bunu diyenlerin bir çoğu aynı zamanda “piyasalarda çok büyük bir balon” oluştuğunu da iddia ediyorlar. Endekslerin geldiği seviyeler, tahvil faizlerinin bir türlü yükselememesi, hatta bitcoin çılgınlığı bu kaygıları besliyor. Bunlara balon diyenlere göre çok büyük bir çöküş bizi bekliyor. Acaba kötümserler haklı olabilirler mi?