Pusula’da Bugün: "Mayıs ve Biz"

“Mayıs’ta sat ve git”, yılın bu zamanları, eğer daha büyük bir derdimiz yoksa, piyasaları en çok meşgul eden konudur. Geçtiğimiz 10 yılda BIST100’ün Mayıs ayı performansına baktığımızda sadece 3 yılın artıda kapandığını, bu 10 yılın Mayıs ayı ortalamasının ise %2 kayıp olduğunu görüyoruz. İstatistiklere göre ise son 10 yılda ABD’de Mayıs ayında böyle uğursuz bir performans yok: Mayıs ayında S&P 500 sadece 3 kez ekside kapanmış, Dow Jones ise 4 kez... Ortalama Mayıs ayı performansları da sırasıyla +%0,06 ve -%0,53 (kaynak Bloomberg). Son 10 yıl deyince tabi istatistiklerin sorunlu olabileceğini de kabul etmek gerek, zira bu dönemde finansal tarihin gördüğü en yüklü parasal genişleme operasyonundan bahsediyoruz. Borsaların iyimser olmaması tuhaf olurdu zaten! Tabi 1960’lardan bu yana baktığımızda, ortalamada ABD borsalarının yaz aylarında oldukça vasat bir performans sergilediğini de unutmayalım.

Bu yılın da makro teması aslında geçmiş yıllardan çok farklı değil: Küresel piyasalardaki destekleyici ortam korunuyor. Küresel ekonomide eş zamanlı büyüme eğilimi sürüyor, ayrıca yatırımcılar sene başında satın alınan risklerin o kadar da riskli olmadığına kanaat getirdiler. Böyle olunca, hala fonlarda ve şirketlerde atıl duran nakdin piyasalarda alım fırsatı kolladığını düşünmek yanlış olmaz. Bu durumda her düşüşün alım fırsatı yaratacağını da söyleyebiliriz. Bu paranın bize gelip gelmeyeceği ayrı bir konu, ancak en azından kısa vadede küresel piyasalarda, ekonomik sebeplerden bir satış dalgası beklemek için pek bir neden yok. Hemen aklınıza Fed faiz artış hikayesi gelmiş olabilir, ama çok mühim bir konu değil bu şu anda. Haziran ayında Fed faiz artırımı piyasada zaten %94 oranında fiyatlanıyor, yani buradan gelecek ek bir risk fiyatlaması söz konusu değil. Fed kaynaklı risk, Eylül ve Aralık’ta iki faiz artırımı daha yapılacağı beklentisi oluşursa artar, ancak bu da son gelen ABD verileri ışığında düşük bir olasılık.

Bu durumda Mayıs’ta satmasak da gönül rahatlığıyla yaz tatiline gitsek ne olur? Türkiye’yi ayrıca konuşacağız ama önce küresel ortam ile ilgili bir durumu daha paylaşayım. Yandaki grafikte (Kaynak: Reuters) volatilite endeksini görüyorsunuz (VIX). Piyasanın “korku endeksi” diye fazla abartılı bir isim taktığı bu endeks, bize şu anda oynaklığın neredeyse 2008’den bu yana en düşük düzeyde olduğunu, yani piyasanın yakın zamanda kaygılandığı bir unsur olmadığını işaret ediyor. Oynaklığın düşük olması yatırımcıların alım iştahının da yüksek olduğunun bir göstergesi.

Peki, yakın zamanda her şey çok güzel mi olacak derseniz, kuşkusuz her zaman olduğu gibi riskler mevcut. VIX’in bu denli düşük seyretmesi bizi mutlu, pespembe günler beklediğinin değil de yatırımcıların fazla rahat olduklarının bir işareti. Şimdilik hem ABD’de hem Türkiye’de açıklanan şirket karları yatırımcıları ziyadesiyle memnun eder, merkez bankaları gevşek para politikalarına devam ederken kaygılanacak pek bir şey yok gibi görünüyor. Ama unutmayın ki piyasalardaki büyük dönüşler kimsenin beklemediği anlarda olur. 2012 Euro krizi, 2013 Bernanke konuşması, 2015 Çin’in Yuan rejiminde yaptığı değişiklikler piyasaları hep bu sakin dönemlerde yakaladı. 2017 yaz aylarında da pekala yatırımcıları terste bırakacak olaylar olabilir. Üstelik ekonomik olaylar bir yana, hala olası bir Kuzey Kore-ABD çatışması gibi korkunç sonuçları olabilecek bir riskten bahsediyoruz. O zaman mantıklı olan bu düşük oynaklık ortamının böyle aylarca devam edeceğini varsaymak değil, olası risklere karşı kendimizi hedge etmek ve tatile böyle gitmek… Neticede tatil şart…

Türkiye özelinde yatırımcıların o kadar da rahat olmaları belki zor. Dünyanın geri kalanından daha ağır, daha yoğun bir gündem yaz aylarında bizi bekliyor olacak. Son dönemde özellikle jeopolitik konular nedeniyle ABD ile gerilen ilişkilerimizin seyri, bu hafta yapılacak Sn. Erdoğan-Trump görüşmesi sonrası netleşebilir. Düzelen ilişkiler de Türkiye lehine bir algı yaratıp piyasalarımızı yaz boyunca destekleyebilir. Bu nedenle bu haftaki görüşmenin sonuçlarının yaz aylarına doğrudan etki edeceğini varsaymak hiç yanlış olmaz. Ayrıca, yanda yer alan MSCI Türkiye/MSCI G.O.P 12 Ay İleriye Dönük F/K grafiğinde de gördüğünüz üzere hala benzer ülkelere göre oldukça ucuz bir seviyede bulunan BIST için heyecanın bittiğini söylemek de mümkün değil (kaynak: Glokal Teknik Analiz). Faizlerin çift hanede kalmaya devam etmesi, yerli yatırımcıların bitmeyen döviz iştahları, hükümetin büyümeyi desteklemek için atmayı planladığı yeni adımların tartışmaları derken yaz ayları bizde daha sıcak geçecek, orası şimdiden belli. Ama yine de bu yıl Mayıs’ta sat ve git demek en azından Türkiye için bayağı bir riskli…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Son Duyurular

17.10.2017, 18:23

Türk Prysmian Kablo ve Sistemleri A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 13.07.2017 tarihli kararı uyarınca; Şirketin 170.000.000,00 (yüzyetmişmilyon) Türk Lirası olarak belirlenen kayıtlı sermaye tavanı içerisinde kalacak şekilde, Şirketin 112.233.652,00 (yüzonikimilyonikiyüzotuzüçbinaltıyüzelliiki) TL olan çıkarılmış sermayesinin, tama...

13.09.2017, 17:05

Sermaye azaltımı ve artırımına aracılık ettiğimiz Viking Kağıt ve Selüloz A.Ş.’nin kullanılmayan yeni pay alma haklarına karşılık gelen payların toplam nominal değeri 1.549.958,96 Türk Lirası olup, 26 Eylül 2017 - 27 Eylül 2017 tarihleri arasında 2 işgünü süre ile Borsa İstanbul A.Ş. Birinci Pazarında halka arz edilecekti...

13.09.2017, 16:29

Türk Prysmian Kablo ve Sistemleri A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 13.07.2017 tarihli kararı uyarınca; Şirketin 170.000.000,00 (yüzyetmişmilyon) Türk Lirası olarak belirlenen kayıtlı sermaye tavanı içerisinde kalacak şekilde, Şirketin 112.233.652,00 (yüzonikimilyonikiyüzotuzüçbinaltıyüzelliiki) TL olan çıkarılmış sermayesinin, tama...