Pusula’da Bugün: "Benim Balonlarım Vardı”

Küresel borsalarda neredeyse bir yıldır süren ralli için “son yılların en sevilmeyen rallisi” diyenleri duymuşsunuzdur. Bunu diyenlerin bir çoğu aynı zamanda “piyasalarda çok büyük bir balon” oluştuğunu da iddia ediyorlar. Endekslerin geldiği seviyeler, tahvil faizlerinin bir türlü yükselememesi, hatta bitcoin çılgınlığı bu kaygıları besliyor. Bunlara balon diyenlere göre çok büyük bir çöküş bizi bekliyor. Acaba kötümserler haklı olabilirler mi?

İbrahim Sesigüzel 1977 yılında çıkardığı “Benim Balonlarım Vardı” isimli 45’likle tanınmıştı. Şarkı çok sevilmişti, ama halkın taktığı isimle İbo şarkıdan daha çok sevilmişti. Sevimli, göbekli, neşeli biri vardır karşımızda… İbo’nun kocaman göbeğine ek olarak, kocaman gözlükleri, kocaman papyonları vardır. Diğer şarkıları pek popüler olamayan, İbo, “Evlidir, ne yapsa yeridir” isimli komedi filminde de oynamıştı.

2003 yılında kaybettiğimiz İbo’dan yadigar kalan “benim balonlarım vardı” eskiye özlemi anlatır ve sözlerine bakarsanız aslında hiç neşeli bir şarkı değildir. Bu şarkıyı başka biri, başka bir beste ile söylese gelmiş geçmiş en hüzünlü şarkılarımızdan biri bile olabilirdi. Buna rağmen çocuk şarkısı niyetine yıllarca 23 Nisan’da çalınmış olması ülkemize has güzelliklerden biri olsa gerek. Her balon keyifli olacak diye bir şey yok, değil mi?

Bir süredir piyasalarda süregiden “balon var mı” tartışması tanım itibarı ile keyifsiz bir konu olmaya aday. Balon konusu bizden ziyade gelişmiş ülkelerde çok daha fazla tartışılan bir konu, ancak bu bizi yanıltmasın. Gerçekten bu ülke piyasalarında bir balon varsa, eninde sonunda o balon patlayacak ve o balonun rüzgarı bizi de savuracak. Ekonominizin temelleri ne denli sağlam olursa olsun, sermaye girişlerine açık bir ekonominin böyle bir rüzgardan kaçması mümkün değil.

Piyasalarda geldiğimiz seviyeler bir çok yatırımcıyı ürkütüyor, bu doğru. Çünkü varlık fiyatları hakikaten geçmişe göre pahalı ya da primli. Borsamıza bakalım mesela, sene başından bu yana %40’a yakın primli, geçen hafta başında da tarihi zirvesini gördü. Ancak endekse dolar bazında bakarsak, tarihi zirvesinin neredeyse yarısındayız. Fiyat/Kazanç oranı olarak bakarsak keza yine tarihi zirvesinin neredeyse yarısındayız. Diğer gelişen ülke endekslerine göre bakarsak da hala ucuzuz. Daha önce “çok” ucuzduk, şimdi “ucuz”uz. Yani sadece endeksin nominal seviyesine bakarak “BIST’te balon var” demek bizi yanıltır.

ABD için bakılan bir ölçüt Nobel ödüllü Shiller’in geliştirdiği mevsimselliğe göre düzeltilmiş F/K oranı (CAPE). Bu ölçüt üzerinden yapılan hesaplamaya göre S&P’de bir yıl içinde beklenen reel getiri %3,4. Tarihte getiri beklentisinin bundan düşük olduğu iki dönem var: 1929 ve 1997-2001 arası. 1929’da ne olduğunu biliyoruz, 1997-2001 ise internet balonunun şiştiği ve patladığı yıllar. Neyse ki diğer gelişmiş ülkeler ABD gibi görünmüyorlar. Demek ki ABD’yi şimdilik bir istisna kabul edebiliriz.

Tahvil piyasası ise hisseden farklı, daha başka dinamiklere bakarak değerlendirmemiz gereken bir piyasa… Özellikle gelişmiş ülkelerde reel faiz ya yok, ya varla yok arası, ya da eksi! Buyurun size bazı rakamlar: Dünyada işlem gören tahvillerin hala 1/6’sı eksi faizle işlem görüyor. Amerika %2,86 ile, Almanya %1,3 ile 30 yıl borçlanabiliyor.  Enflasyona endeksli 10 yıllık ABD tahvili %0,5 reel faizle işlem görüyor…

Tahvil piyasasında gördüğümüz bu rakamların en büyük sorumlusu piyasa dengelerini bozan merkez bankaları. Önce finansal sistemi kurtarmak, sonra ekonomiye destek olmak, nihayetinde de piyasaları bozmamak adına 2009’dan bu yana önde gelen merkez bankalarının tahvil piyasasında yoğun alım yaptıklarını biliyorsunuz. Geldiğimiz noktada Fed artık bilançosunu küçültüyor, ama ECB ve BoJ hala büyüme tarafındalar. Elinizdeki tahvile her zaman güçlü bir alıcı olacağını bilirseniz onu elden çıkarmak için daha yüksek fiyat (daha düşük faiz) talep etmez misiniz? Enflasyon henüz küresel tahvil piyasası için bir tehdit değil, ancak yeniden bunu konuşmaya başlarsak, merkez bankalarının alımlarını da kestiği bir dünyada tahvil faizlerinde ciddi bir artış göreceğiz. Yine de bunun en erken 2018 sonu-2019 başı  senaryosu olduğunu, bugünden yarına tahvil faizlerinde ciddi bir artış beklemediğimizi belirteyim.

Bu durumda küresel tahvil piyasasında bilinçli yaratılmış bir balon var, ancak bunun patlamamasının sağlanacağı bir irade de söz konusu. Borsalarda ise hangi ülkeye nereden baktığınıza bağlı bir tablo var, ancak genel olarak burada da bir balondan bahsedemiyoruz. Türkiye için de en fazla “prim potansiyeli daralmış, endeks bazında değil de şirket bazında konuşulması gereken” bir borsamız var diyebiliriz. Bu durumda beklememiz gereken bir çöküşten ziyade bir düzeltme dönemi olmalı.

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.