Pusula’da Bugün: "Etkisiz"

Hisse piyasalarında coşkunun, diğer piyasalarda ise dalgalanmaların sürdüğü bu günlerde, yatırımcıların merkez bankalarını oyuna dahil etmeye pek niyetleri yok. Bu akşam Fed’in, yarın da TCMB’nin faiz kararlarını öğreneceğiz. Piyasa fiyatlamalarına bakarsanız bu kararlarda görülecek bir şey yok, merkez bankaları adeta etkisiz elemanmış gibi düşünülüyor… Acaba?

Dün yine rekor veya rekora yakın seviyelerden kapanan ABD borsalarının ardından  bu akşam Fed’in faiz kararını öğreneceğiz. Yalnız bu kez basın konferansının olmayacağı toplantı sonrasında yayınlanacak açıklama metni ile yetinmek zorundayız. Her zamanki gibi satır aralarını yorumlamaya çalışacak piyasa temelde iki soruya yanıt arayacak, ya da aramalı:

1-      Enflasyon Fed’in beklentisinin aksine düşüyor, bu durumda faiz artırımlarının bir süreliğine öteleneceği anlamına gelebilecek bir sinyal verilir mi? Merkez bankaları bu tarz mesajları doğrudan vermek yerine ima etmeye bayılırlar, bu yüzden böyle bir sinyal verildiğini anlamak için bir önceki toplantı sonrasında yayınlanan ve bu akşam yayınlanacak açıklama metinlerini yan yana koyup, satır satır karşılaştırmak gerekir. Bir sözcüğün değişmesi dahi böyle bir beklenti doğurabilir. Peki, bu durumda piyasalar karışacak mı derseniz, zor. Çünkü halen piyasa Eylül ayında bir faiz artırımı yapılmasına %10, Aralık ayına ise %45 olasılık tanıyor. Yani Fed böyle bir ifade değişikliği yapsa dahi, bunun piyasa fiyatlamasına etkisi çok şiddetli olmayacak. Daha çok mevcut temaların (getiri arayışı, risk iştahında artış, carry trade) devamına destek sağlayacak.

Tersini düşünelim: Ya Fed faiz artırımlarında bir sorun yok, devam ediyoruz mesajı verirse? Mevcut fiyatlamalar ve risk iştahı illa ki bir miktar bozulacaktır ama bu da aslına bakarsanız zaten şu anda piyasa ile Fed arasındaki fikir ayrılığının devamından başka bir şey değil. Bir, bilmediniz iki gün dalgalanır, sonra duruluruz.

2- Fed bilanço küçültmeye Eylül’de mi başlayacak, yoksa bunun için bir kriter mi koyacak? Piyasa bu operasyonun Eylül ayında başlamasını bekliyor, ama olur da bu da ötelenirse piyasa açısından bu kez hoş olmayan bir sinyal ile karşı karşıyayız. Faiz artışını ötelemek anlaşılabilir, sonuçta enflasyona bakıyoruz. Ama bilanço küçültme operasyonu zaten cüzi bir rakam ile başlayacak ve zaten artık yanda gördüğünüz bu denli büyük bir bilançoya ihtiyaç da yok. Bu yüzden bilanço küçültme operasyonu en azından 1 yıllık bir süre için piyasa gözünde teknik bir konu olacak. Fakat eğer Fed bunu da ötelerse bu kez piyasa bir şeylerin yanlış gittiği, Fed’in de bundan hoşnut olmadığı sonucuna kapılabilir. Bu durumda piyasalarda bir şaşkınlık ve bunun akabinde de risk iştahında bir dalgalanma görürüz.

Fed’in faiz kararı kadar, Fed’in geleceği de önemli. Bugün içinde ”Fed” geçen haberler arasında bence en ilginci Başkan Trump’ın seçim söyleminden çark ederek  Yellen ile bir dönem daha çalışmaya yeşil ışık yakması. Trump, Yellen’ın karşısında yine kendi ekibinden Gary Cohn’u da aday olarak gündeme getirmiş tabi. Burada ilginç olan Trump’ın “faizlerin düşük kalmasını arzu ettiğini” söylemesi. Hatırlarsanız, seçim sırasında kendisi Yellen’ı faizleri kasten düşük tutarak, Obama’ya destek vermek ile suçlamıştı. Koltuk adamı değiştirir demiş miydik daha önce?

Yarın da TCMB’nin faiz kararını göreceğiz. Ancak şu ana dek ekonomi otoritelerinden, piyasa fiyatlamalarından ve genel gidişattan edindiğimiz izlenim, ne faizlerde, ne de söylemde bir değişiklik olacağı. Muhtemelen açıklamayı açıp, bir dakika içinde okuyup kapatacağız. Piyasada da bu anlamda TCMB kararının herhangi bir yansımasını görmeyi beklemiyoruz. Ancak yine de bu noktada sürpriz hala TCMB’nin gevşeme adımları atmasında. Evet, söylem ve gidişat böyle değil, ancak arzunun bu yönde olduğunu ve uygun şartlar oluştuğu anda TCMB’nin de faizi indireceğini biliyoruz. Sorun, bunun beklenenden önce olması ihtimalinin var olmasında…

Aslına bakarsanız bu aralar konu TCMB değil, Hazine. Hazine 2017 Ocak-Temmuz döneminde iç borcunu toplamda %117 oranında çevirdi. Sadece Haziran ayındaki borç çevirme oranı ise %140 civarında idi. Yayınlanan borçlanma programına göre önümüzdeki 2 ay bu oran %130’larda olacak. Hazine yılın geri kalanı için %120 gibi bir ortalama ile giderse, tüm yılı da yine böyle bir oranla kapatacağız.

Bu konu neden önemli? 2009’dan bu yana Hazine iç borcunu %100’ün altında çevirmeyi başarmış, bu da borç stokunu azaltarak tahvil faizlerinde arz yönlü baskı olmasını önlemişti. Şimdi ise yeniden arzın arttığı, bunun da tahvil faizlerine olumsuz yansıma potansiyeli olan bir durumdan bahsediyoruz. Üstelik bu kez bütçe performansının da zayıf seyrettiği bir dönemdeyiz. Buna ek olarak basında yer alan bazı haberlerde kurumlar vergisinin indirilmesinin de tartışıldığını görüyoruz. Verginin indirilmesi, yatırım ve büyüme anlamında kuşkusuz olumlu, ancak her ekonomik kararın bir bedeli olur. Büyümeyi tercih ettiğinizde kamu bütçesi ve enflasyon cephesinde performans düşer. Bu durumda önümüzdeki dönemde enflasyondaki mevsimsel/baz etkisi kaynaklı düşüş tahvil piyasası için olumlu, Hazine borçlanmasının artması ise olumsuz olarak yansıyacak. Önümüzdeki dönemde verim eğrisinin kısa tarafı için, uzun tarafa göre daha olumlu olmaya devam ediyoruz, ancak çok da heyecanlı olduğumuzu iddia edemeyeceğim.

Bununla ilgili olarak bir başka konuyu daha açıklığa kavuşturmak gerek: Hazine borçlanma limiti yasa ile düzenleniyor. Dün yine basında yer alan ancak henüz teyit edilmemiş bir habere göre bu limit artırılacak. Dün bu haberin ardından tahvil faizleri yükselmiş gibi görünse de, aslında eş zamanlı olarak ABD ve Alman tahvil faizlerinde görülen yükseliş bunda çok daha etkili idi. Öte yandan Sn. Mahfi Eğilmez’in analizinde de göreceğiniz üzere toplamda 5 mlr TL civarında bir artırımdan bahsediyoruz. Bu piyasa açısından çok anlamalı bir rakam olmamakla birlikte, yine de mevcut soru işaretlerini artıran bir gelişme olduğu için piyasanın tedirgin olması anlaşılabilir bir durum.

Yellen’ın da tedirgin olması gerek… Zira Trump’a güvenirse hata eder. Bakın ta Mayıs 2016’da Trump ne demiş: “Yellen bir Cumhuriyetçi değil. Görev süresi dolduğunda, büyük ihtimalle bu yüzden yerine başka birini atayacağım”. Sonbaharda artık yeni Fed Başkanı adayını konuşmaya başlayacağız gibi…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.