Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Yaşamınız bir ofiste, bilgisayar karşısında geçiyorsa, hesap kitap deyince eliniz istemsizce fareye gidip, “excel”i açıyor mu? Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Hatta bundan 100 yıl önce Jules Verne bugünleri öngörmüştü. Verne 1863’te yazdığı “20. Yüzyılda Paris” isimli kitabında, şehrin 100 yıl sonraki halini hayal eder. Verne’e göre Paris 20. yüzyılda açgözlü finansçılar, güçlü şirketler ve üretimde insanın yerini almaya başlayacak makinelerle dolacaktır. Ofislerde çalışanlar büyük piyanolara benzer hesap makinelerinin “kölesi” olacaktır. Verne bu makineyi şöyle tarif eder: “Tuşlara basılarak idare edilecek bu makine sayesinde toplamalar anında yapılacak, bölme işlemleri kusursuz olacak, amortizasyon ve bileşik faiz hesaplarını kolayca yapmak mümkün olacak“

Verne’in kitaplarında yer alan bir çok öngörüsünün tuhaf bir şekilde gerçekleşmesi gibi, bu yukarıda okuduklarınız da artık günümüzün teknolojilerinden birini anlatıyor: Hesap tabloları (spreadsheet). 18 Ekim 1979 tarihinde Apple II model bilgisayarlara yüklenen VisiCalc isimli programla hayatımıza giren hesap tabloları, bugün MS Excel sayesinde şu anda hangi sektörde olursanız olun, her işin altından kalkabilir. İster hesap makinesi olarak kullanın, ister telefon rehberi olarak, ister manavdan alınacakların listesini tutun… Ancak programın esnekliği onu hem güçlü, hem de tehlikeli kılıyor. Örneğin 2013’te JP Morgan’da çalışan bir trader, tablolara yaptığı ufak eklemelerle $6 milyarlık zararı gizlemeyi başardı! Kemer sıkma politikalarını savunan ünlü ekonomistler Reinhart&Rogoff’un Excel’de yaptıkları hesaplarda hatalı hücreleri referans aldıklarını bir öğrenci ortaya çıkardı. Benzer bir “pardon, yanlış hücreyi okumuş” hatası da 2012 Londra Olimpiyatları’nda senkronize yüzme yarışlarında fazladan 10 bin biletin satılmasına yol açtı.

Bu hesap hataları bazen kötü niyetle, bazen sakarlıkla, bazen dağınıklıkla açıklanabilir. Ama ABD Hazine Bakanı iseniz ettiğiniz lafların ardında iyi kötü bir hesap olması gerekir. Durup dururken kendisini ön plana çıkarmamın sebebi şu: ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin dün vergi reformunun yasalaşmaması halinde borsanın düşeceğini söyledi. Mnuchin’e göre borsadaki yükseliş kuşku bırakmayacak şekilde vergi indirimi ve vergi reformuna yönelik beklentilerden kaynaklanıyor. Evet, bu tipik bir politikacı yaklaşımı, hatta neredeyse “istediğimi yapmazsan ağlarım” diyen bir çocuktan farkı yok.

ABD borsalarındaki iyimserliğin ana kaynağı ekonominin zaten iyi gidiyor olması. Üstelik sadece ABD değil, hemen hemen dünyadaki tüm borsalarda da yükselişten bahsediyoruz. Bu yükseliş sürekli “borsalarda bir balon var mı” sorusunu gündemde tutuyor, ancak bir düşünelim: Son bir yıl içinde piyasalarda şoklar yaşadık (Brexit, Trump’ın Başkan seçilmesi), ABD’de faiz arttı, jeopolitik sorunlar katlandı, vs. Bütün bunlar geldi ve geçti, zira borsalar açısından önemli olan büyümedir ve bu konuda bir sorun yok. Bilakis, PMI verileri büyümenin hem ABD’de hem de dünyanın çoğu bölgesinde güçlenerek sürdüğünü gösteriyor. IMF de bu hafta içinde duruma kayıtsız kalamayarak dünya ve ABD için büyüme tahminlerini yukarı çekti.

Bütün bunların borsalar açısından önemi şu: Karlar güçlü olmaya devam edecek. Bu ABD için de aynı, Türkiye için de. Araştırma ekibimizin dün yayınladığı 3Ç kar beklentileri raporunda da göreceğiniz üzere, büyümeye çok daha duyarlı olan sanayi şirketlerinde ciddi bir kar artışı bekliyoruz. Bu beklentilerin devamında kısa vadede BIST için olumlu görüşümüzde bir değişiklik yapmıyoruz. Orta vadeye baktığımızda ise iş biraz karışıyor, zira TL ve faiz cephesinde o kadar da olumlu bir hava yok. Bu nedenle yine araştırma ekibimizin 12 aylık endeks hedefi olan 122 bin seviyelerine ulaşmakta pek bir sıkıntı görmüyoruz, ancak sonrası için sorularımız var…

Faizlerin seyri konusundaki temel sorunlar belli: Yüksek seyreden enflasyon ve fazla borçlanan Hazine. Bu iki temel etkende bir iyileşme olmadıkça faizlerimizde kalıcı bir düşüş göremeyeceğiz. Her ne kadar şu anda ne böyle bir görünüm, ne de böyle bir beklenti olsa da, bir sebepten küresel çapta faizler yeniden gerilemeye başlarsa, bizim tahvil faizlerimiz de bir yere kadar bu ralliyi takip edecektir, ama bir yere kadar.

TL cephesinde ise iyi ve kötünün çarpışmasını izliyoruz. Görece yüksek bir faiz sunuyor olmamız ve ucuzlamış bir reel kur, TL’de olmanın hem yabancı hem de yerli açısından orta-uzun vadede çok daha karlı olması demek. Fakat siyasi konular, jeopolitik riskler derken TL’nin Ekim ayı başından bu yana 24 gelişen ülke para birimi arasında en kötü performanslardan birini sergilediğini görüyoruz. ABD ile vize konusunun başladığı günden bu yana TL’nin USD karşısındaki değer kaybı %1,6, o günden bu yana dolar endeksi ise hemen hemen aynı. Buradan düz mantık ile ABD ile ilişkilerin düzelmesi ile birlikte bu farkın geri verilmesini, USDTRY’nin de 3,60-3,63 aralığına düşmesini bekleyebiliriz. Tabi tersi durumda TL’nin zayıf performansının sürmesi de kaçınılmaz.


Her varsayımın temelinde bir hesap vardır. Bu hesaplar doğru olabilir, yanlış olabilir, doğru yaptığınız hesap piyasa şartlarında bambaşka bir şeye de dönüşebilir. Böyle durumlarda canımızı sıkmayıp ileriye bakmaya devam etmeliyiz. Yine de moraliniz bozuluyorsa, önünüzde açık olan “excel” belki gününüze neşe katar.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Küçük Hayaller”

 16.11.2017 11:00

Hepimiz hayal kurarız. Milyonların sevgilisi bir oyuncu, müzisyen olmayı isteriz. Ya da çok başarılı ve zengin bir işadamı olmak, bir bilim insanı olarak adımızı tarihe yazdırmayı hayal ederiz... Bazılarımızın hayalleri bu kadar büyük değildir. Yine de önemli olan bu hayalin peşinde koşmaktır. Mesela, Gregory  Packer gibi medyada kendine yer bulmayı yaşamınızın amacı haline girebilirsiniz. Ya da TL’nin değerleneceği günlerin hayaliyle yaşayabilirsiniz…

Pusula’da Bugün: "Uzlaşmalı Vadeli Döviz İşlemleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey”

 14.11.2017 09:29

Dün TCMB Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci, Merkez Bankası’nın yakın bir zamanda uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine-non-deliverable forward (NDF) contracts- başlamayı planladığını açıkladı. Piyasalarda kısaca NDF olarak geçen bu işlemler ile şirketlerin döviz riskinin yönetilmesi amaçlanıyor. Bugün bu konuya derinlemesine bakıp NDF’ten ne beklememiz, ne beklemememiz gerektiğini tartışacağız.

Pusula’da Bugün: "Benim Balonlarım Vardı”

 13.11.2017 11:55

Küresel borsalarda neredeyse bir yıldır süren ralli için “son yılların en sevilmeyen rallisi” diyenleri duymuşsunuzdur. Bunu diyenlerin bir çoğu aynı zamanda “piyasalarda çok büyük bir balon” oluştuğunu da iddia ediyorlar. Endekslerin geldiği seviyeler, tahvil faizlerinin bir türlü yükselememesi, hatta bitcoin çılgınlığı bu kaygıları besliyor. Bunlara balon diyenlere göre çok büyük bir çöküş bizi bekliyor. Acaba kötümserler haklı olabilirler mi?