Pusula’da Bugün: "Merak İyidir…"

Piyasalarda zaman zaman anlam vermekte zorlandığımız şeyler olur. Bunlara neden aramayı severiz. Dün TL’de görülen performans için de bugün bir çok neden okuyacaksınız. Aslına bakarsanız önemli olan bu “zaman zaman görülen şeylerin” nedenlerini aramak değil, bir dönüşe işaret edip etmediği olmalı…

İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliklerden biri özünde derin bir merak duygusu barındırması olsa gerek… Öyle ki her gün medyada hiçbir zaman tanışmayacağımızı bildiğimiz kişilerin yaşamlarını okuruz, hiçbir işimize yaramayacağını bildiğimiz konuları öğreniriz, dönmeyeceğimizi bildiğimiz yerlere gideriz… Tek istediğimiz içimizi kemiren o merak duygusundan kurtulmaktır. Bize bir faydası olmasa da, ekonomik açıdan son derece verimsiz de olsa bundan vazgeçmiyoruz. İşin tuhaf yanı bu “evrim teorisi” açısından da bir çelişki. Madem en güçlü olan hayatta kalıyor (survival of the fittest), o zaman bu kadar verimsiz davranmamıza rağmen nasıl diğer türlere baskın çıktık? Evrim, mesela arılar gibi amacına odaklanmış bir başka türü pekala seçebilirdi!

Bilim adamları, diğer memelilere göre çocukluğu daha uzun süren bir tür olmamızın merak duygusunu kalıcı hale getirdiğini, büyük beynimizin de bunu teşvik ettiğini düşünüyorlar. Merak duygusu sayesinde çevremizle etkileşiyoruz ve yetişkinlikte dahi yeni düşünme şekillerine uyum sağlayabiliyoruz. Bütün bunlar bizi değişen koşullara karşı esnek hale getiriyor. Esneklik kavramı yatırımcı olarak da çok sevdiğimiz bir kavram, zira her an değişen koşullara uyum sağlamanın ilk kuralı bu, ikinci kuralı da inatlaşmamak olsa gerek.

Piyasanın günlük merak listesinde dün TL’nin neden bu kadar güçlü bir performans sergilediği vardı. Gerçekten de dün TL, tüm gelişen ülke (GOÜ) para birimleri arasında USD karşısında en çok değerlenen para birimi oldu. Bu değerlenmeyi açıklamaya çalışmak çok anlamlı değil. Zira TL’nin böyle ayrışmasını gerektirecek bir haber akışı mevcut değil. Zaten dün 24 para birimi arasında sadece 4’ü USD karşısında değer yitirdi, yani aslında genel bir risk iştahına bakıyoruz. Yanda GOÜ fon akımlarını yıllar itibarıyla görüyorsunuz. Geçen 7,5 aya baksak dahi son 5 yılın en yüksek girişlerini yaşadığımızı fark etmişsinizdir. Bu akımlar zaman zaman bir yere yoğunlaşınca, orada değerlenme kaçınılmaz oluyor. Dünkü harekete ne derseniz deyin, ister siyasilerin açıklamaları, ister halk arz beklentileri, ister $xyz trn değerindeki bor rezervlerimiz, önemli değil. Mesele dünkü hareket kalıcı olacak mı, ya da bir dönüşün başında mıyız sorusunu yanıtlamak…

Öncelikle piyasalar artık daha iyimser olacak diye varsaymadan önce birkaç rakamdan bahsedelim (Rakamlara danışmak her zaman iyidir). Piyasalarda risk iştahı hala oldukça yüksek, zaman zaman kafamızı karıştıracak olaylar görsek de piyasalarda bu likidite oldukça getiri arayışı da sürecek. “Bu likidite” ile neyi kastettiğimi söyleyeyim hemen: 2006’da dünyanın en büyük 10 ekonomisinin merkez bankaları bilançoları toplamı $7trn idi. Şimdi ise bu rakam $23trn. $23trn ne demek derseniz, dünya borsalarının piyasa değerinin %29’u, tahvil stokunun %43’ü (kaynak: Renaissance Capital). Hani Milli Piyango’da yılbaşı büyük ikramiyesi ile ne alabilirsiniz diye haberler olur ya, bakın sizin için o hesabı da yaptım: $23 trn ile İstanbul’da 144 mn adet ev, 920 mn adet civarı otomobil, 192 mn tane de biçerdöver (yeterince büyük bir şey olsun dedim) alabilirsiniz. Hatta bir futbol kulübünüz varsa bununla 87.800 adet Neymar alabilirsiniz. Siz bu kadar aracı nereye park edeceğinizi, Neymar’ları nasıl besleyeceğinizi düşünürken ben de size bu nefis karşılaştırmaları niye yaptığımı anlatayım: Fed’in bilanço küçültme operasyonun neden piyasalar için uzunca bir süre daha önemsiz olduğunu görelim istedim. Zaten Yellen da bu operasyonun “bir duvardaki boyanın kurumasını izlemek” gibi olacağını söylemiş. Biz bunu iş makinesi seyretmek gibi düşünelim, insan vaktin nasıl geçtiğini anlamıyor o makineleri izlerken, değil mi?

Jackson Hole bu güzel havayı bozar mı derseniz, bir miktar o ihtimal var… Bu haftaki Jackson Hole toplantısında Yellen’ın vereceği mesajları izleyeceğiz elbette, ama bunların dolarda ciddi bir değerlenmeye yol açmaktan çok piyasalardaki gözükaralığı törpüleyeceğini düşünüyoruz. Bu açıklamalar “Mayıs 2013” etkisi yaratır mı derseniz, hayır. O tarihten sonra gelişen ülke ekonomileri genelinde ciddi bir değişim gördük. Çoğu ülkede cari açık daraldı, kimileri de yapısal reformlar ile ekonomilerini güçlendirmeyi başardılar. 4 yıl öncesine göre çok daha farklı bir dünyadayız artık. GOÜ hisse piyasaları tüm primlerine karşın gelişmiş ülke borsalarına göre hala ucuz, F/DD ve F/K oranları da 20 yıllık ortalamadan çok farklı bir yerde değil (yukarıdaki grafik). Tabi GOÜ borsaları kesinlikle ucuz değil, bunu görmemek için kör olmak lazım. Ancak karşılaştırmalı bakarsak gelişmiş ülkelere göre hala cazipler.

GOÜ para birimleri de benzer şekilde 2013’ten bu yana baktığımızda oldukça ucuzlamış durumda. Yanda 1 Mayıs 2013’ten bu yana “kırılgan beşli” para birimlerinin USD karşısındaki değişimini görüyorsunuz. Bunların arasında en çok değer yitireni TL. Böyle bakınca zaman zaman TL’nin diğerleri arasında olumlu ayrışması şaşırtıcı mı sizce?

Borsalar görece ucuz, para birimleri ederinde desek dahi GOÜ yatırımcılara gül bahçesi vaat etmiyorlar. Genel borçluluk oranları bu ülkelerde giderek artıyor. Türkiye’de ise yanda gördüğünüz üzere kamu borcu hemen hemen sabit kalırken özel sektör borcu arttı. Kamu borcunun GSYH’ye oranının düştüğünü de not edelim, zira borcun nominal rakamı değil de milli gelire oranı uluslararası karşılaştırmalarda ön plana çıkar. Bu anlamda Türkiye kesinlikle ciddi bir yol kat etti, ancak risk artık bariz şekilde özel sektörde.

Yine de Türkiye hala kırılgan ülkeler arasında sayılıyor. Cari açıktaki daralma iyi, ancak bunun sebebi büyümedeki zayıflığın ithalatı baskılaması idi. Bu yıl büyüme beklentileri aşarken, eş zamanlı olarak cari açığın da yeniden artmaya başlaması bu yüzden bizim açımızdan bir risk olmaya devam edecek. Cari açığın bu yıl milli gelirimizin %4,8’ine ulaşmasını bekliyoruz.

Sonuç olarak piyasalarda risk iştahı hala yüksek, zaman zaman çeşitli sebepler bu risk iştahı azalabilir, artabilir, ancak hala ve hala bu iştahı bitirecek bir sebep yok. Türkiye bundan payını bazen çok bazen az alıyor. Önümüzdeki dönemde risk iştahı sürsedahi yatırımcıların merak ettikleri bir çok soru var hala Türkiye ile ilgili. Bunlara yanıt aramaya devam ediyoruz…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.