Pusula’da Bugün: "Muhasebe Zamanı"

Her sene sonuna doğru bir çok kurumdan sonraki yıla dair piyasa beklentileri gelir. Bir hobi olarak elime geçen tüm raporları saklarım. Yıl sonuna doğru da açıp, bu beklentiler nasıl sonuçlanmış, bakar eğlenirim (Buna kendi raporlarımız da dahil, merak etmeyin. İğne varsa çuvaldız da olmalı nitekim). Buradaki amacım “bak nasıl bilememişler” diyerek keyiflenmek değil, her gün birbirinden farklı onlarca gelişmenin olduğu piyasalarda 365 gün sonrasına dair nokta atışı tahmin yapmaktaki acizliğimizi görmek ve mümkünse ders çıkarmak... Şu ana kadar çıkardığım en önemli ders şu: Ne kadar senaryo üretirsen üret, olasılık vermediğin senaryo olur. Ya da yüksek olasılık verdiğin senaryo olur, ama piyasa senin beklediğinin tam tersi yönünde hareket etmiştir (Murphy kanunlarını sevmemek mümkün değil).

 

2017 de bundan farklı olmayacak, gene bir çok şey düşündüğümüzden çok farklı yöne gidecek. Mesela, 2016 Aralık ayında 2017’ye dair piyasa beklentilerine baktığımızda hep aynı temaları görüyorduk: Trump’ın Başkan seçilmesi sonrasında dünyada ekonomik ve siyasi dengeler değişecek, dolar değerlenecek, ticaret hacmi daralacak, Fed belki daha hızlı faiz artıracak, dış finansman ihtiyacı yüksek ülkeler açısından çok zor bir dönem olacak… Henüz bunların olmadığını, analistlerin ters yöne yattığını söylemek için erken, ama ufak bir muhasebe ya da günah çıkarma zamanının geldiğini düşünüyorum. 

ABD borsaları bizim için önemli, zira yerel hikayeler hariç tutulursa tüm dünya borsaları öyle ya da böyle ABD’yi takip eder. ABD ve dünya hisse senedi piyasaları hakkındaki iyimser beklentiler şu ana kadar haklı çıktı. ABD borsaları Trump’ın sağlık reformunda başarısız olmasının ardından görülen moral bozukluğunu çabuk atlattılar. Genel beklenti, yakın vadede ciddi bir düzeltme olmayacağı ve hatta borsaların yeniden rekor seviyeleri göreceği yönünde. Halen S&P500 endeksi 2.361,13 seviyesinde, rekoru ise 2.400,98 ile buna sadece %1,7 uzakta.

 

Piyasaların ABD borsaları açısından bu iyimser beklentisi aslına bakarsanız biraz şüpheli, zira Trump’ın vergi reformu konusunda yakın vadede ciddi bir adım atması zor görünüyor. Borsalar son dönemde özellikle bu beklentiyi satın alıyorlardı. Umut bir süre daha borsaları götürür, ama sonrası belli değil. Hatta belli olan bir şey varsa o da şu ki Trump bundan sonra ne yaparsa yapsın, ciddi şekilde zorlanacak. Kişilere değil, sisteme odaklı ABD’de Trump’ın vaatlerini geçirmesi için ciddi lobi faaliyetleri yürütmesi her kanattan temsilciyi yanına çekmesi lazım. Kendisi sonunda başarılı olabilir, ama saat de bir şekilde işliyor. Trump’ın Başkanlığının 60 küsur günü doldu ve hala ortada elle tutulur bir icraat yok…

Borsalar haricinde beklentilerdeki asıl sorun, bu yılın en mantıklı görülen temalarının çoğunun ya kötü, ya da gayet vasat gidiyor olması. Doların küresel piyasalarda daha da değerleneceği görüşünü biliyorsunuz, biz de uzun süredir bu görüşü savunuyoruz. Fakat sene başından bu yana dolar endeksinde bırakın değerlenmeyi, tersine %2,3 civarında bir değer kaybı var. Benzer şekilde altın fiyatında orta vadede önemli bir değer kazancı fırsatı göremiyoruz dedik, fakat yine sene başından bu yana %8,7 yukarı hareket oldu. Gelişen ülke piyasalarına dair beklentilerde de piyasanın günah çıkarmaya ihtiyacı var: “Fed faiz artırımı sürecinde gelişen ülkelere olan fon akımları iyice yavaşlayacak” düşüncesi de şu ana dek doğru çıkmadı. Yanda yer alan IIF kaynaklı grafik, Fed faiz artırımı sonrasında gelişen ülkelere fon akımının azalmadığını, tersine arttığını gösteriyor!

 

Fed sonrası piyasalarda yaşanan iyimserliğin sebeplerinden bahsetmiştik, hatırlarsanız. Fed piyasa ile iletişimini o kadar sabırlı ve ince ince işledi ki piyasa artık fed ne derse onu satın alacak kıvamda. Bu yüzden uzun bir süre Fed kaynaklı yeni bir riskin ufukta görünmeyeceğini düşünüyoruz. Fakat gelişen ülke piyasalarındaki iyimserliğin tek sebebi Fed değil. Mesela yukarıda bahsettiğimiz, Trump’ın politikalarının uygulamaya konulamaması sıkıntısı, gelişen ülkeler için iyi haber. Bu durumda küresel ticaret hacmi korkulduğu gibi daralmayacak, fonlar ABD’yi tercih etmek zorunda kalmayacak. Bu düşünce çok mu sağlıklı, ya da çok mu ikna edici tartışılır. Ancak 8 Kasım sonrasında bu düşünce ile alınan defansif pozisyonlardaki çözülmenin devam ettiğini görüyoruz ki, bu da piyasa hareketlerini anlamak açısından şimdilik yeterli.

“Peki, gelişen ülkelere giren para nerede” derseniz, ağırlıklı olarak tahvil piyasasında… Yatırımcılar hala getiri arayışındalar. Türkiye’de ise bunun tersi bir görünüm var: Yabancı yatırımcılar sene başından bu yana  hisse piyasasında $1 mlr civarında alım yaptılar, tahvil piyasasında ise hemen hemen hiçbir şey yok. Kuşkusuz bundaki en önemli sebep, borsanın küresel piyasaları izlerken, tahvil piyasasının TCMB aksiyonlarına daha duyarlı olması. Halen %11,33 seviyesinde bulunan fonlama maliyeti kısa vadeli tahvil faizlerini sene başından bu yana yukarı çekti. Küresel, jeopolitik ve yerel riskler de uzun vadeli tahvil faizlerini olumsuz etkiledi. Yani aslında tahvil piyasasına girmeyerek yatırımcılar iyi bir iş yaptılar. Bundan sonrasında ise başka senaryolardan bahsedebiliriz, zira bir süredir kendi iç gündemimiz daha baskın. Nisan ayı sonrasında piyasalarımızın alacağı yön netleşecek, ancak Türkiye için temel ekonomik göstergelerin sene başında tahmin edilenden pek sapmadığını söyleyebiliriz. Hatta olan sapmalar da iyimser tarafta değil. Bun rağmen yurtiçi piyasaların Ocak ayında yaşanan şoka rağmen oldukça dirayetli olduğunu not edelim.

 

Analiz ve beklentiler bir yana, hepimiz açısından önemli olan sonucun ne olduğu. Piyasalarda kimse gidiş yolundan puan almıyor… Piyasalardaki temel göstergeler bu denli iyimserliği haklı kılmasa da havada henüz bozulma işareti yok. Daha çok var, ancak Haziran ayında da bir muhasebe gerekecek gibi!

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "İnat"

 23.06.2017 12:14

2017 başında piyasalarda hakim olan tema “enflasyon küresel ölçekte yükselecek, faizler artacak, gelişen ülkeler için rahat borçlanma dönemi bitecek” idi. Yılın yarısını bitirmeye yakın olduğumuz şu günlerde yukarıdaki beklentiyi artık dillendiren yok. Tersine artık piyasalarda hakim olan söylem “enflasyon her şeye rağmen düşük kalacak”. Bugün bir iyimserlik varsa sebebi bu… Piyasalarda akıntı sık sık yön değiştirir, inatlaşmamak gerekir.

Pusula’da Bugün: "Petrol-Piyasa İlişkisi"

 21.06.2017 11:10

Piyasalarda her şey gayet güzel giderken dün petrol fiyatındaki düşüşün hızlanması işleri bozdu. Petrol üreten ülkelerde de, petrol ithalatına bağımlı olan ülkelerde de eş zamanlı satışlar gördük. Dolar güçlendi, ABD tahvil faizleri de artan taleple gerilediler. Petrol fiyatının düşmesinin bazı nedenleri var elbette (OPEC üretim kısıntısının etkinliği konusundaki kaygılar, ABD’de kaya petrolü üretimi sonrasında artan petrol stokları gibi), ama bunların üzerinde durmayacağız. Bizi ilgilendiren bu eğilimin devamının piyasalarda ne gibi etkilere yol açacağı…

Pusula’da Bugün: "Paranın Rengi"

 20.06.2017 10:34

Eddie Felson: “Kokuyu alıyor musun?”

Vincent Lauria: “Ne kokusu? Duman mı?”

Carmen: “Hayır, paradan bahsediyor”

(Paranın Rengi, 1986)