Pusula’da Bugün: "Tarihten Ders Almak"

“Geçmişi hatırlamayan onu yinelemeye mahkumdur” derler. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Piyasalarda da zaman içinde temelde aynı olayların şekil değiştirerek karşımıza çıktığını, yetkililerin çoğunlukla buna bir önceki olayda verilen tepkiyi verdiklerini görürüz. Peki, böyle durumlarda sizce yatırımcılar ne yaparlar? Aynı tepkiyi mi verirler, yoksa değişen şartlara farklı mı yaklaşırlar?

Birisi karşınıza geçip “geçmişi hatırla, yoksa…” diye başlayan bir konuşma yapsa gözünüzü devirip of çekersiniz. Hiç haksız değilsiniz, ama bu sözlerin haklılık payını da inkar edemezsiniz herhalde... “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer” derken de temelde aynı ilkeden bahsetmiyor muyuz? Geçmiş ya da tarih, öğrenmek isteyenler için çok iyi bir öğretmendir. Örneğin Hitler 1941’de Rusya’yı işgal etmeye yeltenmeden önce 1812’de aynı şeyi deneyen Napolyon’un hatalarını inceleseydi bugün çok daha farklı bir dünyada olabilirdik. Ya da 1912’de batan Titanik’te yeterli sandal olmamasından ders alınsaydı, 1987’de Filipinler’de batan 1400 kişilik Doña Paz feribotuna 4000 kişi bindirilmezdi. Bazen de geçmişten ders alsak da, elimizden fazla bir şey gelmeden izlemek zorunda olduğumuz tekrarlar var. Bundan 66 milyon yıl önce göktaşı çarpması, volkanik aktiviteler ve iklim değişikliği ile dünyadaki tüm canlıların ¾’ü yok olmuştu. Bugün ise bilim insanları 6. kez yokoluşun eşiğinde olduğumuzu düşünüyorlar. Bu hızla giderse 22 yüzyıl sonra dünyada canlı yaşam kalmayacak.

 

Bu karamsar gelecek bizi düşündüredursun, bu arada biz kısa vadeli “derslerimize” odaklanalım. Jackson Hole sonrasında piyasalarda başlayan iyimserlik sürerken, (eğer hala varsa) bir konuyu vurgulamak isterim: Bu iyimserliğe yol açan, Fed ve ECB Başkanlarının konuşmalarında geçen ifadeler değildi. Bilakis konuşmaların gayet boş olmaları, suya sabuna dokunmamaları piyasaların önünü açarak iyimserliği daha da körükledi. Fed Eylül ayı toplantısında piyasaya yakınlaşmayı tercih edecek gibi görünse de, aslında hala piyasa ile arasındaki beklenti farkı dünyanın en etkin merkez bankası açısından kabul edilebilir değil. Bu kredibilite kaybına yatırımcıların verdiği tepki her evli erkeğin kullandığı standart geçiştirme yöntemi ile aynı: “Sonra konuşuruz hayatım”.

Mark Twain der ki “tarih tekerrür etmez, ama kafiyeyi tutturur”. Piyasalarda gördüklerimiz buna daha yakın aslında; olaylar birebir tekrar etmez, ancak bazen şartlar birbirine çok yakındır. Gelin küresel piyasalarda şu anda içinde bulunduğumuz şartlara yakın bir döneme bakalım:

 

-Fed faiz artırım sürecinde, yaklaşık 1,5 yıldır faizler yükseliyor. Gelecek bir yıl içinde de faizlerin artacağı fiyatlanıyor.

-ABD-Euro Bölgesi arasındaki faiz farkı 150 bps üzerinde

-Piyasa ECB politikasının sıkılaşmasını konuşmaya ve yavaş da olsa bunu fiyatlamaya başlamış.

-EUR-short pozisyonlar rekora yakın seviyede.

-ABD’de Cumhuriyetçi bir Başkan var ve dünyada pek de sevilmiyor.

 

Sanırım tahmin ettiniz, 2005 sonlarından bahsediyorum.  O yıl sonuna doğru EURUSD 1,16’ları gördükten sonra 1,5 yıl boyunca yükselmiş, 1,60’a çıkmıştı. Bunu anlatmamın sebebi, piyasalar eğer para politikasının değişeceğini düşünüyorsa, pozisyonlanma ve diğer küresel şartlar da uygun ise paritelerde gördüğümüz hareketler geçici, kısa vadeli, düzeltme niteliğinde değil, sağlam bir trend olur. Peki, şimdi böyle bir değişimin arifesinde miyiz?

2005 ile 2017 arasında benzerlikler olduğu kadar ciddi farklılıklar da var. Mesela eksi faizler bundan 12 yıl önce hayal dahi edemeyeceğimiz bir olayken, bugün piyasada hala $10 trilyona yakın tahvil eksi faizle işlem görüyor. Üstelik yanda gördüğünüz üzere, Temmuz’dan bu yana eksi faizli tahvil tutarı yeniden artış gösteriyor. Bunların önemli bir kısmı Avrupa ülkelerine ait. Ticaret dengelerine bakarsak, bugün dünya ABD’nin cari açığından o kadar kaygılı değil, Avrupa da 12 sene öncesine göre çok daha dengeli.

Bu durumda 2017 başından bu yana %14 civarında yükselen EURUSD bir bu kadar daha mı yükselmeli derseniz, hayır. Eğer Fed üç aşağı beş yukarı ilan ettiği faiz patikasına sadık kalacaksa, bu eninde sonunda doları destekleyecek. ECB’nin faiz artırımını tartıştığımız gün ise çok daha ciddi bir yükseliş potansiyelini konuşacağımız gün olacak. Şimdilik bu şartlarda dolarda pozisyon almanın bir esprisi yok, ancak Euro’yu abartılı şekilde çok daha yukarı götürecek sebepler de sınırlı. Henüz bu kadar heyecanlanmıyoruz.

Üstelik dolar ekonomik açıdan bir cazibe sunmasa dahi diğer faktörleri gözden kaçırmamak gerek. Mesela bu sabaha yine Kuzey Kore’nin füze fırlattığı haberleri ile başladık. Bu kez fırlatılan füzeler Japonya’nın üzerinden geçti, Japon Hükümeti ülkenin en büyük ikinci adası olan Hokkaido’da alarm vererek halkın sığınaklara gitmesini istedi (Hokkaido adasını nereden duydum diyorsanız, Godzilla filmlerindendir. Senaristlerin neden olduğunu bilmediğim bir Hokkaido takıntısı var). Kuzey Kore 20 yıldır Japonya üzerinden geçecek şekilde füze fırlatmıyordu, bu açıdan oldukça net bir mesaj var. Piyasa bu tehdidi ciddiye aldığını altın satın alarak gösterdi, bu sabah itibarı ile altın $1322/ons seviyesini görerek son bir yılın en yüksek seviyesinde. Bu konunun gidebileceği yerleri, senaryoları daha önce tartıştık. Piyasalarda kısmi tepkiler görüyoruz, ancak ana fikir hala aynı: “Kimse yok oluşun düğmesine ilk basan olmak istemez”. Bu düşünce ile K. Kore konusunun piyasalarda yaratacağı etkinin de kısa süreli bir oynaklık olacağını, kalıcı bir fiyat hareketine yol açmayacağını iddia edebiliriz. Neticede hala bol likidite ve getiri arayışı ana tema olmayı sürdürüyor.

O zaman gelişen ülkeler de hala yatırımcıların gözdesi olmaya devam etmeliler. Biliyoruz ki temel açıdan bu ülkeler 2005’e ve 2013’e göre çok daha iyi bir noktadalar. Fed faiz artırımları da bundan 4 yıl önce fiyatlandığı gibi gelişen ülkeler açısından bir felaketle sonuçlanmayacak. Hatta 2004-2005 döngüsünde Fed faiz artırım sürecinde faiz artırmak zorunda kalan bu ülkeler bu bol likidite ortamında faiz indirmeyi dahi başarıyorlar. Brezilya, Rusya, Hindistan’ın ardından Endonezya da faiz indirdi. Türkiye malum sebeplerden bu faiz indirim sürecini izlemekle yetindi, ancak iyimserliğin dozu abartılır, TL daha da değerlenir ise TCMB’nin gevşemeye gitmesine hiç şaşırmayacağız. Bu TL’ye olumsuz yansısa dahi, düşük faiz-değersiz TL ikilisi şu anki politika tercihimiz.

Peki tüm olan bitenler borsalara nasıl yansıyacak? Öncelikle Fed faiz artırımının para birimlerine, faizlere etkisini uzun uzun tartışıyoruz, ancak konu borsalara geldiğinde tartışacak bir şey yok: Fed faiz artırımı küresel borsaları ve ayrışmamızı gerektirecek ciddi bir derdimiz yoksa bizi de olumlu etkiliyor! Bu kadar net. Yanda da gördüğünüz üzere 2017 başından bu yana MSCI gelişen ülkeler endeksi %26’ya yakın değerlenirken, para birimlerindeki değerlenme sadece %9. Aradaki farka bakarak “borsalar dolar bazında pahalı o zaman” gibi bir sonuç çıkarabilirsiniz, ama uyarayım: Ucuz/pahalı sıfatları görecelidir; kişiye göre, karşılaştırma yaptığınız varlık sınıfına göre, hangi zaman aralığına baktığınıza göre değişir. Piyasaların buradan daha fazla yukarı gidecek yeri yok demeniz de yine “size göre”dir. Bizim gördüğümüz, bu ortam bir süre daha devam edecek ve borsalarda henüz zirvedeyiz diyemiyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlar; sağlıklı, mutlu, huzurlu bir kurban bayramı dileriz.

*“Büyük konuşmama” üzerine tarihten bir ders: Sakarya Meydan Muharebesi yenilgisinden sonra Mayıs 1922'de Anadolu’daki Yunan ordularının başına General Anastasios Papulas'ın yerine Yorgo Hacıanesti (Georgios Hatzianestis) getirilir. Hacıanesti İzmir’de kendisine savaşın durumunu soran gazetecilere "Bütün cepheyi dolaştım, ama Mustafa Kemal adında bir komutana rastlamadım" der. Mustafa Kemal cevabını 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde verir. Anlatılanlara göre Yunan ordusunun kuşatılması tamamlanınca Mustafa Kemal savaşı izlediği tepeden haykırır: "Neredesin Hacıanesti, gel de kurtar ordularını!"

 

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.