Pusula’da Bugün: "Trump, FED’e Karşı"

Dün tüm piyasa Trump’ın konuşmasına odaklanmış, “ne derse ne olur” analizleri ile meşgulken gol beklenmeyen yerden geldi. İki FED üyesi Mart ayında faiz artırımı yapılması yönünde öyle güçlü ifadeler kullandılar ki piyasa ters köşede kaldı. Malumunuz bir süredir FED’in 2017’nin ilk faiz artışını Mart yerine Mayıs-Haziran döneminde yapacağı fiyatlanıyordu. FED’i “öğrencinin çalışmadığı yerden soran hoca” konumuna sokan bu yeni gelişme sonrasında piyasalarda bir durum tespiti yapmak gerek…

Piyasalarda son bir haftanın en önemli konusu, Başkan Trump’ın daha önce “müjdelediği”, kısa bir süre içinde eşi benzeri görülmedik bir vergi planını açıklayıp açıklamayacağı idi. Dün Trump’ın Senato’da yaptığı konuşma için de bu yüzden beklentiler yüksekti. Trump’ın vergilerin düşürülmesi ya da alt yapı harcamalarının ne kadar artırılacağı yönünde yapacağı bir açıklama ABD borsalarını daha da güçlendirip, küresel risk iştahını da canlı tutacaktı. Öyle ki, her zaman olduğu gibi iyimserliği de kötümserliği de abartan piyasalarda bu hafta başından bu yana bu konu ile ilgili gelen senaryo analizlerinden yıldık.

Trump’ın dünkü konuşması ise bu büyük umutların aksine piyasa açısından bir mesaj içermiyordu. Konuşma geneli, Trump’ın seçim vaatlerinin bir toparlaması olarak görülebilir. Bu açıdan piyasalarda bir hayal kırıklığı var kuşkusuz, ancak hatırlatayım: Karşımızdaki bir öyle bir böyle diyen, beklenmedik açıklamalardan zevk alan Donald Trump. Hiç alakasız bir yerde kendisi yine bomba bir açıklama ile piyasaları şaşırtabilir.

Trump piyasaları mutlu edemedi, ama bu piyasalar yönsüz kaldı demek değil: Fed geri döndü! Dün bölgesel Fed Başkanları Dudley ve Williams birer konuşma yaptılar (Dudley’in FOMC’de oy hakkı var). Her iki üyenin ortak özelliği ise FOMC içinde Yellen ile ortak görüşleri paylaşan üyeler olmaları. Bu yüzden dünkü açıklamaları FOMC’nin merkezi görüşü gibi düşünmekte fayda var. İşte bu üyelerden gelen açıklamalara göre Fed’in Mart ayında bir faiz artırımına gitmesi için şartlar gayet uygun. Konuşmaların ayrıntısına girmeyeceğim, zira bizim için önemli olan bu konuşmaların ardından bundan sonra ne bekleyeceğimiz. Piyasa beklentisine bakarsak durum belli: Dün Mart ayındaki bir faiz artırımına %50 olasılık tanıyan piyasada, bu olasılık artık %80 civarında! Henüz belli başlı kurumlar beklentilerini güncellemediler, ancak bu Cuma günü Fed Başkanı Yellen ve Başkan Yardımcısı Fischer’ın yapacakları konuşmalar sonrasında saflar daha da netleşecek.

CFTC — Spekülatif G4/USD pozisyonları

Buraya kadar okuduklarınız oldukça ciddi şeyler ve piyasalara yansıması da aynı ölçekte olmalıydı…Ama olmadı… Neden dersiniz? Dolar üzerinden gidelim. Fed’in Mart ayında faiz artışına başlaması, 2017’de piyasanın düne kadar fiyatladığı gibi 2 kez değil, 3 kez faiz artırımı yapılacağını işaret edecek. Bu durumda dolarda sert bir değerlenme görmemiz gerekir. Ancak dünden bu yana dolar endeksindeki harekete baktığımızda herhangi bir günlük hareketten çok farklı değil. Görebildiğimiz kadarı ile bunda etkili olan ana sebep, piyasalarda zaten yüklü USD pozisyonları olması. Şubat ayı içinde başta EUR olmak üzere bu pozisyonlarda görülen ayarlamalar, gelişen ülke piyasalarına da olumlu yansımış ve TL de bundan faydalanmıştı. Henüz piyasa mevcut pozisyonları yeniden kapatıp defansa dönme konusunda çok istekli değil.

Bu durumda önümüzdeki aylarda 2016 sonuna benzer bir eğilim görmek şaşırtıcı olmayacak. Artan faiz artırım beklentileri ile diğer ana para birimleri karşısında değerlenen dolar ve yükselen ABD tahvil faizleri, gelişen ülkelerde yeniden baskı yaratacak. İyi yanından bakarsak, yatırımcılar zaten taktik fırsatlar dışında şu anda gelişen ülkelerde uzun vadeli pozisyonlar almıyorlar. Bu yüzden Fed faiz artırım sürecinin yaratacağı olası hasar bu kez görece çok daha sınırlı olacak. Tabi bu genel durum. Bazı ülkelerin durumu daha tatsız ve maalesef hangi yabancı kurum raporuna bakarsak bakalım Türkiye gelişen ülkeler arasında her zaman en kırılganlar arasında yer alıyor. Bunun ana nedeni de yüksek dış finansman ihtiyacımız.

Kuşkusuz bu süreçte TCMB’nin omuzlarına yine çok yük binecek.Fonlama maliyetini bir süredir %10,40 civarında tutan TCMB’nin yakın vadede bunu aşağı çekmesi zor. Bu, spekülatif döviz talebinin şevkini kırarak TL’yi bir yere kadar koruyacak, ancak gerçekten Türkiye’den çıkmak isteyen yatırımcıların kararlarını etkileyecek denli yüksek bir faiz olup olmadığı tartışılır. Üstelik Fed’e ek olarak Nisan ayında bizim iç gündemimizin oldukça yoğun olacağını da hatırlatayım. Bu nedenle TL’de kısa vadede göreceğimiz iyimserliğin sınırlı kalacağını düşünüyoruz. Benzer şekilde tahvil faizlerimiz için de belirgin bir yön değişikliği göremiyoruz. Borsada ise, mevcut şartlarda geldiğimiz seviyelerin çok üzerini görme olasılığını düşük buluyoruz.

Son bir hatırlatma: Mart ayında piyasaların gündemi çok yoğun. Sadece ABD’ye ve Türkiye’ye değil, Avrupa’ya da bakacağız. Bu nedenle Fed’e ek olarak bambaşka risklerin de ortaya çıkması söz konusu olabilir. Gene iyi yanından bakarsak, piyasalar Avrupa konusunda bir süredir tedirgin, bu yüzden Euro Bölgesi’ne yönelik bir iyimserlik, en azından piyasa gözünde, yok. Umalım da Trump-Fed denklemine bir de Avrupa eklenmesin.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

 19.10.2017 11:14

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Pusula’da Bugün: "Bir Tercih Olarak “İyimserlik”"

 17.10.2017 11:17

Günlük hareketlere baktığımızda piyasalar çok hareketli, her an izlenecek bir haber, verilecek bir tepki var, değil mi? Buna biraz daha uzun bir zaman diliminde baktığımızda ise hemen hemen tüm oynaklık göstergeleri tarihi diplerine yakınlar. Bu, hem iyi, hem de korkutucu. İyi, çünkü piyasalardaki iyimserliğin dozunu gösteriyor ve buna bakarak diyebiliyoruz ki “piyasalar için olumlu görüşümüzü koruyoruz”. Kötü, çünkü biliyoruz ki herkes aynı gemideyken bir şeyler ters giderse yeterince kurtarma sandalı olmayacak. Peki ya bir tercih yapmamız gerekirse?

Pusula’da Bugün: "Acı Gerçekler"

 16.10.2017 10:48

Hayatta sevsek de sevmesek kabullenmemiz gereken bazı şeyler var. Mesela kendimizi mükemmel sanırız, ama değiliz. Kendimizi zeki, mantıklı, sonuç odaklı görmeyi çok isteriz ama gerçek bu değil. Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in davranışsal ekonomi dalındaki çalışmaları bu acı gerçekleri ortaya koyuyor: Hepimiz kusurluyuz! Tüm kusurlarımıza rağmen yatırımcılar olarak son dönemde doğru yaptığımız bir şey varsa o da hisse piyasasına olan ilgimiz…