Pusula’da Bugün: "Ucuz mu Pahalı mı?"

Dünyada yanıtsız bir çok soru var. “Atlantis gerçekten var mıydı”, “Karındeşen Jack kimdi”, “piramitleri kim yaptı” bunlardan bazıları. Bunlara “ECB ne zaman faiz artırabilecek”, “enflasyon olmamasına rağmen Fed neden faiz artırma konusunda bu kadar ısrarcı”, “piyasa ne zaman dönecek”i de ekleyebiliriz. Ağustos ayında bunlardan en azından finansal olanlarına belki bir yanıt bulabiliriz…

İnsanlığın henüz çözemediği binlerce sır var. Bunların çoğu bizim dışımızdaki etkenlerden (evrenin yasaları gibi) kaynaklanıyor. Bir de insan eliyle yaratılmış bazı sırlar var tabi. Rusya’daki gizemli radyo istasyonu bunlardan biri. Rusya’nın St. Petersburg şehri yakınlarında yer alan bir radyo istasyonu 1970’lerden beri, görünürde kimsenin ne olduğunu bilmediği bir yayın yapıyor. Günde 24 saat, haftada 7 gün tek bir sinyal sesi sürekli tekrarlanıyor. Haftada bir ya da ki kez bir adam ya da kadın sesi duyuluyor, bunlar bir biriyle ilgisiz birkaç Rusça sözcük söyledikten sonra istasyon normal yayın akışına, yani sinyale geri dönüyor. Sinyalin amacının ne olduğu, istasyonun kime ait olduğu bilinmiyor. Bu konuda bir çok teori var haliyle: Uzaylılarla temastan tutun, bir nükleer saldırıya otomatik cevap verilmesine yönelik bir düzenek olduğuna, denizaltılar için bir nevi fener olduğundan, dünyaya dağılmış Rus ajanlarına gizli mesajlar gönderdiğine kadar... İşin tuhaf yanı soğuk savaş döneminde başlayan bu yayın, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra hız kesmediği gibi daha da aktif hale geldi. Rus yetkililer istasyonun kendilerine ait olup olmadığı konusunda yorum yapmıyorlar… Elbet bir gün gelecek, bu sır çözülecek…

Dünyada yanıt arayan böyle heyecanlı konular varken, yaz sıcaklarının hüküm sürdüğü bu günlerde piyasalardaki hareketlilik giderek azalıyor. Zaman zaman veri akışı ya da türlü açıklamalar ile biraz heyecan görsek de, oynaklık göstergelerinin halen son derece düşük seviyelerde olmaları aslında bu hareketlerin öyle çok da abartılacak boyutlarda olmadığının ispatı. Mesela son günlerin en heyecanlı konusu Euro’ya bakalım. Cuma günü ABD’den gelen ve güçlü diyebileceğimiz istihdam verilerine rağmen, Euro henüz ciddi şekilde gerileyecek gibi görünmüyor. Euro’daki değerlenmenin sürmesi aslında Avrupa açısından çok da arzu edilecek bir şey değil. ECB’ye sorarsanız, Euro’daki değerlenme temel ekonomik iyileşme ve azalan siyasi kaygıları yansıtıyor. Çok güzel, ancak değerlenen bir Euro, diğer yandan da enflasyonu aşağı çekip, ECB’nin %2 olan hedefine ulaşmasını güçleştirecek. Bu konuda Morgan Stanley’in yaptığı hesabı aktarayım: Haziran ayında yayınlanan son ECB projeksiyonlarında EURUSD paritesi 1,09 olarak varsayılmıştı. Euro’da %10’luk bir artışın kalıcı olması, enflasyonda 0,7 puan düşüş anlamına gelecek. Bu durumda ECB’nin Eylül ayı toplantısında enflasyon tahminini aşağı güncellemesi olasılığı oldukça yüksek. Peki, ECB enflasyon tahminini aşağı çekerken, tahvil alımlarını azaltabilecek mi? İşte ECB’yi bekleyen ve yatırımcıların yanıt aradığı soru bu…

Euro henüz ciddi şekilde gerileyecek gibi görünmüyor dedim ama Cuma günü ABD verilerinin ardından aslında hızlı bir düşüş gördük. Yine de bu sabah itibarı ile EURUSD’deki düşüş sınırlı kalmış gibi görünüyor. Belli ki piyasa henüz Euro lehine oynamaktan vazgeçmeye niyetli değil. Öte yandan Euro’da ilk anda gördüğümüz hareketi yatırımcıların bir enstrümandaki/piyasadaki harekete geç katıldıklarında ne ile karşılaşacağımıza dair bir işaret olarak da görebilirsiniz. Buradan hareketle, bir süredir yaptığımız uyarıyı yinelemek isterim. Piyasalarda hala bir dönüş işareti yok, ancak trene atlama konusunu artık iyice düşünmelisiniz.

O zaman “artık dolar trenine binme zamanı geldi mi” sorusuna yanıt arayalım. ABD ekonomisi görece güçlü, Fed ısrarla faiz artırım söylemini koruyor, bu durumda dolar almak gerekir, değil mi? İnsanlığın yanıt aradığı bu soruya yandaki grafiğe bakıp da yanıt verelim: Ekonomik açıdan her şeyin dolar lehine göründüğü bu piyasada, yatırımcıların dolar-short pozisyonları artmaya devam ediyor! Sebep? Trump’ın yarattığı kaos... ABD’deki siyasi haber akışı hiç zayıflayacak gibi değil, bu da bir süre daha dolarda güçlenme görülmemesi demek. Bu bizim işimize gelen bir durum kuşkusuz. Dolar güçlenmedikçe “carry trade” devam edecek. Bu nedenle bir süre daha TL’de en azından dolar karşısında görece yatay bir seyir beklemeye devam ediyoruz.

Öte yandan unutmayalım: Her trend eninde sonunda bitmeye mahkumdur. Bugün carry trade karlı, bu yüzden piyasalarımız fon çekiyor, ancak bir noktada dolar değerlenecek ve herkesin yine aynı yönde olduğu bu piyasada gereğinden fazla bir hareket göreceğiz. Bu kaygıları paylaşan yatırımcıların yapması gereken, acele etmeden pozisyonlarını buna göre ayarlamaları. Aynı şey borsalar için de geçerli. Bir süredir borsaların, özellikle tahvil faizlerine göre bakıldığında hala ucuz göründüğünü, bu yüzden de temel değerlemelerin tıkandığı noktalarda olmamıza rağmen endekslerde yukarı hareketin devamını beklediğimizi paylaşıyoruz. Bu haftaki Glokal Teknik analiz raporumuzda da belirttiğimiz üzere “gelişmekte olan piyasalarda son dönemde yükselişin tempo kaybettiği ve belli bir bölgeye sıkıştığı görülüyor. Eş zamanlı olarak dolar endeksindeki gerilemenin de ivme kaybetmiş olmasını, mevcut iyimser temaya yeni başlıkların katkısının aranması olarak yorumlamaktayız”.

Piyasalardaki bu iyimserliğin daha ne kadar süreceğini kesin olarak bilip, tam zirveden mi dönmek istiyorsunuz? İyi şanslar dilerim. Zira bu tüm yatırımcıların rüyası ve piyasalarda yıllardır yanıt aranan belki de en önemli soru. Maalesef henüz bunu düzenli olarak başaran bir yatırımcı ya da program olmadı. Piyasalar şu anda mantıksız mı? Belki… Ama unutmayın, Keynes’in dediği gibi “piyasalar sizin likit kalmanızdan daha uzun süre mantıksız kalabilir”.

 

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Yalan Söyleme Bana!"

 11.01.2018 10:31

Çocuklarımızın bize yalan söylemesi bizi çok sinirlendirir. Onlara öğretmek istediğimiz şey dürüstlüğün bir erdem olduğudur. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki çocukların yalan söylemesi gayet normal, hatta bir zeka işareti. Rahat bir nefes alıp arkanıza yaslanmadan önce sizi uyarayım: Bu çocuklar için geçerli, yetişkinler, hele hele finansal dünya için değil…

Pusula’da Bugün: "Seni Öldürmeyen Şey"

 05.01.2018 10:39

İzlerken beni çok rahatsız eden, ama izlemekten kendimi alıkoyamadığım bir dizi var: “Black Mirror”. Yakın bir gelecekte teknolojik gelişmelerin insan yaşamını ve toplumsal değerleri nasıl değiştirdiğini anlatan dizi, insana sık sık “nereye gidiyoruz” diye sorduruyor. Bu dizinin son sezonunun bir bölümünde (“Arkangel”) anlatılan bir hikaye var ki rahatlıkla bir ders çıkarabiliriz: Deneyim önemlidir, yaşadığımız her şey iyi de olsa kötü de olsa bize deneyim katar.

Pusula’da Bugün: "Gelecek"

 03.01.2018 02:48

Geleceğe dair tahminler genellikle fena halde yanlış çıkar. Vade ne kadar uzaksa yanılma olasılığınız da aynı oranda artar hatta. Konunuzda ne kadar iyi olursanız olun, kontrol edemeyeceğiniz onlarca, yüzlerce değişken var sonuçta. Arada elbette istisnalar var, fakat özellikle piyasalar konusunda çok uzun vadeli tahminler yapmak yerine geleceği zaman dilimlerine bölerek tahmin etmeye çalışmak her zaman daha iyidir.