Pusula’da Bugün: "Umut"

Kaptan Kirk: “Ne gemimiz var, ne de mürettebatımız. Bu kez bu işten nasıl sıyrılacağız?” Komutan Spock: “Hep yaptığımız şeyi yapacağız: İmkansızlığın içinde umut bulacağız.” Uzay Yolu — Sonsuzluk (2016)

Bilimkurgu severlerin vazgeçilmez serisi Uzay Yolu’nun son filminin ana teması “ekip ruhunun önemi” olsa gerek... Her zamanki gibi bol aksiyon sahneleri, ekibi gaza getiren motivasyon konuşmaları derken bazı mantıksız sahneler arada kaynar, ya da basitçe görmezden gelmeyi tercih ederiz. Koskoca uzay gemisinin yokuş aşağı 2. viteste vurdurularak çalıştırılması (yani…), düşman gemilerinin Beastie Boys dinletilerek patlatılması kafamızı pek yormaz, bilakis izlerken yerimizde duramayız. Öte yandan müthiş bir mirasın üzerinde oturan, kendi felsefesini oluşturmuş serinin bu yeni nesil filmlerinde arada güzel konuşmalar da duyarız ki, yukarıda yer alan diyalog bunlardan biri. Hakikaten, şartlar son derece nahoş olduğunda yapılması gereken nedir? İmkansızlığa kapılıp vazgeçmek mi, umudu kaybetmeyip çözüm aramaya devam etmek mi?

Piyasalara sorarsanız ikincisi. Elbette her yatırımcı aynı değil, riski seven var, sevmeyen var... Bazı yatırımcılar piyasalarda havanın bozduğunu gördüklerinde hemen savunmaya geçerler. Bazı yatırımcılar ise bu havaları fırsat olarak kullanırlar. Ama bazen her ikisi de olmaz: Piyasa tüm riskleri bilir, bu riskler gerçekleşmeye başlayana dek ise fiyatlamaz. Saçma görünen bu anlayışın temelinde yatan şey bellidir: Umut!

Şurası muhakkak ki yatırımcılar olarak hafızamız gerçekten oldukça kısa. Piyasalarda rüzgar ters yönden esmeye başlayınca, iki günde tüm piyasanın aynı yöne doğru gittiğini, hatta herkesin çok uzun süredir bu görüşü savunurmuş gibi davrandığını görmeye alışkınız. Şu anki iyimserliği de biraz bu gözle okumak lazım. Mesela Fed faiz artırdı, ama piyasaları üzmedi dedik. Bundan daha üç hafta önce piyasa Mart ayında faiz artırımına %40 olasılık tanıyor, fiyatlamalarını buna göre yapıyordu! Sadece üç hafta içinde piyasa Fed’in söylediklerini kabul eder hale geldi. Fakat bir takım tutarsızlık işaretleri yok mu derseniz, var tabi. Altın fiyatına bakın mesela. Piyasa bu yıl Fed’den iki adet faiz artırımı daha bekliyor, ama bir yandan da enflasyonun yükselişine Fed’in zamanında tepki veremeyeceğinden kaygılı. Bu yüzden geleneksel olarak enflasyona karşı korunma enstrümanı olarak görülen altın talebinde bir miktar artış var. Bunu bir kenara not edip devam edelim.

Piyasalarda Fed çok önemli bir unsur, kabul, fakat hisse piyasalarının kendi dinamikleri de ilginç. Mesela ABD’de borsalar rekor seviyelerde kalmaya devam ediyor, ama bir yandan da 2017 kar beklentileri aşağı çekiliyor. Türkiye için de benzer bir işaret var: Bloomberg’de yer alan ortalama 12 aylık endeks hedefi ile endeksin gerçek seviyesi arasındaki fark bir süredir kapanıyor (yandaki grafik, kaynak: Bloomberg, GY). Endeks hedef değerlerinde revizyon yapmak bu şartlarda güç, zira hesaplamalarda kullanılan değişkenlerde (büyüme, faiz) geçmişe göre daha iyimser bir farklılık yok. Öte yandan küresel piyasalarda “risk yok, umut var” fiyatlaması devam ettiği için “sat” demek de güç. Bu arada, Mart ayı başında endeks için görüşümüzü olumludan nötre çektiğimizi bir kez daha hatırlatayım.

Piyasa yakın vadede dolarda da bir sıçrama beklemiyor. Acaba bu da bir umut mu, yoksa değişen bir zemin mi var? Fed faiz artırımının şu anda fiyatlananın ötesinde bir hızla yapılmayacağına kanaat getiren piyasa, doları satmayı uygun gördü. Yandaki grafikte dolar endeksinin seyrini görüyoruz. Bu esnada ECB’den gelen görece şahin açıklamaların euroyu değerlendirmesinin, dolar endeksindeki düşüşe olan katkısını  es geçmeyelim tabi. Burada zemin değişikliğinden ziyade umut var: Daha Trump’ın bütçesini görmedik mesela. Ayrıca Fransa’da seçimlerin aşırı sağa geçit vermeyeceğini düşünüyor piyasa. Sırf bu iki olayın barındırdığı riskleri düşündüğümüzde doların değerlenmesi için çok ciddi potansiyel olduğunun da farkına varıyoruz aslında, fakat piyasa belli ki bir süre daha bunları görmezden gelecek.

Avrupa demişken, seçimlere odaklandığımız için geri planda kalan bazı ekonomik konuları gözden kaçırıyoruz. Avrupa’nın sorunlu çocuğu Yunanistan hala borç batağında, ve durum hiç de iyiye gitmiyor. Fakat asıl risk baktığımız değil, bakmadığımız yerde: İtalya. Avrupa’nın en yüksek borç stokuna sahip olan İtalya’da bankaları sermaye ihtiyacı da yüksek. Aslına bakarsanız bunlar yeni sorunlar değil, ileride kendi kendine düzelir diye görmezden gelinen sorunlar. Yanda 1980’den bu yana İtalya’nın borç/GSYH oranını görüyorsunuz (kaynak: Reuters). PIMCO’nun yaptığı bir çalışmaya göre, enflasyon ve nüfus artışına göre düzeltilerek bakıldığında İtalya 1999 yılında Euro birliğine katıldığından bu yana aslında hiç büyüme kaydetmemiş. Halen %11,9 olan işsizlik oranı da 1998 yılından bu yana hemen hemen aynı seviyelerde. ECB tahvil alımlarını azaltmayı, faizi artırmayı 2018 yılında muhtemelen tartışmaya başlayacak, ama bu kez uğraşacağı sorunlar çok daha farklı olacak.

Bir süre piyasalar partinin tadını çıkaracaklar, orası belli. Ancak yaz aylarına (nihayet) yaklaştığımız şu günlerde işlerin böyle pürüzsüz gitmesi şaşırtıcı olur. Bu haftasonu yapılan G20 maliye bakanları zirvesinde ticarette korumacılığa karşı olunduğu mesajının karar metninden çıkarılması, ABD Ticaret Bakanı Mnuchin’in “ABD’nin tüm ticaret anlaşmalarını gözden geçireceğini” açıklaması, Trump’ın Merkel ile tuhaf bir el sıkışma(ma) seansı sonrasında “Almanya NATO’ya olan borçlarını ödesin” tweeti… Umut etmek güzel, ama hayatımızda bir miktar kaygı da olsa olur:

 

Komutan Spock: “Ölümden korkmak mantıksız

Doktor McCoy: “Bizi canlı tutan şey ölüm korkusu

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

 19.10.2017 11:14

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Pusula’da Bugün: "Bir Tercih Olarak “İyimserlik”"

 17.10.2017 11:17

Günlük hareketlere baktığımızda piyasalar çok hareketli, her an izlenecek bir haber, verilecek bir tepki var, değil mi? Buna biraz daha uzun bir zaman diliminde baktığımızda ise hemen hemen tüm oynaklık göstergeleri tarihi diplerine yakınlar. Bu, hem iyi, hem de korkutucu. İyi, çünkü piyasalardaki iyimserliğin dozunu gösteriyor ve buna bakarak diyebiliyoruz ki “piyasalar için olumlu görüşümüzü koruyoruz”. Kötü, çünkü biliyoruz ki herkes aynı gemideyken bir şeyler ters giderse yeterince kurtarma sandalı olmayacak. Peki ya bir tercih yapmamız gerekirse?

Pusula’da Bugün: "Acı Gerçekler"

 16.10.2017 10:48

Hayatta sevsek de sevmesek kabullenmemiz gereken bazı şeyler var. Mesela kendimizi mükemmel sanırız, ama değiliz. Kendimizi zeki, mantıklı, sonuç odaklı görmeyi çok isteriz ama gerçek bu değil. Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in davranışsal ekonomi dalındaki çalışmaları bu acı gerçekleri ortaya koyuyor: Hepimiz kusurluyuz! Tüm kusurlarımıza rağmen yatırımcılar olarak son dönemde doğru yaptığımız bir şey varsa o da hisse piyasasına olan ilgimiz…