Pusula’da Bugün: Yeni Yıl Kararları

Kişisel listeler yapmak ve bunlara uymak aslında o kadar zor değil… Hedeflerinizi kısa vadeli tutup, aynı anda 12 şeye odaklanmak yerine bunları bir öncelik sıralamasına tabi tutarsanız hedeflerinize ulaşmamanız için bir neden yok. Elbette hedeflerin de muğlak olmaması gerekir. Örneğin “zengin olmak istiyorum” bir hedef değil, temennidir. “Bu yıl yapacağım yatırımlarda disiplinli olacağım, göbek adım zarar-durdur, soyadım kar-al” olacak derseniz, işte bu sizi zengin olmaya götüren bir adım olabilir (Yalnız dikkatinizi çekerim, “olabilir” dedim, “olacaksınız” demedim, sonra gelip yakama yapışmayın). Gelin şimdi 2017’de uygulayabileceğiniz bazı kararlara dair önerilerimize göz atalım.

“Self-control”... Laura Branigan’ın 1984 tarihli şarkısını demiyorum. Şarkının sözlerinin finans dünyası ile uzaktan yakından bir ilgisi olmasa da, yine de nakaratları amacımız için kullanabiliriz: Kontrolü siz ele alın. Tamam, başkalarının ne dediğini de dinleyin, sonuçta her şeyi bilemezsiniz. Bir şeyleri sizden iyi bilen birileri illa ki vardır. Onları dinleyin, onlardan alabileceğiniz ne varsa alın. Ama nihayetinde kararınızı kendiniz verin. Başkasını sizin adınıza karar vermeye teşvik ettiyseniz de kaderinize razı gelin.

 

Dağıtın… Yok, o anlamda değil, “tüm yumurtaları aynı sepete koymayın” anlamında... Unutmayın ki hangi enstrümanda pozisyon aldığınız kadar paranızın ne kadarı ile bu pozisyonu aldığınız da önemlidir. Portföyünüzün tamamı tek bir hisseden oluşuyorsa ciddi bir riske maruzsunuz demektir. Hele bir de günlük piyasa oynaklığı sinirinizi bozuyorsa işiniz çok zor. Dağıtın, rahatlayın... Tek bir enstrümanda ısrarcıysanız diğer türlü de dağıtın zaten, ihtiyacınız olacak!

Kayserilileri dinleyin… Ticari zekalarıyla tanıdığımız Kayserili vatandaşlarımızın güzel bir ilkesi vardır: “Malı alırken kazanacaksın”. Yani mesele bir malın fiyatı düşükken almak değil, ederinden ucuza almak. “Fiyat” ve “eder” farklı kavramlar gördüğünüz gibi. Yıllardır bu kavramı kendisine ana yatırım ilkesi edinmiş bilge yatırımcı Warren Buffet der ki “Ödediğiniz şeye fiyat denir, aldığınız şey ise bir değerdir - Price is what you pay. Value is what you get”. Piyasa, enstrümanların fiyatları hakkında her şeyi bilen, ama bunların ederini sorgulamayan yatırımcılarla doludur. Örneğin bir hissenin fiyatı çok düşmüş olabilir, ama bu fiyat aslında şirketin varlıklarının ederini yansıtmıyor olabilir. Düşük bir fiyatla, ederi yüksek bir şirkete ortak olabilirsiniz. Bundan sonra mantı yerken aklınıza bu gelir belki...                

Kendinizle konuşun (İçinizden konuşursanız daha iyi, dışınızdan olunca sorun yaşayabilirsiniz). Kendinize sık sık “neden” diye sorun… “Neden şu anda altın alıyorum, neden zararda olduğum halde bu hisseyi tutuyorum, neden buradan dolar alarak faiz getirimden feragat ediyorum?” Bu sorulara verdiğiniz yanıtlar sadece sizi ikna etse yeter. Kendinizi ikna ediyorsanız ne ala, yok bu soruları doğru dürüst yanıtlayamıyorsanız yanlış bir yatırım yapmışsınız (ya da yapmak üzeresiniz) demektir. Yakın zamanda sesi dışarı vermeye başlayacaksınız, demedi demeyin.

Kedi fotoğrafları paylaşmaya ara verin… Sosyal medya vakit geçirmek için harika olmakla birlikte, ciddi de dikkat dağıtır. Sosyal medyadaki mevcudiyetinize biraz ara verdiğinizde, düzgün finansal siteleri takip edip tartışarak, gözden kaçırdığınız bir çok şeyi yakalayabilirsiniz. İngilizce biliyorsanız takip edeceğiniz onlarca site ve blog var. Özellikle bloglarda kendi deneyimlerini, düşünce sistematiklerini paylaşan bir çok ünlü yatırımcı ve fon yöneticisi olduğunu göreceksiniz. Bilgiye ulaşmak çok kolay, yeter ki isteyin. Kedi resimlerine de devam edebilirsiniz tabi, her zaman ilgi çeken bir konsept neticede (Ben de yanda yer aldığı üzere zaman zaman kedimin fotoğraflarını paylaşıyorum, diğer tüm fotoğraflardan daha fazla beğeni alıyor kendisi. Fena kıskanıyorum).   

Balık yiyin… Yiyin ki hafızanız güçlensin. Güçlü bir hafıza işler ters gittiğinde hızlıca B planını devreye sokmanızı, sonrasında C planını hazırlamanızı, saniyesinde D planına göz atmanızı, sonra ışık hızıyla A planına geri dönebilmenizi sağlar. Her seferinde oturup şimdi ne yapacağım diye düşünürseniz çok değerli bir vakti ziyan etmiş olursunuz. Piyasalarda senaryolar her gün değişirken sizin tek bir plana bağlı kalmanız mantıklı mı? Unutmayın, hayat her zaman istediğimiz gibi gitmeyecek, değişime açık ve esnek olmamız lazım.

Lamı cimi yok, okuyun… Okumak size yeni şeyler öğretir, bilgilerinizi güncel tutmanızı sağlar, bir konu hakkındaki konsantrasyonunuzu artırır. Sevdiğim yazarlar olan Michael Lewis, Tim Harford, Paul Krugman, Dan Ariely ve Türkiye’den de Hakan Özerol sizi hem eğlendirecek, hem düşündürecek, hem de ekonomi ve piyasalar hakkında yepyeni şeyler anlatacaklar. Bakınız sevgili Hakan Hoca ne diyor: “Elinizdeki bu "Davranışsal Finansa Giriş" kitabını okuduktan sonra da taksi şoföründen aldığınız tüyo ile hisse senedi almaya, canınız sıkıldığı için alışverişe çıkmaya, sinirli bir anınızda dövizinizi satmaya, markete gittiğinizde o anki açlık durumunuza göre sepetinizi doldurmaya devam edeceksiniz. Ama en azından bundan sonra, neden böyle davrandığınızı biliyor olacaksınız”. (Not: “Sen bu aralar ne okuyorsun” diyenler için, Sapiens okuyorum).

Ayakkabınızı boyatın… Meşhur hikayedir: 1928 kışında, ABD’de o zamanın önde gelen yatırımcılarından olan Joe Kennedy ofisine giderken ayakkabısını boyatmaya karar verir.  Ayakkabı boyacısı çocuk, işi bitince Kennedy’ye bir tüyo verir: “Hindenburg al”. Kennedy kısa bir zaman içinde elindeki tüm hisseleri satar ve der ki “Boyacı çocuk sana hisse tüyosu veriyorsa satış zamanıdır. Boğa piyasası bitti”. Sonrası malum, tarihteki en büyük finansal kriz… Muhtemelen Kennedy o gün boyacı çocukla konuşmasaydı da hisselerini satacaktı, ama o konuşma fikrini pekiştirdi. Kıssadan hisse, insanlarla konuşun. Sadece piyasadaki insanlarla değil ama, konu ile ilgisi olabilecek herkes ile konuşun. Ekonominin genel durumunu mu merak ediyorsunuz? Ekonomik göstergeler geriden gelir, insan ise doğası gereği ileriye dönük planlar yaşar. Buyurun size öncü göstergenin en güzeli: Taksici ile, pazarcı ile, şirketinizin güvenlik görevlisi ile ayak üstü de olsun bir konuşun, bakın bakalım onlar ne diyorlar.

Bu kararları uygularsanız ne ala, ama istatistikler diyor ki bunları gene unutacaksınız! ABD’de University of Scranton, Journal of Clinical Psychology dergisi bu konuda bir çalışma yapmış. Buna göre, yeni yıl kararları listesi yapan insanların sadece %8’i kararlarını hayata geçirebilmiş. %24’ü ise bunu asla beceremediklerini, her sene başarısız olduklarını söylemişler. İstatistiklerde en azından gidiş yoluna puan verecek bir şey var neyse ki: İnsanların %75’i yeni yılın ilk haftasında hedeflerini gerçekleştirmek için çaba sarf etmişler. Bu oran aylar geçtikçe düşmüş, düşmüş… Olsun, önemli olan niyet diyelim…

Tufan CÖMERT

Araştırma Direktörü

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

 19.10.2017 11:14

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Pusula’da Bugün: "Bir Tercih Olarak “İyimserlik”"

 17.10.2017 11:17

Günlük hareketlere baktığımızda piyasalar çok hareketli, her an izlenecek bir haber, verilecek bir tepki var, değil mi? Buna biraz daha uzun bir zaman diliminde baktığımızda ise hemen hemen tüm oynaklık göstergeleri tarihi diplerine yakınlar. Bu, hem iyi, hem de korkutucu. İyi, çünkü piyasalardaki iyimserliğin dozunu gösteriyor ve buna bakarak diyebiliyoruz ki “piyasalar için olumlu görüşümüzü koruyoruz”. Kötü, çünkü biliyoruz ki herkes aynı gemideyken bir şeyler ters giderse yeterince kurtarma sandalı olmayacak. Peki ya bir tercih yapmamız gerekirse?

Pusula’da Bugün: "Acı Gerçekler"

 16.10.2017 10:48

Hayatta sevsek de sevmesek kabullenmemiz gereken bazı şeyler var. Mesela kendimizi mükemmel sanırız, ama değiliz. Kendimizi zeki, mantıklı, sonuç odaklı görmeyi çok isteriz ama gerçek bu değil. Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in davranışsal ekonomi dalındaki çalışmaları bu acı gerçekleri ortaya koyuyor: Hepimiz kusurluyuz! Tüm kusurlarımıza rağmen yatırımcılar olarak son dönemde doğru yaptığımız bir şey varsa o da hisse piyasasına olan ilgimiz…