Pusula’da Bugün: "Yorum Meselesi"

Portekiz’in Madeira adası, geçen hafta havaalanının ismini, günümüz futbolunun süper yıldızlarından Christiano Ronaldo için değiştirdi. Madeira doğumlu olan Ronaldo için düzenlenen tören bununla sınırlı değildi: Havaalanına kendisinin bir de büstü dikilmişti. Dikilmişti dikilmesine de bir sorun vardı: Büst Ronaldo’ya pek benzemiyordu. Sosyal medya yıkılırken, heykeltıraş Emanuel Santos kendini savundu: “Yunanları ve Truvalıları memnun etmek imkansız. Hz. İsa da herkesi memnun edememişti”… Bu açıklamayı iki gündür anlamaya çalışıyorum, ama beyhude. Belli ki Santos’un olayları yorumlama şekli genelden çok farklı.. Hoş, mesele olayları nasıl yorumladığımız ise zaten piyasanın eline kimse su dökemez…

Finans dünyasında sık sık galeyana gelip, bazen bir hayalin peşinde koşarız. Bu toplu histeri kısa vadede mutlu şekilde sonuçlanabilir, ama orta-uzun vadede olmayacak duaya amin demenin sonuçları bellidir: Kriz, çöküş, bunalım, artık adına ne derseniz… Piyasalarda her şey, neyi nasıl yorumladığınızla ilgilidir sonuçta…

Bu noktada, piyasaların olayları işine gelen şekilde yorumlama eğilimini gayet yakından görüyor, biliyoruz. Kuşkusuz bu yorumlamada ağırlıklı kriter, nasıl para kazanırız baskısı. Trump’ın Başkan seçilmesini önce felaket, sonrasında ise “iyi de bunlar olursa borsalar şahlanacak” diye yorumlayan piyasalarda şu anda neyi nasıl yorumlamak gerektiği hiç mi hiç net değil. O yüzden de geçenlerde bahsettiğim ve yılbaşında hemen herkesin hemfikir olduğu trade önerileri bir yere gitmiyor. En azından bu konuda istikrar var.

Piyasaların kafasını karıştıran önemli bir etken, bizzat Trump’ın kafasının karışık olması. İşin kötüsü Trump bu şekilde son dönemin belki de en önemli toplantısına katılacak. Dünyanın güçlü ülkelerinin liderlerinin bir araya gelmesi her zaman önemlidir, hatta çoğu zaman da gergin bir ortam olur. Bu hafta ABD’de yapılacak olan ABD-Çin Devlet Başkanları zirvesi de işte böyle gergin bir zaman denk geldi. Hoş, bu gerginliği yaratan yine Trump. Cuma günü, kendisi iki talimatı (executive order) imzaladı. Bunlardan ilki, ABD’nin dış ticaretini etkileyen tüm etkenlerle ilgili ayrıntılı bir rapor hazırlanması ve böylece olası ticaret ihlallerinin ortaya çıkarılması üzerine. İkinci talimat ise anti-damping kurallarını daha da sertleştirmeye yönelik. Eve misafir davet edip, geldiğinde dayak yiyeceğini dünya aleme ilan etmenin manası nedir diye merak ettiniz mi siz de?

Mesele gündem saptırması gibi görünüyor. Obama’nın sağlık reformunu kendi partisi içinde destek bulamadığı için değiştiremeyen Trump, kampanya döneminde Ruslardan teknik yardım aldığına dair iddialar yüzünden ateş altında. Bu soruşturmanın devamı Trump’ın Başkanlık görevinden azledilmesine kadar gidebilir. Böyle ciddi iddialar varken Trump’ın en kolay kamuoyu desteği sağlayabileceği taktik belli: Acilen kendisine bir düşman yaratması lazım. Zaten seçim kampanyasında üzerine sıkça oynadığı Çin işte bu ortamda “kum torbası” olarak ortaya çıkıyor. Trump, Çin ile görüşmelerin oldukça zor geçeceğini Cuma günü yazdı. Görüşmeler Trump’ın Çin konusundaki danışmanı Navarro’nun görüşleri etrafında geçecekse, hakikaten oldukça tatsız bir zirve piyasaları bekliyor demektir. Zira Navarro’ya göre Çin herkesin birbirini dolandırdığı, hırsızlarla dolu, tek amacı dünyaya hakim olmak olan bir ülke. Tabi tam böyle demiyor kendisi, ama üç aşağı beş yukarı ana fikir bu eksende. Trump’ın da seçim kampanyası sırasında Çin’in ABD’den istihdam çaldığını, Amerikan halkının yaşam standartını düşürdüğünü söylediğini hatırlatayım. Normal şartlarda karakolda bitecek gibi duran bu zirvede (medeni bir ortam olacağı varsayımıyla) konuşulacak ana konular ABD-Çin ticaret dengesizliği, Çin’in çelik üretiminde aşırıya kaçtığı iddiası, Kuzey Kore’nin askeri durumu ve Güney Çin Denizi’nde Çin’in hamlelerinin yarattığı tedirginlik…

Henüz bu yönde net bir işaret yok, ama konuların hassasiyeti nedeniyle piyasalar tedirgin olmalı. Piyasa açısından en kötü senaryo Trump’ın kampanya söyleminde ısrarcı olması ve Çin’den yapılan ithalata %45 vergi koyması olur. Bu, küresel bir ticaret savaşını başlatacak hamle olur, piyasa etkileri de Trump’ın Başkan seçilmesinin ardından düşünüldüğü gibi olur: Daralan küresel ticaret hacmi, güvenli liman enstrümanlarına artan talep, gelişen ülkelerden yoğun çıkışlar… İyimser senaryoda ise Çin ABD’nin alt yapı projelerine destek vereceğini açıklar, barış çubukları yakılır, piyasalarda halen korunan risk iştahında bir bozulma olmaz. Bu toplantı sonrasında doğrudan böyle kararlar çıkmayacak büyük olasılıkla; diplomatik, yanar döner dil muhafaza edilecek. Zaten Çin’den gelen yorum da ilginç: ABD’ye karşı verilen ticaret fazlası adil olmayan rekabet uygulamalarından kaynaklanmıyor, ekonomik yapılardaki farklılıklar ve küresel uzmanlığın farklılaşması buna yol açıyor. Yine de dikkat etmekte fayda var.

Küresel gündemde bu hafta piyasalar bu görüşmeye ve ABD istihdam verilerine odaklanacak. Yurtiçi piyasalar ise ağır aksak seyrediyor, zaten referandum öncesinde ciddi bir çıkış trendi beklememek lazım. Yerli yatırımcılar bir süredir kurdaki düşüşten hiç etkilenmişe benzemiyorlar. Son yayınlanan TCMB verilerine göre 24 Mart ile biten haftada yerli yatırımcılar $1,3 mlr daha aldılar. Böylece yılbaşından bu yana döviz mevduatlarındaki artış $7,2 milyara ulaştı. Yerlilerin yeniden dövize dönmeleri için ya Türkiye ekonomisi ve TL’ye dair beklentilerin ciddi şekilde iyileşmesi ya da küresel piyasalarda getiri arayışının yeniden gelişen ülke kurlarına talep doğurması lazım. Şu anki küresel gündem kesinlikle kötümser değil, ama bundan daha iyiye gideceğini düşündürecek bir şey de yok.

 

Kim bilir, belki de  Heykeltıraş Santos’un iyimser dünyasında yaşamalıyız. Santos büstü savunurken demiş ki “böyle bir eseri yaratmak göründüğü kadar kolay değil, tamamlamak tam 15 günümü aldı. Ortaya çıkan şey bir zevk meselesi.” Önceden havalimanında temizlik görevlisi olarak çalışan ve son iki yıldır “kendisini tam zamanlı bir heykeltıraş olmaya adayan” Santos, Ronaldo ve annesinden ‘tam puan’ aldığını savundu: “Ronaldo büstü beğendi, sadece birkaç kırışıklığın düzeltilmesini istedi”… Ne diyelim, Ronaldo hakikaten kibar bir insanmış…

 

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Hesap Kitap”

 19.10.2017 11:14

Yatırım yaparken en baştan belirlememiz gereken bazı şeyler vardır: Yatırımımızın hedefini, bu hedefe ulaşmak için bekleyebileceğimiz azami süreyi, beklentimiz yanlış çıkarsa da zarar durdur seviyemizin ne olacağını belirlemeliyiz. Bunlar zaman içinde güncellenebilir, ama ilke hiç değişmemeli: Hesap kitap yapmadan bir yatırıma girilmez. Hesap kitap yapmadan afaki açıklamalar yapmak da bir Hazine Bakanı’na hiç yakışmaz…

Pusula’da Bugün: "Bir Tercih Olarak “İyimserlik”"

 17.10.2017 11:17

Günlük hareketlere baktığımızda piyasalar çok hareketli, her an izlenecek bir haber, verilecek bir tepki var, değil mi? Buna biraz daha uzun bir zaman diliminde baktığımızda ise hemen hemen tüm oynaklık göstergeleri tarihi diplerine yakınlar. Bu, hem iyi, hem de korkutucu. İyi, çünkü piyasalardaki iyimserliğin dozunu gösteriyor ve buna bakarak diyebiliyoruz ki “piyasalar için olumlu görüşümüzü koruyoruz”. Kötü, çünkü biliyoruz ki herkes aynı gemideyken bir şeyler ters giderse yeterince kurtarma sandalı olmayacak. Peki ya bir tercih yapmamız gerekirse?

Pusula’da Bugün: "Acı Gerçekler"

 16.10.2017 10:48

Hayatta sevsek de sevmesek kabullenmemiz gereken bazı şeyler var. Mesela kendimizi mükemmel sanırız, ama değiliz. Kendimizi zeki, mantıklı, sonuç odaklı görmeyi çok isteriz ama gerçek bu değil. Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Richard Thaler’in davranışsal ekonomi dalındaki çalışmaları bu acı gerçekleri ortaya koyuyor: Hepimiz kusurluyuz! Tüm kusurlarımıza rağmen yatırımcılar olarak son dönemde doğru yaptığımız bir şey varsa o da hisse piyasasına olan ilgimiz…