Pusula’da Bugün: "İyi Ye, İyi Uyu"

Potansiyel olarak yüksek bir getiri vaat eden ama yüksek riskli bir enstrümana yatırım yapıyorsanız, her şey yolunda giderse iyi para kazanıp iyi yemek yiyebilirsiniz ama gece uyumakta zorlanacaksınız. Öte yandan güvenli, ama görece düşük getirili bir enstrümana yatırım yapıyorsanız gece iyi uyuyacaksınız, ama kazanacağınız para ile iyi bir yemek yemeniz zor. Dolayısıyla bu ilkenin bize verdiği mesaj açık: “Yatırımlarında bir denge kur, sürekli risk peşinde olma”. Peki, piyasalar bu ilkeyi ne derece dikkate alıyorlar diye sorarsanız, bunun tek bir yanıtı yok, zamanın ruhuna göre değişen yanıtlar var derim. Piyasalar son aylardaki “iyi yemek” tercihine bugünlerde biraz ara vermiş gibi görünseler de herkesin gözü hala burada, kuşkunuz olmasın.

 

Bugünkü fiyatlamalara bakalım mesela… Kuzey Kore haberleri sonrasında piyasalarda gördüğümüz risk azaltma eğilimi dün ağır aksak da olsa devam etti. Bu, piyasalardaki iyimserliği tamamen bitirmek için yeterli midir derseniz, işte orası şüpheli. K.Kore-ABD gerginliği artmamış olsaydı dahi bir süredir bahsettiğimiz çelişkiler netti: Risk iştahı o kadar güçlü ki piyasa hiçbir şeyi görmek istemiyor. Ne değerlemelerin sınırına ulaşmış borsalar, ne çok parlak bir ekonomik başarı sergilememelerine rağmen haftalardır fon çeken gelişen ülkeler, ne de Fed’in faiz artırma niyetine rağmen yükselemeyen tahvil faizleri bu risk iştahına yansıdı. Fiyatlamalar ile ekonomik gerçekler pek örtüşmüyor değil mi? Buna yanıtınız evet ise, kriz sonrası dünyanın gerçeklerini gözden kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü bu bol likidite ortamında risk iştahı, getiri arayışı hemen her şeyin üzerinde.

 

Bu nedenle dünyanın sonunun getirebilecek bir olaya karşı piyasadaki tepkiler ziyadesiyle sakin, hatta gereksiz rahat gibi görünüyor. Güvenli liman talebinde hafif bir artış (altın, ABD tahvilleri, CHF, kısmen de USD) ve buna uyumlu olarak görece riski varlıklarda (borsalar, gelişen ülke para birimleri ve tahvilleri) hafif bir satış dışında fazla bir şey yok. Bu eğilime “aklıselim” diyebilirsiniz tabi, ya da “bunun için tatil yarıda kesilir mi canım” diyerek de yaklaşabilirsiniz. Sanırım piyasalardaki savaş çıkmaz varsayımı daha mantıklı. Zaten varsayalım ki kabus gerçekleşti ve nükleer savaş başladı. Finans piyasası mı kalacak ortada? O yüzden dün de bahsettiğim gibi “dünya dönmeye devam edecek” varsayımı piyasaların temelinde yattığı sürece her şey fiyatlanacak bir risk ya da fırsat olarak görülmelidir.

Finansal piyasalarda kısa vadede fiyatlanacak en önemli konu yarın açıklanacak ABD enflasyon verileri. Aslına bakarsanız yanda da gördüğünüz üzere enflasyonda eğilim hala aşağı yönlü. Aylık bazda bir artış görsek de, çekirdek verideki düşüş dursa da bunun piyasadaki fiyatlamaları kayda değer ölçüde değiştirmesi zor. Tersine enflasyon düşmeye devam eder ise o zaman artık Fed’in 2017 içinde faiz artırma olasılığını şu anda olduğu gibi %40’larla değil %20’lerle ifade etmeye başlayacağız. Bunun sonucu da, K. Kore vs haberlerine rağmen dolarda değer kaybı, risk iştahında yine artış olacak.

Zaman zaman çeşitli nedenlerle soluklanacak olsa da genel yaz rehaveti ve iyi yemek arayışı hala piyasalardaki hakim tema. “Ağustos ayının tümünde izlenecek en önemli olay ne” diye sorarsanız sadece Jackson Hole toplantısı derim. Merkez Bankalarının yıllık toplantısı niteliğindeki Jackson Hole’un önemi 2008-2009 krizi sonrasında merkez bankalarının önemli politika değişikliklerinin sinyalini burada vermiş olmaları. Piyasalar da toplantıya hala bu gözle bakıyorlar. 24-26 Ağustos’ta yapılacak bu yılki toplantıda ise gözler Fed’de değil muhtemelen ECB’de olacak. Piyasa beklentisi tahvil alımlarını azaltma konusunda bir takvim verilmesi ve faiz artırımları konusunda iyi kötü bir yol haritası açıklanması. Piyasa bunu bekliyor beklemesine de, sene başından bu yana USD karşısında %12 değerlenen EUR nedeniyle enflasyon beklentileri düşerken ECB nasıl ve neden faiz artırımı konusunda bir yol haritası açıklayacak?

Bu genel rehavet ortamı doğal olarak Türkiye’ye de sirayet etmiş durumda. Yurtiçinde fiyatlanacak yeni bir konunun bulunmaması, yatırımcıların gözünün tamamen yurtdışında olmasına yol açıyor. Fakat bu cephede de bir şey olmayınca yapacak fazla bir şey yok. Ya da durun, bu sıkıcı gündemde belki kendinizi Draghi yerine koyup Jackson Hole öncesinde ECB politikasına yön vermek istersiniz.

Tufan Cömert

Birim Müdürü - Yatırım Danışmanlığı

tcomert@garanti.com.tr

Pusula’da Bugün: "Ayarsız"

 01.12.2017 10:57

Diğer insanları pek bir şey yapmadan para kazanırken görmek gücünüze gider, değil mi? Hele o esnada siz para kaybediyorsanız bu daha da kötüdür. Son 3 aydır dünyada harika bir iyimserlik ortamı varken, dolar değer yitiriyorken, sizin ülkeniz bunlardan hiçbir şekilde faydalanamamışsa sinirlenmekte haklısınız. Aklınızdan “trene binmek” ve kolayca para kazanmak geçiyor. Çok güzel.. Peki, hesap kitap yaptınız mı? Mali konularda ayarsız olmak kendinize yapacağınız en büyük kötülüklerden biridir, inanamıyorsanız insanlığın yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından Isaac Newton’a sorun!

 

Pusula’da Bugün: "Kaçan Fırsat”

 24.11.2017 09:55

Piyasalarımızda son 3 aydır yaşadığımız gerilimin ardından, nihayet bir soluklanma görüyoruz. Bunun önemli bir kısmı küresel piyasalar kaynaklı. MSCI GOÜ hisse endeksi son bir hafta içinde %3’e yakın primlendi, dolar endeksi Kasım ayının ikinci haftasından sonra gerilemeye başladı. Biz ise bu iyimserlikten faydalanamadık. Peki, ne değişirse yine iyimser olmalıyız?

Pusula’da Bugün: "Zincirleme Tepki”

 20.11.2017 10:47

Geçtiğimiz hafta  Japonya’da bize son derece tuhaf gelen bir olay oldu: Yetkililer, bir tren istasyondan 20 saniye erken kalktı diye özür diledi. Bizim gibi dakikliğin pek önem arz etmediği coğrafyalar için magazin haberinin ötesine geçmeyen, dost sohbetlerinde “ya bu Japonlar da ne ilginç insanlar” diyerek eğlendiğimiz bu olay üzerinde pek durulmadı. Zaten 20 saniye nedir ki insan hayatında, değil mi? Peki, ya bu 20 saniyenin önemi bizim düşündüğümüzden fazlaysa? Ufak, önemsiz görünen şeyler ya tahminimizden çok daha önemli şeyleri barındırıyorsa?